Şirinyer Parkı/ Mehmet Güzelay

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi
Şirinyer Parkı’na yeni, devasa bir kaydırağın yapıldığını duymuştuk, ama okul yüzünden gidemiyor, hafta sonunu büyük bir merak ve heyecanla bekliyorduk.

 

Nihayet beklediğimiz gün gelip çatmıştı. Ben, Heci, Elbeyi, Kenan, Davut… İşçievleri’nden aşağıya doğru güle eğlene yürümeye başladık. Yolda bizi görüp de aramıza katılanlar  olmuştu.

İşçievleri yol bitiminde sağa dönüp Menderes Caddesi üzerinde yürümeye başladık. Benzinliğin oradan yolun karşısına geçtik, oradan da parka.  Kaydırak tüm muhteşemliğiyle karşımızda duruyordu. O kadar devasa bir kaydıraktı ki, gördüğümüze inanamadık.  Upuzun bir merdiveni vardı, yüksekliği ise en az on metreydi. Korkuyor, merdivenlere çıkmaya çekiniyorduk.

Heci, “Ben çıkıp kayarım,” dedi. Zaten Heci çok atletikti. İyi parende atardı.

“Hadi Şerif,” dedi Heci. “Sende arkamdan gel.”

Cesaretlendim ama korkum devam ediyordu hâlâ. Evin tek oğlan çocuğuyum ya, başıma bir hal gelirse babama ne diyecektim. Üstelik üstüne çok temiz bir dayak yiyeceğimin de farkındaydım. Heci bir kez daha üsteledi. Ardından Kenan ve Elbeyi, “A…na koyarım böyle kaydırağın, biz değil, o korksun bizden!” deyince daha çok cesaretlendim.

Başladık merdivenlere tırmanmaya, en önde Heci, arkasında Elbeyi, onun arkasında Kenan, Kenan’ın arkasında ben, benim arkamda da geriye dönüp kaçmayayım diye de Davut bekliyordu. Üst basamaklara çıktıkça korkum artıyor, heyecandan küt küt atan kalbimin sesini duyabiliyordum. Zirveye çıkmıştık ama bu kez de aşağıya kaymaya korkuyorduk. Heci, “Beni takip edin,” diyerek ilk o kaydı. Aşağıya vardı. Bizim kaymamızı bekliyordu.

 “Hadi, kayın!” diye bağırdı. “Ben sizi burada tutarım.”

Arap Kenan önümüze geçti. “Ben kayıyorum,” dedi ama gözleri pek hoş bakmıyordu bize. O kaymaya başlayınca hepimize bir cesaret geldi. Peş peşe arkasından kaymaya başladık. Kaydırağın son kısmında bir kuş gibi uçarak, en az iki metre uzağına düşüyorduk. Kıçlarımız ağrımıyor değildi. Heci, bizim bu komik halimizle dalga geçiyor, kahkahalarla gülüyordu.

Korkuyu atlatır atlatmaz tekrar basamakları çıkarak korkusuzca kaymaya başladık.

Kategori: 

Yorumlar

Bunları Okudunuz mu?

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...