Güncel

Giden(lerin) İki(sin)den Kalanlar)[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

hatırlanması o insanı ölümsüz kılar.”[1]
 
13 Nisan 2015 günü, dünyanın iki ayrı köşesinden iki yazarı aldı götürdü. İki çok yönlü entelektüel, Uruguaylı Eduardo Galeano ile Almanyalı Günter Grass, artık yoklar. Onlar art arda hayatlarını kaybederken; John Berger’ın Galeano için dediği gibi, Onlar yalanların, kayıtsızlığın, unutkanlığın düşmanlarıydılar.

Başyapıt ‘GABO’nun Kendisiydi, Hayatıydı[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

onu yaşadığın için gülümse.”[1]
 
87 yaşındayken biz(ler)i bırakıp gitti Gabriela García Márquez…
“Öldü” denilen  ‘Gabo’, “Ben ölümden korkmuyorum, sadece ölüme karşı bir kızgınlık hissediyorum”… “Bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse”… “Kişi ölmesi gerektiğinde değil, ölebildiğinde ölür,” derken; ‘Kolera Günlerinde Aşk’ta da ekliyordu: “Hiçbir şey insana, kendi ölümü kadar benzeyemez…”

Koku!

H.Gürer kullanıcısının resmi

Çürüyen herhangi bir nesne gibi değil, rutubet değil, irin değil, ceset değil, dışkı değil, bilinmeyen bir koku… Ağır ve dayanılmaz… Yakıcı ve keskin kokudan direği kırılan burnunun, zonklayan beyninin, boğulan ciğerlerinin basıncıyla dayanamayarak sokağa attı kendisini.
 
Sokağa sinmiş evin kokusu. Yoksa tam tersi miydi, sokağın kokusu muydu eve sinen?! Tek farkı daha hafif, daha ‘az’ rahatsız edici. Ama aynı sersemletici, bezdirici, dayanılması güç, çekilmez koku.
 
 

Tecavüz

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

 
TECAVÜZ
Sınava bir gün kalmıştı. Yıllarca verdiği emeğinin karşılığını almak istiyordu artık. Her şey yolundaydı. O son günde, kitabı kalemi bırakmış, yorulan zihnini dinlendiriyor, gireceği sınava yoğunlaşıyordu. Hanife, tam da o gün Elif’i ziyarete geldi. Hem sınıf arkadaşı, hem komşuydular. Sınavla ilgili sohbet ediyor, bir yandan da çaylarını yudumluyorlardı.
“Elif ’cim, eminim ikimiz de aynı üniversiteyi kazanacağız. Şimdiki gibi üniversite hayatımız da birlikte geçecektir.” dedi Hanife.

Yavuz Selim Alevi Kızılbaşların Katilidir

Erdal Yıldırım kullanıcısının resmi

Üçüncü Boğaz Köprüsünün İstanbul’un doğasına, iklimine ve ekolojik dengelere verdiği zararın yanında, iktidarın yandaşları ve işbirliği yaptığı cemaatlere yeni rant alanları yaratması, İstanbul kentinin yeni beton yığınlarına dönüştürülmesinin yanı sıra başkaca da özellikleri var.
 
Bunlardan en belirgin olanı bu köprünün ismidir: Yavuz Sultan Selim Köprüsü

Milliyetçilik Virüsü ve Futbol[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

kazanmak söz konusu değil.
Ama bazı yenilgiler
ötekilerden daha iyidir...”[1]
 
Şenol Güneş’in ifadesiyle, “Eskiden toklar maç seyreder açlar oynardı, şimdi açlar seyrediyor toklar oynuyor”ken; bu tanım, günümüzde futbolunun nasıl bir hâl aldığını anlatır hepimize...
Görülmesi gerek: Günümüz futbolu, bir oyundan çok bir endüstri hâlini aldı... 

Çocuklara Kıymayın Katiller!

Erdal Yıldırım kullanıcısının resmi

Sis üzümleriyle, dağ öbekleriyle,
Gözlerine hiç kimse bakmak istemez,
Ölüsün çünkü, dirileceğin de yok”

F.G.Lorca
 
Bundan aylarca önce de Suriye'de vahşi emperyalistlerin kurduğu, desteklediği ve dünya halklarının başına bela ettiği Işid, ÖSO, El Nusra, El Kaide, Ahrar üş-Şam vb gerici, selefi çetelerin katliamlarından, ölümden kaçan ve yollarda yaşamını yitiren binlerce kişiyi gördük, duyduk, okuduk. Bunlardan biri Bodrum sahillerinde ölen Kobane'li, 2 yaşındaki bir çocuk AYLAN KURDİ'ydi. 

Bir/1 olmak, yaşamı ve geleceği kazanmak! H.Gürer

H.Gürer kullanıcısının resmi

Kiminle konuşursanız konuşun, herkesin mevcut duruma, gidişata dair ciddi eleştiriler yapmasıyla karşılaşırsınız. Kiminle konuşursanız, “kimse yan-yana gelmiyor, kimseyle bir şey yapılmaz” denilen depresif haller görürsünüz. Kimsenin kimseleri sevmediği, bir araya gelmediği garip haller. Oysa herkesin bir arada olmaya ne kadar çok ihtiyacı var! Bir araya gelmeyenlere “bir’ey olarak üzerine düşeni yap” dersin, onu da yapmaz. “Bir” kişi ile bir şey olmaz/değişmez” denip işin içinde çıkarlar/çıktıklarını sanırlar.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Güncel beslemesine abone olun.