Güncel

Alayına İsyan, Hepsine “Hayır”![1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Bir kez girilmiş sokaklar
Açılmamış kapılar...”[2]
 
Eninde sonunda nihayete erecek karanlık ve kaotik bir dönemin ortasındayken; 12 Mart’ları, 12 Eylül’leri aratmıyor yaşa(tıl)dıklarımız! Hatta aşıyor ve “küçük çaplı” bir 1915’i anımsatıyor nerdeyse…
Evet zor günlerden, hatta zamanlardan geçtiğimiz; acı çektiğimiz, zorlandığımız doğrudur; bunu saklayacak değiliz…
Tam da bu kesitte karşımıza dikilen 16 Nisan 2017 referandumu; basit bir referandumdan da ötede değer ve anlam taşıyor; ama bu kadarla da kalmıyor…

Bir “Eleştiri”ye Kısa Kenar Notları[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

wê mêş pêvedin.”[1]
 
“Indignatio facit poetam/ Haklı olarak duyulan infial, şair yapar” gerçeğinin altını çizerek, “İnsanı yaşama bağlayan şey olarak şiir; düş ve gerçeğin coğrafyasıdır; düşünce ve duyguların alfabesidir. Aşkı, isyanı görünür, dillendirir hâle getirendir; başkaldırının dilidir; ezilmişlerin sesidir,”[2] demişiz…
Yanlış mı demişiz, haksız mıyız?

Erkek özgürleşmeden

İsmail Güner kullanıcısının resmi

Genel olarak tüm toplumlarda, özel olarak da Mezopotamya ve Anadolu toplumlarında, insanlığın tek yönlü gelişimi zararlı ve yıkıcı etkiler gösterir. Bunun nedenleri araştırıldığında kadınlara din eksenli yaklaşımlardan kaynaklı bir sorun olduğu ortaya çıkar.
Kadın sorununa daha derinlikli yaklaşıldığında, biyolojik bir cins olmanın ötesinde kadının erkeğin hizmetini gören, ona kul-köle olan, görevinin çocuk emzirmek, kocasının şehvetini gidermekten ibaret olduğu görülecektir.

İktidar, Eğitim, Üniversiteler ve Gençlik

Temel Demirer kullanıcısının resmi

.1) İKTİDAR VE EĞİTİM
 
 
II. AYRIM: SOMUT VEYA TOPLUMSAL PRATİK
 
II.1) TÜRK(İYE) EĞİTİM(SİZLİĞ)İ
 
II.2) PARALI EĞİTİM NOTU
 
II.3) PROJE OKULLAR PARANTEZİ
 
II.4) HÂL VE GİDİŞAT
 
II.5) TERÖRİST BASKILAR
 
 
III. AYRIM: ÜNİVERSİTE(LER) VE YÖK
 
III.1) ÜNİVERSİTE(LERİ)
 
 

Acı: Köklü bir tohum gibi yüreğimde

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

"La bise" rüzgârı gibiyim.

Oysa acıyı kim bizim kadar tanıyor ki, acı gölgemiz ve nefesimiz olsa da, acıyı tanımak ve bilmek yetmiyormuş, yaşamak yaşamak gerekiyormuş. Sırlarla yüklü doğa! Big-bang! Kauntum, Aristo mekaniği, Newton'un beşiği, Darwin, Tanrılar ve Tanrıçalar... Mitik ve yitik sesler… Fosiller kitabeler, firavunlar, lahitler… Davut, Musa, İsa, Muhammed ve Mezopotamya... Kentler, ilçeler ve köyler...

AKP’nin –Kapitalizm Patentli-Çevre Pratiği[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

İnsan(lık), sürdürülemez kapitalist vahşetin devreye soktuğu ekolojik felaketle yüz yüzedir.
Yaşar Kemal’in, “Evrende iki sonsuz doğurgan yaratıcı güç vardır. Biri insan, öbürü doğa. İnsan, yaratıcılığını yitirdiği gün, doğa yaratıcılığını bitirdiği gün her şey bitecektir,” uyarısı eşliğinde küresel ısınmadan, diğer verilerine dek bunu görmeden gelmek, artık mümkün değildir.
Özellikle de AKP’nin -kapitalizm patentli- çevre pratiği göz önünde bulundurulduğunda…
* * * * *

Paranoya ve Megalomaninin (“Yeni”) Rejimi[1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

gücün yeni biçimlerini!”[2]
 
Bilmem fark ettiniz mi? “Yeni Zamanlar”ın “yeni entelektüelleri” ve Kaç-ak Saray’ın “gözde” kalemlerinden İbrahim Karagül, Yeni Şafak’ın 23 Aralık 2016 tarihli nüshasında bir “manifesto”(!) kaleme aldı.
Bugünkü iktidar partisinin gerisindeki iradenin paranoya ve ihtiraslarını olabilecek en açık şekilde gözler önüne seren ve sürüklenmekte olduğumuz “Başkanlık” sisteminin kurucu mantığını açığa çıkartan bir “manifesto”. Karagül, “manifesto”(!)suna şu sözlerle başlıyordu:

Totalitaryanizmi Sokakta alt edebilmek…[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

Yıllar önce, başbakanlığı sırasında Süleyman Demirel’in, sonradan bir “özdeyiş” hâline gelen bir sözü olmuştu. Sokak gösterilerinin, protestoların zirve yaptığı günlerdi. “Yürüsünler, demişti Demirel. “Yürümekle yollar aşınmaz.”
Kimileri tarafından bir “demokratlık gösterisi” olarak alkışlanmıştı bu sözler. Bence değil. Demirel’in “demokrat”lığındansa, o yıllar egemenlerin kendilerine olan güvenlerinin göstergesiydiler. “Sokaktakiler ne derse desin, biz işimizi yürütürüz” güveni.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Güncel beslemesine abone olun.