DUY DA İNANMA, ARİF ÖĞRETMEN
Tek bir dileği vardı: Üniversiteyi kazanıp öğretmen olmak istiyordu. Ailesi fakirdi. Yaşadığı köy ilçeye yakın olduğu için, taşımalı eğitim sistemiyle liseye kadar okuyabilmişti.
Tek bir dileği vardı: Üniversiteyi kazanıp öğretmen olmak istiyordu. Ailesi fakirdi. Yaşadığı köy ilçeye yakın olduğu için, taşımalı eğitim sistemiyle liseye kadar okuyabilmişti.
Şövalyeler diyarı Rodos, Osmanlı’nın işgaline uğramış. Osmanlı’ya ait eserler birkaç camiden ibaret yalnızca. Ada ise buram buram tarih kokuyor. Sonraları İtalyanlar da işgal etmiş. Adanın özgün bir kültürü var. Sembolleri ise Rodos şehrindeki geyik heykelleri…
1.1) BASKI(LAR) VE SALDIRI(LAR)
1.2) YOLSUZ(LUK)LAR
1.3) YSK PİYONU
1.4) KÜRT FAKTÖRÜ
1.5) 16 NİSAN ABARTILARI, ZIRVALARI
2) REFERANDUM SONRASI
2.1) OYSA!
2.2) CHP’NİN TAVIR(SIZLIĞ)I
3) POST-REFERANDUM GÜZERGÂHI
3.1) REJİMİN SİYASAL VEÇHESİ
proletaryanın köpeği olurum.”[1]
“Tüm bu ipleri elinde tutanlar oyun içinde oyun oynuyorlar. Medya, televizyonlar ve diğerleri aracılığıyla, bütün güçleriyle halkın kendilerinin sebep olduğu şartların içinde yaşamayı kabulünü sağlamaya çalışıyorlar.”
elim tabancamın kabzasına gidiyor.”[1]
Söze şu saptamayla başlamalı: İktidarını sağlama alıp “demokrasi, liberalizm, AB’ye uyum” gibi retorikleri bagajından boşalttığından beri, AKP’nin eğitim politikası iç içe geçmiş iki eksen etrafında biçimleniyor: İslâmîleş(tir)me ve piyasalaştırma…
Yer kürenin tüm kıtalarında, dev medya tekelleri aracılığıyla, insanlığa yönelik ideolojik saldırılarla bilinçler üzerinde daha güçlü bir hegemonya kurulmak isteniyor. Uluslararası sermaye kendisini yeniden örgütleyip üretirken, ideolojik hegemonyasını sağlama aracı olarak kullandığı medya bu reorganizasyon da önemli rol oynuyor. Topluma egemen güçler, medya ile kitleleri manipüle edip onların rızasını yeniden-yeniden üreterek, manipüle ettiği ‘bilginin’ kontrolünü sağlayarak, kitlelerin iradesi üzerinde baskın bir hegemonya oluşturuyor.
Giysilerimizin vücut şeklimizi biçimlendirip şekillendirmesindeki etkisi gibi, kullandığımız teknoloji de algımızdan, düşünüş ve yaşam tarzımıza, uzuvlarımızı kullanmaya kadar bizi biçimlendirip şekillendirmektedir. İşte bu vb. birçok nedenden ötürü teknoloji CEO’larının bu teknolojiyi kendileri ve çocuklarının kullanmadığını biliyor muydunuz? Hatta kendilerinin de akıllı olmayan telefonlar kullanarak bunun nedenini soranlara “akıllı telefon kullanacak kadar boşa harcayacak zamanım yok” dedikleri de bir sır değil.
2 Temmuz 1993, Türk-İslam sentezinin şeriat ayağını oluşturan güçler, kendilerine tanınan olanakları kullanarak devleti teslim aldılar. MİT'in tertibi, devletin bilgisi, hükümetin ve Genelkurmay’ın onayı ile pırıl pırıl 33 canımız dünyanın gözü önünde yakıldı.
Şeriat, kitle tabanını oluşturmuş, sonuca gidecek siyasal önderliğini arıyordu. Aynı yıl İstanbul Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, Aziz Nesin'e bir TV kanalında şeriatçı olduklarını ilan ediyordu.
Renklileri
Delileri severim,
Bir de delilikleri.”[1]
Akif Kurtuluş’un, “Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya; bana aynı gün ölmüş gibi geliyor hep. Bunu yeni düşünmeye başladım,” saptamasını müthiş önemserim…
Çünkü…
* * * * *
Ülkü Tamer, bir şiirinde O’ndan şöyle söz etmişti: “Tanrı/ Bin birinci gece şairi yarattı,/ Bin ikinci gece Cemal’i,/ Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı,/ Başa döndü sonra,/ Kadını yeniden yarattı”…
Bu bakış açısı CHP söz konusu olduğunda başta Kürt yoldaşlarımız olmak üzere sol çevrelerde de oldukça yaygın.
Bu arkadaş ve yoldaşlarımız hala mevcut durumu kavrayamadılar. Siyaseti on yıl öncesinin koşullarına göre yapıyorlar. AKP ile flört etmenin şeytanla aynı yatağa girmek olduğunu göremeden demokrasi için mücadele ettiklerini sanır, en küçük bir tepkide bulunmazlar.
Oysa köprülerin altında çok sular aktı. Sel gitti kum kaldı. Sevmeye çalıştığımız canavar büyüdü ve avladı bizi.
Şu an yapacağımız tek şey, üstümüze gelen bu canavardan kurtulmak...