Faşizm ve Kadınlar[1]
ne de özü. Onlar yoktur;
hiçliktirler.” [2]
AKP’li yazar Ömer Turan geçenlerde şöyle bir dizi tweet atmıştı:
ne de özü. Onlar yoktur;
hiçliktirler.” [2]
AKP’li yazar Ömer Turan geçenlerde şöyle bir dizi tweet atmıştı:
Susarsa çatışma,
Konuşursa savaş
Yazarsa destan
Severse devrim olur.”[2]
Lev Tolstoy’un, “Gerçekten aşk var mı?” sorusuna itibar etmem; benim indimde aşk -insan(lık)a dair- her şeydir! Yani hayattan sanata her şey aşka dâhildir…[3]
Aşka dair eylediğiniz her düşünce/ davranış hayata, sanata yani insan(lık)ı var eden değerlere mündemiçtir.
Bir parantez açıp, hatırlatmadan geçmeyelim: Sanat; ne bir oyun ne de bir eğlencedir, o aşka ve hayata içkindir.
DAHA İYİ,
DAHA GÜZEL,
VE DAHA UMUTLU,
BİR 2018 DİLEĞİYLE
KUCAKLIYORUZ SENİ, SİZİ, HEPİNİZİ;
ÖZDEMİR ASAF’IN,
“VE BAZEN HAYATTIR SEVMEK;
BİRİNİ ÇOK UZAKTAYKEN BİLE,
YÜREĞİNDE TAŞIYABİLMEK…”
DİZELERİNDEKİ İÇTENLİKLE
ve yanan gözlerimizle durduk
bu dünyanın üzerinde.”[2]
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 1991’de lağvedildi… Yeryüzünün ilk işçi devleti, böylelikle, görkemli kuruluşundan 74 yıl sonra, kapitalizm karşısında likide oldu.
Hani Nâzım der ya: “Yenildiler./ Yenenler, yenilenlerin/ dikişsiz, ak gömleğinde sildiler/ kılıçlarının kanını…”
Yaklaşık 15 yıldır en ağır şekilde kadın cinayetleri devam ettiği halde, iktidar tarafından veya herhangi bir resmi kurumdan bugüne kadar cinayetlerin gerek nedenleri hakkında gerekse nasıl durdurulacağıyla ilgili açıklamanın olmaması, devletin kadına nasıl baktığını göstermektedir.
Öncelikle kadın katliamlarının gerçek sebebini anlayabilmek için konu bilimsel olarak ele alınmalıdır. Dikkat edilirse kadın sorunu üzerine istisna bazı kişilerin dışında, devlet yönetimi tarafından bilimsel çerçevede bugüne kadar konuyla ilgili inceleme yapılmış değildir.
Maraş katliamını sadece bir Alevi-Sünni çatışması eksenine oturtmaya çalışmak, bunun gerekçelerini de salt Alevilerin Maraş'a yerleşmesine, ticarette öenmli bir yükselişe geçmelerine, ekonomik olarak örgütlenmiş olmalarına bağlamak; ya da salt CHP iktidarının yıpratılmasına yönelikmiş gibi açıklamaya çalışmak son derecek eksik ve yetersiz bir değerlendirme olur.
kazananlar ve kaybedenler olmaya devam edecektir;
özellikle de acımasız arz ve talep yasalarına
tabi olacak olan emek alanında.”[2]
Kadınlığa dair bilincimiz 1960-1970’li yıllarda sosyalist hareket içinde biçimlenmişti. O zamanlar, kadınların kapitalizm koşullarında işgücü açığının doğduğu dönemlerde istihdam alanına çekilen; kriz koşullarında ise ilk önce kapı dışarı edilen, bir çeşit “yedek sanayi ordusu” görevini gördüğü, bizler için bir kaziye idi.
II) “NE”Yİ, “NİÇİN”İ, “NASIL”IYLA EĞİTİM
II.1) “OKUL” FASLI
II.2) EĞİTİM(SİZLİK) Mİ?
III) SORU(N)LARI TÜRK(İYE) EĞİTİM(SİZLİĞ)İ
III.1) AKP PATENTLİ DEVLET VE EĞİTİM(İ)
III.2) HÂL VE GİDİŞ YA DA DURUM
IV) ÜNİVERSİTE VE KIYIM GERÇEĞİ
IV.1) BARIŞ İÇİN AKADEMİSYENLER
V) GENÇLİĞİN KONUMU VE GELECEK(SİZLİĞ)İ
VI) ALTERNATİF EĞİTİM
Amerika Devlet Başkanı Turamp'ın Kudüs'ü İsrail'ın Başkenti olarak görüp bununla ilgili kararnameyi imzalaması ve öncesindeki tüm yaşananlar, İsrail ve Kudüs'ün tarihini yeniden gözden geçirmeyi şart koşmuştur. Analizler bağımsız ve demokratik bir bakış açısıyla yapılmadığı sürece, bölgedeki gerçekler anlaşılmadığı gibi din savaşları da bitmek bilmemektedir.
Onu yitirmemizin ardından, yaşadıklarına ilişkin bir haberde, “Film Senaryosu Gibi Bir Hayat” betimlenmesi dillendirilmişti.
Çukurova’lı devrimcinin yaşadıklarına dair bu saptama bile yetersizdir…
Mahir ve yoldaşları ile eylemlere katılan… 12 Mart Muhtırası sonrası hakkında idam cezası talep edilen, af yasası ile cezası 30 yıla düşürülen… İnfaz hükümleri ile ömrünün 14 yılını zindanlarda geçiren O’ydu…
THKP-C’li Oktay Etiman’dı; cezaevinden çıktığında bir boşluğa çıktığını; ancak kendisini ayakta tutan şeyin devrimci bilinci, duruşu, direnci olduğunun altını çizendi…