“Sosyal Medya” paylaşımları ve ‘kişilik’ -I
insanlardan nefret etmenizi, kötü insanları ise
sevmenizi sağlar”
Malcolm X
insanlardan nefret etmenizi, kötü insanları ise
sevmenizi sağlar”
Malcolm X
“ve biz pimi çekilmiş yürekle/ dalmıştık karanlığın ortasına/ dilimizde kurtuluş türküleri mataramızda ab-ı hayat/ ve düşerken/ özgürlük renginde bir gülüş vardı yanağımızda,”[2] haykırışını anımsatıyor bize hep…
Dal gibi, civan mert bir delikanlıydı; bakmaya kıyamadığım(ız), gözümüzden esirgediğim(iz) oğlum(uz)du
Ve bir gün, bize “Öldü” dediler.
Elimizin ayağımızın canı çekildi; donduk kaldık, kaskatı.
yaşamakla bağdaşmaz bazen.”[1]
“Aşkolsun sana çocuk, aşkolsun!” tümcesini bize bir kez daha terennüm ettiren Ulaş Bayraktaroğlu’nun düştüğü haberini alınca, yüreğim(iz)e saplanan acının tarifi kabil değil.
Yakıp kavurdu yüreğimi(zi) bir kez daha bu acı; Behçet Aysan’ın ‘Bir Eflatun Ölüm’ündeki, “aynı gökyüzü aynı keder,” dizelerini anımsatarak…
* * * * *
Murathan Mungan’ın, “Bazı insanlar meşe ağacı gibidirler; eğilip bükülmezler, sadece kırılırlar,” betimlemesindekilerdendi O...
Uğranabilecek saldırılarda arkadaşların korunması en zor olan eylemler, kalabalık çıkılan eylemlerdi. Bir başka sıkıntı ise kalabalık eylemlere polis müdahalesi daha kolay olur ve daha fazla insanın izinsiz eylemden gözaltına alınmaları kolaylaşırdı.
Prag’da kamu kurumlarında görev alan bazı « derin » kişilerce « hedef » olarak kabul edilen bu şahsiyetin, başkaldıran adamın mücadelesi « Prag’daki Kürdün hikâyesi » olarak Diarbekir ve Kürdistan tarihinde yerini alacaktır.
herkes karşısında
her şeyden sorumludur.”[2]
Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/109 no’lu dosyası ya da kamuoyundaki yaygın adıyla “Ayşe Öğretmen Davası”ndan ötürü karşınızdayım.[3]
en aykırı sığınağı insanın
gülmek...”[1]
Atilla Dorsay’ın ‘Recep İvedik’ filmine, “Buna gülen bu kadar insan, aslında kültürümüzün ne kadar yozlaştığının göstergesidir,” dediği koordinatlarda, kapitalist çürüme ve yabancılaşma ortamında gülmekten utanır olduk. Gülmelerimizi neredeyse saklayacağız. Acılarımıza saygısızlık gibi sunulur oldu gülmek!
Kolay mı? Egemenler ile resmî ideolojisi işbaşında ve gülmenin karşısındadırlar…
İtiraf etmeli ki zor bir konu… Özellikle bu hızlı değişen dünyada… Ve özellikle, olan bitenlerin, “yozlaşma, çürüme” vb. yaftalarla geçiştirilmesine göz yummayıp kültürel değişmeyi anlamaya/anlamlandırmaya çalışan bir disiplinden geliyorsanız…
Belki ikisi de gelecek zamanda mevcut
Gelecek zaman da geçmiş zamanın içinde.
Şayet zamanın tümü ezeli ve
ebedi olarak şimdiyse
Zamanın tümü kurtarılamaz.”[2]
Biz; “kazıdık onbeşlerin ismini, kanlı kızıl bir mermere!/ bir çelik aynadır gözlerimiz, onbeşlerin resmini görmek isteyenlere!” diye anılan Mustafa Suphi’nin yoldaşlarıyız.[3]