
Düşen her gözyaşı damlasında
Boğaz'ın serin mavi sularında
Şehrin ışıldayan lambalarında
Asırlık çınar ağaçlarında
İsyan var
Hüzün var
Karanlık var
Mevsim güz oldu
Kışa az zaman kaldı
Çamlıca tepesinde
Kadıköy'de
Fenerbahçe'de delicesine
Bulvarlara, caddelere
Sert rüzgârlar esiyor
Köpüklenerek kayalıklara çarpan
Azgın dalgalar
Mütemadiyen
Yosun bağlayan teknelere, takalara vuruyor
Çoktan neşesini, hevesini kayıp eden
Kırlangıçlar
Martılar
Karabataklar
Serçe kuşları
Panik içindeler
İsyan denizin ortasında
Güverteleri bomboş olan vapurlar geçiyor
İstanbul'u yerle yeksan eden, emekçileri vuran yoksulluk var
Garipliğimi, mahzunluğumu görünmeyen tarih kent İstanbul
Eli boş dönen balıkçıların hüzünlü
Hüzün kokuyor
Çaresiz çırpınışlar
Hüzün kokuyor
Her bir iskele
Hüzün kokuyor
Yalnız kalan yürekler
Hüzün kokuyor sahillerin, gecekonduların
Hüzün kokuyor efkârla bakan buğulu gözler
Şu zor yaşamda, benim içim kan ağlasa da düşlerimdeki
Mavi gökyüzünü hayal ederek, hep seveceğim yaşamı
Yaşamı seven, asla teslim olmayan
Her bir militan
Her bir gerilla gibiyim
Seven gönlüm
Kolay kolay devrilmez
Bir destan ki; tarihe adını yazdıran
Bin umut var içimde
Özgürlük uğruna
Çektiğim bunca çilede
Yorgun, bitkin olsam da
Bekleyeceğim
Hele şu kavga, hele şu çile bir bitsin
Atların su içtiği yerde
Mola verip
Göz kırpıp akan ırmaklarda, pınarlarda
Su içeceğim
Ve
Kan kusarak
Ölsem de gamlanmam
Yazılsın
Adımı yazılsın
İçinde aşk, içinde isyan, içinde türkü olan, yaşam kavgasına
Mehmet Çobanoğlu
15.11.2025
İstanbul






