Öykü

Zehir

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Kocaman bir çocuk yüzü belirdi pencerede. Ve aniden silindi.

Sesim, TEK’leyerek Batı Yakası’ndan geldi. Şahin avazı gibi berraklaştı gök kubbe. Birbirlerini iç içe doğuran tınıların odak noktasındaki gölgeye doğru ilerledim. İçtiği feyz cürasıyla, kendi yüreğinde barınmayı ahlak haline getiren Barak Baba’yla karşılaştım birden. İşaret parmağını kaldırdı,

“Zehir seferberliği var, benim gibi giyin,” dedi.

Dənizdə boğulan ümid

Elmeddin Rahiboğlu kullanıcısının resmi

Cahidə görə bu gün onun üçün , mükəmməl bir başlanğıc olsa da, Səma olacaqlardan xəbərsiz idi.
Səma, sahildə idi. Telefonu çaldı,
Əvvəlcə açmaq istəməsə də, fikrindən daşındı.
Son anda düyməyə basdı və
-Alo, Səma, vacib bir işin çıxmadısa, mesajda yazacağım ünvana gəl.
-Alo, Mən, mən, bir az halsızam. Sahildə oturmuşam. Bəlkə başqa gün?
-Yox, qətiyyətlə israr edirəm. Tamam, orda otur çatıram.
Qısa bir zaman kəsiyində , Cahid özünü yetişdirmişdi.
Səma, Cahidi görən kimi ona sarıldı və hönkür-hönkür, ağlamağa başladı.

Mudurnu Kul Çöreğinin Hikâyesi

Kamuran Esen kullanıcısının resmi

En küçük erkek kardeş, söğüt dalından yapılmış düdüğü öttürüyor, düdükten çıkan ambulans sireni gibi ses, evdekilerin kulaklarını tırmalıyordu. El becerileri gelişmiş olan büyük kız; dokuma peşkirin(havlu) kenarlarına, dekoratif düğümler atarak saçak yapıyordu. Anne,  “Kızım, aman dikkat et, sakın ola ki yanlış düğüm atma, sonra çözemeyiz,” diye kızını uyardı. 

Ah küçüğüm seni de annesiz bıraktılar

Ahmet Bakır kullanıcısının resmi

Marmaris’te annesiyle birlikte yaşıyordu Melis daha on dört yaşındaydı. Masumiyeti yüzündeki gülüşünde dururdu her annesiyle göz göze geldiğinde. Annesi saçlarını okşamaya, taramaya doyamazdı hiç. Her annesine sarıldığında gözlerinin içine dünyanın en güzel sabahları düşerdi. O akşam hava çok sıcaktı, Melis’in o küçücük ve güzelim yüzünde tomurcuklar halinde terler oluşmuştu. Annesine “Anneciğim hava çok sıcak, balkonda uyuyalım mı?” dediğinde, annesi gülümsemeyle karşılamış sesini çıkarmamıştı. Tek varlığıydı, dünyasıydı Melis. Akşam balkona serdikleri yatağa uzandılar birlikte.

Hamamda yüzme dersi

Ali Vafi kullanıcısının resmi

 
Mağazayı dolaşan birkaç aile vardı. İranlı arkadaşım, onlarla hararetli hararetli konuşuyor, müşterilerini memnun etmeye çalışıyordu. Benim geldiğimi ve özellikle de zamanında geldiğimi bilsin diye kendimi ona göstermek için müşterilerin ortasına daldım. Selam verdim, selamımı almadı. Müşterileriyle pazarlığa dalmıştı. Bir daha selam verdim, gene duymadı. Üçüncü de ancak duydu. Sadece “merhaba” der gibi başını salladı. Ben de mağazadan çıkıp dışarıda beklemeye karar verdim. Kendi kendime de:
-Gitmekten vaz mı geçtiler acaba bunlar? Diye söyleniyordum.

Acı Elveda

İshak Budak kullanıcısının resmi

Dağın eteklerine kurulan küçük ev karla savaşıyordu resmen. Rüzgâr esiyordu yel yel, hırçın hırçın.  Beyazla rüzgârın karışıp oluşturduğu yeller dalları kırıyordu sıra sıra…

Uğultular uğultular… Rüzgârın dağlara bıraktığı ses yankılanıyordu. Dar kapısından başka hiçbir aydınlık yeri olmayan küçük evin çatısında dalga dalga dumanlar, karla karışıp gökyüzüne hapsoluyordu.

Evde anne, baba ve küçük çocukları kalıyordu… Aile, Aretyan’ın  üzerine titriyordu. Aretyan hastaydı… Lösemi hastasıydı…

Kuşçu Abbas

Ali Vafi kullanıcısının resmi

Buraya gelen yabancılar hem o binada işlerini görürler hem de Bayat Pazarından kendilerine gerekli olan ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. ASAM yabancıların işlerini görüyordu. Iraklı Türkiye'de fazla kalamayacağını, bu yüzden kısa süreli tutabileceği bir ev aradığını ve üçüncü bir memlekete gitmek istediğini söylüyordu. Onların konuşmalarını o sırada duyan Abbas Efendi yanlarına gelip sordu:
-Nasıl bir ev arıyorsunuz? Benim elimde bir ev var. Kirası 400 liradır. Bu ev benim değil bir arkadaşımın, ama ben kiraya veriyorum.
Iraklı:

Duvar Saati

Ali Vafi kullanıcısının resmi

Taksicinin parasını ödeyip eşyalarımı aldım. Pansiyonun dördüncü katına, Behzat'la birlikte eşyaları yürüyerek çıkardık. Asansörü yoktu pansiyonun. Ben Behzat'ı iki yıldır tanıyordum. Bundan önce de onun pansiyonunda kalmıştım. Behzat kafeteryalarda bulaşıkçılık yapıyordu. Bu işten günde 30 lira aldığını söyler, ara sıra da şikâyet ederdi. "Tabaklardan müşterilerin kusmuklarını bile temizliyorum. “derdi.

Anneler ve oğulları

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

"Zor olur ilk günlerde" diye çocuğu ve kendisi adına endişemi dile getirdim. Ancak o gayet rahattı. Gülümseyerek:
"Dün ağladı ama bugün, koşarak girdi Kreşe. Hatta 'siz gidin' diye babasıyla bana hava attı."
"Demek ki, iyi davrandılar Kreşten" dedim.
Bu defa, kasılarak ve de kahkaha atarak cevap verdi:
"Oradaki kızları görünce keyfi yerine geldi. Çok zampara olacak benim oğlum" diye cevap verdi.
"Henüz dört yaşında bir çocuk o. İşte oğlan çocukları böyle yanlış yetiştiriliyor." dediğimde, ne demek istediğimi anlamadı bile. Boş boş yüzüme bakıyordu.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Öykü beslemesine abone olun.