Öykü

Çocukluğum/ Zeynep Anne

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Sokakta oturmuş beni dikizleyen şaşkın gözlere inat demir kapıyı aralayıp içeriye geçiyorum.

Etraf sonbaharın tüm izlerini taşıyor. Babamın günlerce uğraş verip diktiği tüm meyve fidanları kocaman ağaç olmuş. Evin boyası hala aynı, duvara kazınmış ismimi görüyorum, sonra kömürlüğün içindeki kırmızı patlak plastik top, hemen yanında kapkara olmuş bir defter içinde benim yazım. Ne çok zaman oldu oysaki ama hala duruyor her bir tarafta izlerim. Hiçbir ayrıntıyı kaçırmak istemiyorum. Heyecanlı bir aşk filmi izlercesine kaptırıyorum kendimi geçmişimin filmine.

Kıvırcık Saçlı Esmer Çocuk

Berivan Yıldız kullanıcısının resmi

Öyle hayatlar vardır ki, bunlara ait bir anlatıyı her dinlediğinde insan, o dinleti parça parça büyür ve büyüdükçe, zamanla insanı da boğar gider. Hele bunu anlatan bir anneyse acı verse de bir ninni veyahut bir masal gibi dinletir kendini sana. Benim ninnim ''dandini dandini dastana danalar girmiş bostana...'' değildir. Benim ninnim Delil'in ninnisi’dir.

    Delil ninniyle başlar masalla devam eder. Delil'in ninnisi ''delîle dilan şer e ser çiyan'' masal gibi, düş gibidir.

Askerlik Günleri/ Hıdır Dulkadir

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Dersim direnişinin –38– bittiği yıllardı. Memedê Mıstefayȇ  Samali ile Pir Alibava kuş uçmaz kervan geçmez, Gomê Khuresu vadisindeki kömlerde yaşıyorlardı.

Günlerden bir gün, Duzgın Bava Dağı’nın eteğindeki keçi yolunda, Nazımiye kazasından gelip Kıl Köyü’ne giden bir yolcu uzaklarda avazı çıktığı kadar bağırdı.

’’Alibava Alibava, Pirim Alibava, sesimi duyuyor musun?’’

Pir Alibava duymadı.

Yolcu yine bağırdı.

Pir Alibava sonunda duydu.

’’Buyur kirve ne diyorsun?’‘

’’Dinle beni” dedi, yolcu. “İyi dinle sana hayırlı haberlerim var.’’

Mozart'ın 40. Senfonisini Bölen Ses

Hilal Üçer kullanıcısının resmi

Kapıda eşini uğurluyordu Sevda Hanım. Eşi yurtdışından bir iş almıştı ve bir süre uzaklarda olacaktı. Uzun olacak bir ayrılığın hüznüyle sarıldılar birbirlerine. Evin kapısının usulca kapatılmasının ardından, mutfak penceresinin önünde buluştu gözleri. Bir el sallandı, matemli bir hüzünle. Kasım ayının keskin soğuğu dolmuştu evin koridorlarına, biraz evvelki uzun süren sarılma anından arda kalan. Ellerini kollarında gezdirirken, bedeninde kalan soğuğu taşımıştı oturma odasının sıcak temasına. Duvardaki simetrisini kaybetmiş saat, dokuzu gösteriyordu.

Enine Bir Dünyada Aysel/ Hasibe Özdemir

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Kelimeler akışı olmayan bir konuşmanın içinde, sürükledikleri çamurla beraber doluyorlar kulaklarından içeri. Bir süre sonra boğuluyor sanki sözcükler, garip bir uğultu kalıyor geride.

Kafasının içinde bir zamanlar serinlik veren esinti, çıkış kapanınca kör bir rüzgâr olup uçuruyor her şeyi. Bütün ayrılık kelimeleri çınlayarak büyütüyorlar seslerini.  Bildiği her şey savruluyor kırk yıllık tecrübe raflarından. Anlamak için kaldırıp, tekrar tekrar bakıyor devrik bütün cümlelere. Daha dün “Her şeyimsin” diyen adamın onu böyle bırakıvermesini açıklayacak bir satır bulamıyor yine de.

Tükeniş

Okan Eroğlu kullanıcısının resmi

Ayakta sağa sola işiyorum. Tuvalet kâğıdı rulosunu olduğu gibi klozetin içine atıp sifona basıyorum. Deponun içindeki su şırıltıyla klozete doluşuyor. Şişerek yükseliyor. Sonra kabarcıklar çıkararak akacak gibi oluyor. Ancak kâğıt peçete rulosu gideri tıkamış. Su olduğu gibi öylece yüzeyinde belli belirsiz dairesel bir döngüyle kalakalıyor. Yüzeydeki bu dönemeci seyrediyorum bir an. Deponun dolduğunu bildiren tıssssesi kesiliyor. Tekrar sifona basıyorum. Su klozetten taşıp dışarı akarak zemine boşalıyor. Tuvaletten çıkıp lavaboya giriyorum.

İnsan

Oya Uslu kullanıcısının resmi

O, yanlarından bir gölge gibi süzülürken, diğerleri tekinsiz bir mahlûka bakar gibi baktılar.

Parka doğru yürümeye başladı. Adımları ağır, beli büküktü. Tüm gece donmuş kanı bir türlü damarlarına akıp vücuduna gereken enerjiyi veremiyor, o da kendine gelemiyordu. Sonunda sert bir rüzgâr soğuk duş etkisi yaptı, biraz açılır gibi oldu. Gözlerini ovaladı, çapaklarını temizledi ve ilk Noel Baba’yı gördü.

1 Ocak 2015 ve Anılar

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Güzel bir sofra hazırladık birlikte. Yemekler yendi ve de çok beğendiler. Mutlanmadım değil. Ancak eskisi gibi yenmiyor. Biraz da fazla yapmışım. "Can boğazdan geçer" sözü geçerliliğini yitirmiş gibi. Kalori hesaplıyor, sağlıklı beslenme ve çok yemeğin zararları düşünülüyor. Tabii ki doğrusu da bu. Güzel ve sade bir Yılbaşı Gecesi geçirdik. Küçük oğlum Mert, Emre ve Önder’le  güzel zaman geçirdi. Biz büyükler ise diğer odada, kendi aramızda türküler söyleyip eğlendik.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Öykü beslemesine abone olun.