Öykü

Resim ıslak ben ıslak

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

 
Neuchatel Kantonuna bağlı La Chaux de Fonds'da dağların arasında küçük kasabada kalıyorlardı. Arabayı bir apartmanın önüne park edip, asansörle beşinci kata çıktık. Kapıyı küçük bir kız çocuğu açtı, Tatlı, şirin mi şirin. Bir ceylan yavrusu kadar ürkekçe bakıp kaçmakla kalmak arasında bocaladı.
“Baba kim bu?” diye sordu.
“Unuttun mu kızım Hacı amcan. Hani ben gidip ta Almanyalardan alıp eski evimize getirmiştim ya.” dedi.
“Hatırladım, hatırladım, o amca bu mu?” dedi sevinerek.  Ellerini açarak boynuma sarılmak istedi. Ben gözlerimi üzerine dikince:

Çizgili Gömlek

Ali Vafi kullanıcısının resmi

“Benim gömleğim seni neden ilgilendiriyor?”
“Sürekli üzerinde bu gömleği görmekten bıktım. Daha modern ve yeni bir gömlek giymeni istiyorum. Her gün aynı gömleği giyiyorsun, her yere aynı gömlekle gidiyorsun. Biraz değişiklik yap. Başka gömlek giy.”
“Benim başka başka gömlekler alacak param yok. Ben bu gömleğimle idare ediyorum.”
O ara Ahmet beni diğer arkadaşlarıyla tanıştırmak istedi.
“Bu arkadaşın adı Ertuğrul. Bu arkadaş da Fikret.”
Türklerde âdet gereği başlarımızı tokuşturarak selamlaştık. Bu arada Ahmet birkaç cümle Türkçe konuştu.

Ceza

Ali Vafi kullanıcısının resmi

-Behruz, sana bir müjdem var, dedi.  Artık bana bir hediye alırsın.
-Alırım, alırım, dedim. Hele sen önce müjdeli haberi ver.
-Sana bir iş buldum.
-Hadi ya! Nerede?
-Benim çalıştığım yerde. Çamaşır dikme işinde.
-Sen oraya eleman lazım değil diyordun.
-Öyleydi ama bugün işçilerden biri patronla tartıştı. Kavga ettiler. Polis geldi. Ve patron o elemanı işten kovdu. Bunun üzerine: ‘Bana yeni bir eleman lazım’ dedi patron. Ben de seni önerdim. Kabul etti. Gel bu akşam seninle bu olayı kutlayalım.”

Orada

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Epey bir uğraştan sonra, aradığı yeri anca bulabilmişti. İyice emin olmak için, gözlüğünün camını silip, kapının üzerinde asılı duran tabelaya birkaç kez dikkatlice baktı: “Bir No’lu Ağır Ceza Mahkemesi” yazıyordu tabelanın üzerinde. ‘Nihayet buldum!’ diye içten içe sevindi. Buruk bir sevinçti bu. Telaşla saatine baktı: ‘’Duruşma saatine yarım saat kalmış …’’ diye mırıldandı kendi kendine. ‘ ‘’İyisi mi aşağıya inip bir simit alıp onunla karnımı doyurayım’’ Öyle de yaptı...

Kör karanlık hücreye attık, adam saz çalıyor./ H.Hasan Balcıoğlu

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

“Üç yıldır her türlü tutsak haneyi gördüm. Bu elbiseyi giymedim. Bundan ötürü ağır hücre ve işkencelerden geçirildim, ama yine de giymedim.” dedim.
Başgardiyan yüzüme dik dik baktı. Sesini yükseltti birden.
“Sus ulan!” dedim ona.  Aramızdaki küçük bir itişme sonrasında müdürün odasına götürdüler beni.
Müdüre durumu anlattım.
“İstersem bu cezaevinden kaçabilirim.” dedim, “ ancak 7 aylık kesilmiş cezamı yatacağım ve cezaevinin insanlık onurunu kırabilecek hiçbir uygulamasına boyun eğmeyeceğim!”

YIKIK EVLER GİBİ

Ahmet Bakır kullanıcısının resmi

Ben hâlâ ayaktayım. Metin Ermenilerin yaşadıkları zulümleri de romanlarında yansıtmış olması nedeniyle yüzünde derin bir keder; “Dostum, bir zamanlar burası neşeli ve üretken Ermenilerin yurduydu. Paskalyada bu manastır dolar taşarmış. Bağlar, bahçeler, ceviz ağaçları ve su arkları onların eseri. Ne var ki, 1915-1923 tarihleri arasında 1,5 milyonu katledildi kalan 500 bini çeşitli yerlere sürüldü. Elazığ ve civarlarında büyük katliamlar yapıldı. “Harput’ta İyice kulağını verirsen geceleri o kadınların çığlıklarını duyabilirsin hala”. Bir kısmı ise kaçarak Dersim’e yerleşti.

Sen gerçekten bir kahramansın

Ali Vafi kullanıcısının resmi

 “Sen de biliyorsun ki benim dosyam ne siyasi ne de dini. Ben sadece ekmek parası kazanmak için Türkiye'ye geldim. Ve şimdi de o şansı benden aldılar. Şimdi bu söyleyeceklerimi yaz...”
 “Hangi söylediklerini?”
“Mesela benim bir kahraman olduğumu yaz...”
“Ne yaptın da kahraman oldun? Yoksa mültecileri bu zorluklardan sen mi kurtardın?”
“Hayır bayım... Ben sadece kendim için kahramanım.”
 “Nasıl yani? “
“Kışın üç ayı; eksi yirmi derece buz gibi bir havada; parkta, hastanenin bekleme odasında ve metro tünellerinde yattım.”
“İşini neden bıraktın?”

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Öykü beslemesine abone olun.