Öykü

Bir Varmış Bir Yokmuş 2. Bölüm/ Şehriban Tuğrul

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 Anlatacağı masalları veya hikâyeleri gizli tutar, bir anlattığını tekrar anlatması için araya haftalar koyardı. Yani anlatılanın tadı, damağınızda kalırdı. Nereye gitse tandır başı onundu. Minderin üstüne yerleşir, sırtını tandırın duvarına dayar, sessizce bekler, herkes susup ona gözünü dikince öksürerek boğazını temizler, başlardı anlatmaya… Loş ışıkta oturan dinleyicilerine, “Bu gece, Kuru Kafa masalını anlatacağım!” deyince çocuklar ürpererek annelerine sokuldu. Anneler, onları şefkatle kucaklayıp, atkılarıyla üstlerini örttüler.

Bir Varmış Bir Yokmuş 1. Bölüm/ Şehriban Tuğrul

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Tandırdan çıkan alevlerle karşılaşınca, teslim oluyor yumuşuyordu. Gelenler evin hayatında, üzerlerindeki karı çırpıyor, ıslanmış, dişleri birbirine vurur halde acele içeri giriyorlardı. Sofada, onları yüzlerine çarpan sıcaklık karşılıyordu. Birbirleriyle selamlaşıp kilimlere, yün minderlerin üzerine tünüyorlardı. Çocuklar, tandıra yakın en iyi yeri kapma yarışına giriyor, çocuklarını kucaklarına alan anneler, çıkan curcunayı bastırıyordu.
 

Düşler Ağacı

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi

Göğe asılı salıncakta iki hayalet balerindi aşk. Göğe baktılar asıldılar, otobüslerin camından yokuş yukarı.

Plazaların karartılmış saydamlığındaki kırıklardan içeri düşen morluğu ağızlarının kıyısına koydular. Unutmabeniler sardı kenti, otobüs duraklarında bekleyen kızların düşlerini. On numara hayallerin genişliğinden içtiler kokuşmuşluğu, zifti. Yıldızlara baktılar yoruldular sabahın vişneliğindeki morgda, upuzun kör uykusuzlukta.

İğnelikler astılar göğüslerine davullu zurnalı. Her biri sivriltilmiş sözcüklerden yontulu bıçak yarası.

Altındiş Sabri

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi

Çamların uğultusuyla kesilen, püren kokularındaki yorgun kanatlardan atladı geceye.
 
Gece çakır yıldız, baş döndürücü ateş böcekleri kayalıklarda bir derin yanılsama. Çığlık çığlığa çakal kımıltıları, kanyona inen incecik kıvrımlı patikada.
 
Ateş böceklerinin kümelendiği uçuruma sürdü atını Altındiş Sabri, mavzerinin namlusu sımsıcak, kalbi atının adımlarından daha önde, yel gibi…
 

Çulluklar Dökülmüş

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi

Evinde ziyaret ettim arkadaşım Osman’ı. Avurtları çökmüştü, damarları görünen incecik elleriyle sıktı elimi.
 
Dudakları çölde unutulmuş kaktüs gibi. Beni görünce birden canlanıverdi, gözleri yalımla parladı:
-Hasan, dedi. Dudaklarını kuşatan kaktüs canını acıtır gibi oldu, toparlandı. Gözlerini gözlerime çevirdi, ellerimi kemoterapi sıcaklığıyla tuttu:
“Karşıki tepelere çulluklar dökülmüştür.” dedi.
“Ne çulluğu Osman, çulluk mu kaldı? Yıllardır tek tük görülüyor çulluk.”
Gözlerini dikti, gözleri evin penceresini deldi geçti.

Korucu

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi

Geceye kulak kesilmişiz, nefes nefese. Gölün üzerinde korucu tekneleri rutin devriyesinde.
Sürekli gölü bir uçtan bir uca taramakla meşguller.
Teknenin motorunu stop edip küreğe geçti babam. Suyu tırmalayan küreğin çıkardığı sesten başka hiçbir ses yok.
Heyecan dorukta. Babam yorulunca, kürekte yer değiştiriyorlar Rakip Abiyle. Bir süre daha yol aldıktan sonra, yeniden gölü dinleyip ağları, teknenin başucundan suya bıraktık. Ağlar karanlığa, yosunlara gün ışığının selamını taşıdılar bir süre.

Acı Əsintilər - Nəcməddin Yalçınqaya "Oçerk"

Elmeddin Rahiboğlu kullanıcısının resmi

O zaman içində xaricə qaçma planları qururduq. İlk qrupun içində mən də var idim. Amma əkildim. İbo  məni yarı yolda buraxdı. Babam "İbo istəmədi səni", dedi. İllər sonra İbo ilə görüşəndə soruşdum. " Baba istəmədi səni" dedi. İkisinə də inanmadım.

Otobüs

Ali Vafi kullanıcısının resmi

  Ben bu sıkıntılı durumu bildiğim için bir gün önceden hastaneye giden otobüs hattını öğrendim, durağı buldum. Hatta duraktaki tabelayı kontrol ettim ve otobüsün geliş saatini yazdım.
Randevu sabahı bir saat önceden durağa gelip otobüsü beklemeye başladım. Arada tabeladaki geliş saatlerini kontrol ediyordum. Heyecandan oturmuyor, ayakta dikelmiş bir halde bekliyordum.
Zaman çok ağır geçiyordu. Geçen her dakikası benim yüreğimdeki bir tohum gibi merakımı da büyütüyordu. Bu korkuyla karışık merakım o kadar büyüdü ki, dayanamadım taksi tutup hastaneye gittim sonunda.

Tepe

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi

Yerin altı para dolu. Bir anlatabilsem. Rüyalarıma giriyor her gece, Meşhur Dede’den sola kıvrılınca ince bir patikadan yol alıp ulaştığım yığma tepe.
Ah bilseniz neler saklı o tepenin altında. Her gece bir nur bulutu yağar buraya. Uzaylılar bile dolanıp duruyor etrafında. Alıp götürecekler aklı sıra onca hazineyi.
Yedirir miyim, vallahi billahi kimselere göz açtırmam.
Havalar soğuk olmadığı günlerde elimde tek kırma tüfekle nöbet tutuyorum yığma tepenin yamacında. Geceye kulağıma dayayıp otların arasındaki kuş, kurt, çakal cümle mahlukatın feryadını dinliyorum.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Öykü beslemesine abone olun.