Son Yazılar

Sultan Selahattin – 4

yekta uzunoğlu kullanıcısının resmi

Selahattin’in ordusu tüm hazırlıklarını yapmış, Kudüs’ü kuşatmak için Sultan’ın emrini bekliyordu. Sultan, Kudüs kuşatması sırasında arkadan saldırabilecek bazı Arap kabilelerine veya Hristiyanlara, Yahudilere karşı tüm önlemini almış, ordusunun kuşatma boyunca tüm ihtiyaçlarını aylar süreceği ön varsayımıyla hazırlatmıştı.

Annemin örgüleri

Savaş Yadırgı kullanıcısının resmi

Gaz lambasının ölgün ışığında çocuk ağlamaları yükselir. Çocuk annesinin paçalarına sarılıp ağlar. Bilir açtır. Diğeri kucağında, döşüne bastırır. Bir de üstüne gebedir annem. Adam yok, dağda. Şeker yok, torbada yok. Ekmek, iki gündür bitmiş. Katık, yok. Mutfak iki tabak, bir tas, bir testi. Tam takır. Yer demir gök bakır.* Açtır. Açtır çocuklar. Gözü yollarda geldi gelecek kocası. Gelmez. Özler. Bir gelir kocası, iki gelmez.
 

Ya Sosyalizm Ya Barbarlık![*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

kötü ise
çok yönlüdür.”[1]
 
Deyişin yaygınlaşmasını Rosa Luxemburg’a borçluyuz. Luxemburg onu Friedrich Engels’e atfediyor. Daha titiz araştırmalar[2] ise Krl Kautsky’yi işaret ediyor.
İlk kez kimin ağzından ya da kaleminden çıkmış olursa olsun, günümüzü bundan iyi tarif edecek bir ifade bulmak zor.

Alevilikte İnsan Tanrı ve Tanrısal Bağlılığın Özü

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

 
Güneş, hava, su ve toprağın sunduğu yaşamsal güzellikler başta olmak üzere, bazı insanların gösterdikleri insan üstü davranışlar, tanrıya atfedilen özelliklerle aynı değeri taşır Alevilikte.
Her insanda doğuştan mevcut olan üst kişilik karakteri, ilerleyen yaşlarda maddi varlıklar ve içgüdüsel egoist duygulara yenik düşmesi neticesinde, tanrı insan karakterine sahip kişiliği bulmak genelde imkansızlaşmaktadır.

Savaş Bir Suçtur

Müslüm Aslan kullanıcısının resmi

Savaş eski bir suçtur.
Sözün kendisini tükettiği yerde vahşetin yol yöntemlerini giyinerek konuşmanın kana bulayan cinayet işleyen cinnet geçirerek dünyayı, insanları tanınmaz hale getiren boyutudur.
Farklılıklar, ideolojik zıtlaşmalar çıkar ve işgal amaçlarının aç gözlülüğün, hükmetme baskı altına alarak değiştirip ilkel yada modern köleleştirmenin dışında hiç bir şeye hizmet etmeyen, demokrasi, özgürlük, insanca yaşamanın önündeki bütün engellerin ana mayası ve sebebidir savaşlar.
Suçtur savaş...
Suçludur Savaşın Rüzgarına Kapılanlar

Bir Yarım

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Telefonum çaldı. Rıza abi arıyordu. “Bir şebeke buldum. Benim oğlanı adrese teslim ettiler. Anlayacağın çok sağlamlar. Kontörüm bitmek üzere, Pasaport Vapur İskelesi’nin oradayım, gel.”
O heyecanla otobüse bindim. Konak’ta indim. Oradan da Pasaport Vapur İskelesi’ne kadar yürüdüm. Rıza abi bir tabureye oturmuş, keyifle çayını yudumluyordu. Beni görünce, garsona el etti. Bir çay işareti yaptı. Boş bir tabureyi ayağıyla altıma itti. Oturdum. Çaydan sonra, bir iş hanının üçüncü katına asansörle çıktık. Bölmelere ayrılmış bir büroya girdik. Selamlaştık.

Sultan Selahattin – 2

yekta uzunoğlu kullanıcısının resmi

1980 cuntasından sonra Türkiye Cumhuriyeti olanca gücüyle Almanya’ya yoğunlaşmıştı. Hele hele Türkiye Cumhuriyeti, Bonn kentinde uzun yıllar (10 yıl)  büyükelçilik yaptıktan sonra cuntanın Dışişleri Bakanı olan Halefoğlu döneminde  – Bonn’daki her kurumun içini dışını bilen o şahıs döneminde –  her tanıdığım kurumda Vahit Halefoğlu’nun arkasında bıraktığı izler vardı.
 
Birçok siyasi ve diplomatik nedenlerden ötürü Mizgîn’in yayıncısının sadece Kürt Enstitüsü olmasını istememiştim ve farklı bir ortak yayıncı arayışına girmiştim.
 

Bir yiğidin ardından

yekta uzunoğlu kullanıcısının resmi

Biz hep öyle olduk, bizden öyle olmamız istendi. Acıların bir kene gibi varlığına gömülmesine müsaade edenler olduk. O kenenin varlığımızı an be an yemesinin, tüketmesinin acısını yaşayarak geçirdik bir hayatı.
Eybe (ayıptır), şerme (utanılacak bir durum), ev naye nıvisandın (bu yazılmaz) dı temel kodex (ahlaki kurallar), bu kodexin bedeli olarak varlığımızı bir yaşam boyu dayanılmaz acılara mahkum ederek…..

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...