Son Yazılar

Neden?/ Saadet Erdoğan

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Zaman zaman acilde nöbete kaldıkları için orada çalışan hemşirelerin nasıl çalıştıkları hakkında az çok bilgi sahibiydiler. Bir doktor kendi servisine istedi beni. “ Neymiş efendim? Güzel hemşerileri kendi servisine alıyormuş.” Ama ben babacan ve iyi anlaşabileceğim bir doktorla çalışmayı seçtim. Doğum servisinde çalışacağımı ümit ederken, kendimi Üroloji servisinde buldum. İlk bir hafta alışayıp derken zaman hızla akıp gidiyordu.

MİN BÎR NEKE

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Lê delalê gul, gulîlka baharê
Ez bendî te me were vê êvarê
Ji te re gîlî, gazindê min hene
Te çima ez xapandim bi her carê

Çav kilê, lêv ziravê baxçê gulan
Qaz û werdekê li ser hemû golan
Te dipêm dereng nemîne zû were
Bendewarê te me bi roj û salan

Lê bihuşta nav war û walatê min
Êşa evîna min ket dilê min
Ji cîhanê destê min neqetîne
Were bibe çare û dermanê min

Ez ketim ber bextê te min bîr neke
Germa evina dilê min sar neke
Sewda xunavê ye li min dibare
Lê ez guneme min belengaz neke

KÜRDİSTANİ ELBİSEM

Yıldız Karagöz kullanıcısının resmi

 Boşlukta bir noktacığa dönüşür insan… Bazen kin ve nefret nöbetleri gelir, ölümüne karanlığa gömülür. Kendinden vazgeçmiş, kaşarlanmış ruhlar, hiçbir şey olmamış gibi tiyatro oyunculuklarına devam ederler, her seferinde bir o kadar kirlenerek. Onuruna düşkün olanlarda bu öfke büyük bir düşmanlığa bırakır yerini, hayatı daha derinden analiz edenler öfke bile duymazlar, bilirler ki, yara almış ve kirlenmiş ruhların ne kendine ne de çevresine bir yararı olur.

Haykırmak İstiyorum!/ Saadet Erdoğan

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Ailemin de onayını alınca başladım işe. Yazmaya yazdım ya, ilk baştaki yazılarım genel olduğu için problem çıkmadı. Kendimi anlatmaya başlayınca “Şimdi ne gereği var bunların" demeye başladılar. Üzüldüm, moralim bozuldu. “Peki, dedim “sileyim öyleyse…“ Aslında dilim öyle dese de elim silmeye varmıyordu. Yüzümde okunuyordu mutsuzluğum. Anlatmaya çalıştım, “Bakın bunu yapmak istiyorum, hem kendimi buna alıştırmışken nasıl vazgeçerim“ dedimse de memnuniyetsiz yüzleri ikna edemedim.

NALÎNA ÊZÎDAN

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Dîsa li me ferman e goştê me hêrandin
Xwîna me rijandin, dilê me jî qelandin
Lêxe lêxeYPG Şengalê rizgar bike
Hinek Ereb, Ecem in gundên me şêlandin

Tim halan û talan e dîsa agir baran e
Serê wan de şaşikin destên wan de Quran e
Lêxe lêxe PKK ew bi aqil sivikin
Êriş dan me Êzîdan, hestê wan ên guran e

Bin pê û lingan de derguşên zarokan e
Hemêza dayikan de darbestên pitikan e
Ser axa Kurdîstanê nalîna Êzîdan e
Ev bûyera bêbextî, pêşkêşê nezanan e

STELYO

Bihterin Okan kullanıcısının resmi

Henüz daha yirmili yaşlarımızın ilk yıllarında idik.  Yalnız birbirimize değil, İstanbul’a da aşıktık.  Hayallerimizin  en güzel yerinde birlikte oturacağımız küçük bir ev vardı. Mavi panjurlu falan da  olması gerekmiyordu bu evin. Kıyıya yanaşmış balıkçıdan  balık, köşedeki manavdan marul, eskiciden birkaç parça eski ev eşyası, bir soba, bir masa, bir-iki sandalye, kitaplarımız, bir yatak ve ikimiz…
 

Çocuk Köpek

Bihterin Okan kullanıcısının resmi

Sonra duyduk ki kocası askerden kaçmış, yurtdışına çıkmış. Suzan okula devam etti, Suzan çocuğunu büyüttü. Karanlık yıllardı, karanlık güçler her birimizin üzerine koca dev adımları ile abanmışlardı. Pek çoğumuzu da ezip geçmişlerdi zaten.
 
Duyduk ki bir gün, Suzan çocuğunu da alıp Paris’e kocasının yanına gitmiş. Çok sevindik, çok üzüldük, Paris uzaktı, Paris güzeldi, Paris özgürlüktü, Paris Suzan'dı şimdi, Paris öksüzlüktü.
 
***
 
Bense Paris’i hiç merak etmemiştim, Berlin’i de merak etmemiştim, Amsterdam’ı, New York’u da.
 
***

İyi Edebiyat

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Durumu iyi değildi. Analitik felsefecileri okumaktan bıktı. Kısır olduğu halde Ishak’ı doksan yaşında doğuran Sara’ya taktı aklını. Kafasını ellerinin arasına aldı. Düşündü. Arttı eksildi. Ağzını elinin tersiyle silerken, Kozmosu hiperkozmostan ayıran sınırı sildi.

“Yetmiş beş yıllık ömrümün en kötü anını yaşıyorum,” diye mırıldandı. “Roman yazamıyorum artık. Zor iş. Kalemimi prangalayan ön görülerden, alışkanlıklardan kopamıyorum. Yerleşik değer yargılarım, beylik biçimim ve anlatım tarzım, Samantha gibi eziyor beni.”

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...