Son Yazılar

HAJ KOBANÊ BİN

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Kula me neherişînin
Kezaba me neêşînin
Lawên me haj Kobanê bin
Şoreşa gel bimeşînin

Hatin, wawikên miraran
Diranên wan wek mişaran
Lawên me haj Kobanê bin
Qet fersend mede xinzîran

Ka dilşdîya Botanê
Daîş ket nav Kurdistanê
Lawên me haj Kobanê bin
Şer bû maf, werin meydanê

Bi rojan e zehf dûmane
Dijraberîya emane
Lawên me haj Kobanê bin
Kobanê xweş niştimane

Gel azadî yê razî ye
Welat bo me şanazî ye
Lawên me haj Kobanê bin
Ev hawar e û gazî ye

KOBANE KAYBEDERSE, HERKES KAYBEDECEK..

Erdal Yıldırım kullanıcısının resmi

Her yeni gün, daha büyük katliamlara gebe…
 
Ülkemiz ve coğrafyamız her gün yeni ölümlere, yeni katliamlara gebedir. Ortadoğu coğrafyası, Irak, Suriye ve ülkemizde her gün daha fazla ölüm, katliam haberleri alıyoruz. Katliamlardan, vahşetten, ölümlerden çekilen acının, hüznün, çaresizliğin feryatları Ninova’dan Şengal’e, Maan’dan Humus’a Varto’dan, Amed’e, Mardin’e ve giderek ülkemiz topraklarının dört bir yanına yayılıyor.
 

Elin Gökyüzüne Değer Dayıcım! Karakız

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Cemal dayım; ölesiye sevdiğim… Karşısından konuşurken, elimin ayağımın birbirine karıştığı,  hata yapmamak için ezilip büzüldüğüm tek insan... Küçükken hayranı olduğum, gözümdeki dev adam...
Çok küçüktük, en fazla beş altı yaşlarında! Akranım olan, rahmetli Hüseyin’le (Cemal dayımın oğlu) oynayarak geziniyor, bir yandan da konuşuyoruz. Hüseyin'e dönüp:
“Şu dağlara çıksak elimiz gökyüzüne değer mi acaba?” diyorum. Hüseyin:
“Yok,” diyor. “Daha çok küçüğüz!”
 “Ama” diyorum, “Cemal dayım çıksa dağlara, eli gökyüzüne değer.”

Yahudi Keşiş

Haydar Karataş kullanıcısının resmi

İyisi gene masallar. Masal denen şey aslında insanın içinde yaşadığı karanlığa fener. Masallar, meseller toplumsal ruhun sağlaması gibidir, kimi onlardan din çıkarır, kimi pireleri deve yapar, develeri tellak ve kimi edebiyatı keşfeder masalın derinliğinde. Fakir fukaraysa umudunu masala gizlemiştir, özlem oradadır, kaybolmuş aşklar, zamansız ölmüş hayatlar o masallarda dirilir, konuşur, murada ererler. Zaten eski Roma şehrinde bizim bu roman dediğimiz edebiyat fakirlerin çocuklarına anlattığı ‘uydurma hikâyelere’ verilen isimdi...

MÜSLÜMANLIĞIMDAN ÇOK UTANIYORUM!

Sıdıka Yakşi kullanıcısının resmi

O bile geldi. Yediğim önümde, yemediğim ardımda denir ya. O durumdayım işte.

Ama yine de, içim huzursuz. Keşke orada yaşayan insanlar da mutlu olsalardı. Keşke IŞİD olmasaydı. Kimdir, nedir bilmiyorum. Amaçları nedir bilmiyorum. Onlarla ilgili yazılanları okuyamıyorum. Yaptıkları katliama bakamıyorum. Ezelden beri savaşlı filmleri bile izleyememişimdir. İnsanlara işkence yapılan filmlere bakamamışımdır. Bu yaşananlar film değil gerçek.

İçimdeki sıkıntı geçmiyor.

Ne yapsam huzursuzluk var içimde.

Kesim Pazarı

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Boşluğu, ard ayaklarının üzerinde yürüyen, tek hörgüçlü bir hecin devesi izledi. Deveyi, iç dünyalarına uğramadan yaşayan koçlar, koyunlar, inekler, tosunlar, mozikler, mandalar. ... Kalabalık, ard ayaklarının üzerinde, ziggurat yolunu kat ederek, kesim pazarının kapısına dayandı. Pazarın kapısında, site belediyesinin görevlendirdiği, hayata çapraz bakan iki genç, montofon boğa bekliyordu. Kapıda bir koç resmi ve büyük harflerle şöyle bir yazı vardı:

“BEN, YAPAMADIKLARIMIN ESERİYİM.”

AYKIRI DÜŞÜNCELER; NE GEREĞİ VAR!

Sıdıka Yakşi kullanıcısının resmi

Ben olsam bende göndermeye korkarım çocukları şeker toplamaya. Hani pazarlamacılık yapan bayanlar vardır ya. Ben o tür işlerden de her zaman çekinmişimdir. Bilmediğim birinin kapısını çalıp, bir şeyler satmaya her zaman korkmuşumdur. Böyle bir iş hiç yapmadım. Yapanların da cesaretine hayranım. Bravo diyorum. Ödüm kopar benim. 

Neden?

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Bundan dolayı olsa gerek, yaşadığım koşulların dışında hayaller kurardım. Mesela; Köyümüzde henüz elektrik yokken, hatta ilimizde televizyon dahi yokken, gazetede televizyonun ne demek olduğunu okuyunca, “Televizyon alın” diye tutturmuştum. Tabi herkes bana kahkahalarla gülmüştü.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...