Devşirme Nedir, Türkiye Nasıl Devşirme Oldu?
ya da uzaklaştırılmış topluluk ve de bireylerin, yabancısı oldukları dil, din ve bu dini icat eden etnik topluluğa benzeyerek yaşamaktır. Bu devşirme anlayış Türkiye’de şu şekilde gerçekleşti.
ya da uzaklaştırılmış topluluk ve de bireylerin, yabancısı oldukları dil, din ve bu dini icat eden etnik topluluğa benzeyerek yaşamaktır. Bu devşirme anlayış Türkiye’de şu şekilde gerçekleşti.
Süryanice, İbranice ve Arapça kökenli kelimelerden türetilmiştir. Her dört topluluğun dilinde metafizik felsefi mantıkla, Allah ve Allah adıyla oluşturulan en yüksek, en doğru kural, adalet anlamındadır. Bu dört topluluk mevcut kavramları gerçeklik olarak ta ifadelendiriyor.
Öncelikle toplulukları belirli kural, düzen ve ahlaki ölçülerde yaşamasını sağlayıp, ulus olma niteliğine kavuşturan dört temel yapıyı hatırlayarak başlayalım. Bunlar Maddi Hukuk, Ahlak, Din ve Görgü kurallarıdır. Bir ülke ve toplumda ahlaki çöküntü başlamışa, o toplum ya dağılıp yok olur ya da bölgenin ilkesiz ve en ufak değeri olmayan sürüleri gözüyle bakılır.
Diğer taraftan kendi dil ve kültürünü geliştiremeyip psikolojik sorunlarını çözemeyen kültür yoksunu birey ve toplumlarsa, söz konusu boşluğu daha çok anlayamadığı yabancı fikirlerle doldurmaya bayılırlar. Bu yüzden sonradan sahiplendikleri din vb. yapılar içerisinde yer edinip, değer görmek için o kültürün radikal savunucusu olarak ancak bunu başarabilmekteler. Kendi kültürünü doğru özümseyip gelişim yolunu açmış birey ve toplumlar, kolayca yabancısı oldukları din ve düşüncelerin fanatik, körü körüne radikal savunucusu olmazlar.
Müslümanların, demokrasiye düşman olduklarını ifade etmek, toptancı bir anlayış gibi gelse de kültürlü kültürsüz, her Müslümanın aile ve çevreyle olan ilişkileri detaylı incelenirse, demokrasiyi kolayca kabul etmeyeceği görülecektir. Örneğin Demokrasi; her koşulda evrensel ve bireysel temel insan haklarını tanıyıp, her türlü ırkçılıktan uzak, kadın erkek eşit yaşam olduğunu, kadını erkekten aşağı gören İslam’a inananlara bu nasıl kabul ettirilebilir?
Artık yeni süreç bir başlamıştır; Anadolu, Suriye, Mısır, Kartaca ve İspanya'ya kadar olan Akdeniz kıyıları, Roma imparatorluğunu yıkan Barbarların eline geçmiştir.
632’de Hazreti Muhammed öldüğü zaman İstanbul merkezli Bizans, bir yandan Batı Roma’yı felç eden Barbar saldırılarıyla, bir yandan da doğusundaki Sasani (iran) imparatorluğu'yla cebeleşmekteydi. 627 yılında Heraclius (Bizans) Hüsrevi (Sasani) yenmiş, Suriye, Filistin ve Mısır'ı geri almayı başarmış, ama gücünün de sonuna gelmişti.