Milliyet, Ulus ve Çoğulcu Ulusalcılık
Tüm bunlar bize şunu bir kez daha hatırlatıyor. Demokrasiden yana her siyasal düşünce, dinde gerçek, doğru rönesans ve reformlar yapılmadan, bir adım ileri gidilemeyeceği bilinmelidir.
Tüm bunlar bize şunu bir kez daha hatırlatıyor. Demokrasiden yana her siyasal düşünce, dinde gerçek, doğru rönesans ve reformlar yapılmadan, bir adım ileri gidilemeyeceği bilinmelidir.
Solda birlik; sol düşüncede samimi ve ilkeli olanlar için hayati öneme sahiptir. Çünkü Anadolu coğrafyasındaki yaşam ele alındığında, İslami ırkçı tüccar burjuva zihniyeti, bölgede egemen olduğu günden itibaren, toplum yaşamını cehenneme çevirmekten başka bir icraatı olmamıştır. Ve her geçen gün daha da çirkinleşerek insani yaşamı yok etmekte ısrarını sürdürüyor. Böyle bir gerçeklik içerisinde demokrasiden bahsedip, marjinal siyasetle kendine göre gerekçeler ileri sürüp solda birlik iradesi göstermemek, demokrasi ve sola düşmanlıktan başka bir anlama gelmez.
1914 öncesi dünya toplumlarının büyük çoğunluğu İmparatorluklar tarafından yönetiliyordu. O günün şartlarında asker sayısı daha fazla ve bu askerleri besleyecek ekonomik güce sahip olanlar, bölgesel düzeyde sınırları belirleyip kendi mantığına göre yaşamı şekillendiriyordu. Buna askeri olarak itiraz edebilecek farklı imparatorluk olursa, zaten savaş açıp ya yenilirdi veya galip gelerek kendisi benzer hükümranlığı sürdürürdü. Dünya genelinde yaşanan bu egemen barbarlığa, diğer hiçbir imparatorluk siyasal olarak itiraz etmezdi.
Sendika kelimesi; Fransızcadan, Türkçeye ithal edilen on binlerce sözcükten sadece bir tanesidir. Sendika ve sendikacılık 1700 yıllarında Fransız, İngiliz, Alman, Rus ve diğer Avrupalı sosyalist işçi sınıfının ortak adı olan, komünlerin icadı siyasal, sosyal hukuksal yapıdır. Sendikacılık Marksist felsefi düşünce olduğundan, demokratik yapıya geçemeyen ülkeler, sendikacılığı sosyalist düşman olarak gördüler ve görmeyi sürdürüyorlar. Dünya emekçileri üzerinde etkisini her geçen gün yükselten sendikacılık, dinci ve ırkçı devletleri büyük paniğe sürüklemiştir.
Aydın Kelimesi: Türkçe ay, ayıd kelime kökünden türetilmiştir. Ay ışığının dünyayı aydınlatmasıyla bağlantı kurularak, bilgili insanın çevresini bilinçlendirmesi demektir.
Aydın Sorumluluğu: Bilgi ve ahlaki yeterliliğe sahip kişi veya kişilerin, haklı olan her düşünce, kültürden insanların yanında olmayı, kendisine doğal görev sayan insani duruştur. Basit, bireyselci çıkar çevrelerine öncülük yapıp akıl vermek, aydın değil bilgi ve maddi tüccarlıktır.
hatta geçmez bile.”[2]
Murathan Mungan’ın, “Bu ülkede zaten her şey çok krizde. Her şey çok çabuk kırılacak bir yapı gösteriyor. Hep irili ufaklı krizlerden geçiyoruz. Dahası, Türkiye’nin kendisi bir kriz ülkesi... Krizde olmayan bir şey var mı? Eğitimimiz krizde, adaletimiz krizde, ekonomimiz hep krizde, demokrasimiz hep krizde, gerisini siz çoğaltın,”[3] diye tarif ettiği acılı coğrafyamızın malum ve meş’um tarihinin mimarının lanetli egemenler olduğunu bilmeyen var mı? Hâlâ varsa ne yazık…
Eylem; kelime anlamı olarak herhangi bir olumsuzluk karşısında kararlı duruş göstermektir. Ortaya çıkan olumsuzluklar türüne ve yapısına göre değiştikçe, eylemlerin şekli de değişir. Aynı zamanda olumsuzlukların yaşandığı toplumların kültür yapısı ve devlet yönetiminin niteliği, eylemlerin nasıl şekil alacağını belirleyendir. Adaletli, çağdaş, ileri kültüre sahip toplum ve yönetimlerde, istisnaların dışında demokratik eylemlerin büyük çoğunluğu olumlu neticelenir.
Dünya ülkelerinin yaşam kalitesi ve mutluluk tablosunun derecesini doğru anlamak için, “Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi Kriterleri” esas alınmalıdır. Bunun dışında yapılan çoğu analiz ve araştırmalar, birçok eksik ve de yanlışı içeriyor. Örneğin Avrupa ülkeleri içerisinde nüfusu az olan devletlerin yaşam kaliteleri çok yüksek olmasına rağmen, mutluluk noktasında ciddi problemlerin varlığı çoğu zaman gözden kaçırılıyor. Onun için en sağlıklı ölçüm evrensel kriterlerdir.
Legal, illegal siyasetler aynı çizgi ve aynı doğrularla her zaman yürütülmesi mümkün olmayan yönetme sanatıdır. Halkın çoğunluğu bu gerçekliği anlayıp yorumlayamadığı için, siyasi partisiyle zaman zaman çelişkiler yaşar. Üstelik halkın bilmediği veya farkına varmadığı bölgesel, uluslararası engeller de eklenince, insan kendi liderinin politikasını doğru yorumlamakta zorlanır.
Bizdeki devlet yöneticileri, yardım vb. konuların ne zaman, hangi koşullarda yapılacağını ya bilmeyecek kadar cahiller veya profesyonel hırsızdırlar'.