Ersin Kurt ağ günlüğü
Anlatılır Gibi Değil
Devlet
Yıllardır emiyoruz da gıkı çıkmıyor
Yüreğinde zaruri bir şefkat
Kapışmışız alanlarda mazlumların namına
Emekçi mahiyetinde
Sırtımızda ağır bir gürz darbesi
Sol yanağımızda saçma sapan bir tokat
Çekilip köşemize
Usluca kapatmışız dosyamızı
Ve kaybetmişiz hükmümüzü saçak altlarında titrerken.
Sen iyisini, en iyisini bilirsin
Mühür sende devlet
Gürül gürül marşlarıyla direnişçilerin yıprattığı
Haydut denizin sığ sularına
Cılız bir kelime dökülüyor toplum nehirlerinden:
Kül
Hep benim,
Tek benim
Her kötü sonun sorumlusu.
Gün sunumu günahlarımın cezasıdır
Haylaz sırtımın arsız kamburu
Her sürüncemede
Bütün zamanlar bağ bozumunu gösterir bana
Birini sevince yeniden şekillenecek gibi olur evren
Kalıpları ancak sevgi bozar, inanırım
Tuhaftır, herkes şaşırır iyimser çabama
Aklımın dişlileri hafiften sıyırınca mili
Ve bocalayınca ellerim
Tekrar kapına geldim,
Sana sarıldım yalnızca
Benzersiz kadınlar doğurdu ağlamaların
Haklı Ölüler Diyarı
Neticede
Boynu bükülmüş
O ağacın, dalı olurum tereddütsüz
Ama çok istesem de yalıda oturtamam fakirleri
İnsanım neticede
Kudretim belli.
1 Mayıs
Şehirleri yutan sel
Emperyalist kahpe faklarını
Bozan el işçinindir
Sarayların süslü avizelerinden
Çok daha iyi aydınlatır
Madenci baretlerinin feneri
Yoldaşlar sonsuzluğa uğurlanır tersanelerden
Şerefli tenimizde tertemiz bin kir
1 Mayıs,
1 Mayıs,
1 Mayıs,
İşçiyiz
1 Mayıs,
1 Mayıs,
1 Mayıs,
İşçiyiz
Sermayemiz
Yakamıza yapışıp yazgıya sığmayan
Açlık ve muhtaçlık
Ve gündelikçilik sömürülmek pahasına
Ve kundakta bebek
Ve felaket tellalı senarist hükümet
Adı Deniz
Beni yoklukla denemeyin,
Beni yoksullukla,
Beni yolsuzlukla,
Hele zorlukla hiç...
Bana ayrımcılık demeyin ulan!
Bütün bölücülerin gözü önünde
Kürt sevgilimi alnından öperim
Ve bir insan tek hamlemle namusum olur
Başka kapsamlara taşınır uzlaşmalar
Neye uğradığını şaşırır alfabe
Türkçe'ye giden bütün yollarım tozutur.
Bize durulmaktan söz etmeyin
Savrulmaktan bahsetmeyin, yaşamadınız!
Sardunyalarımız hep soğuk kavruğu
Bize ezilen deyin,
Bize üzülen deyin,
Geçecek Bu Günler
Bu yaşadıklarımız, eğer dünyanın sonu tez vakitte gelmezse yüzyıllar sonra dahi birileri tarafından konuşulacak türden şeyler. Tıpkı bu illet salgın yüzünden arşivleri karıştırmak zorunda kaldığımız ve 1918 - 1920 yılları arasında 50 ile 100 milyon arasında insanın yaşamını yitirmesine sebep olan İspanyol Gribi gibi...
Her fırsatta ''o günler eskidendi'' diyerek kasıla kasıla gezdiğimiz, kendimizle ve teknolojimizle övündüğümüz biz zavallıları küçücük bir virüs ne hâle getiriyor şaşkınlıkla izliyoruz. Adeta Mahşer'in fragmanını izler gibi üstelik.
Yenilgi
Kuramsal bir derdin pençesindeyken
Gözlerin tamamlıyor gizlerine çizdiğim
Tablonun eksiğini
Ama hayata tutunmanı
Elinden tuttuğun kişi sağlamıyor
Bir yanlışa ancak böyle gidilir
Hataların hep kusuru olacaklar geleceğinin
Sarsılabilirsin,
Sıkı tutun hayatına değiniyorum
Sallanmak için berbat bir evin beşiğine doğmuşsun
Kötü kaderin hep kederin olacak belli ki
Benim penceremden görünen;
Ailen anonim bir çekirdeği toplumun
Annen sende kendini görünce sevememiş seni






