Şiir
Güneşi gördüm
Karanlık, dipsiz kuyularda
Bir çocuk, elinde olta
Kurtarma uğraşındaydı
Karanlık, dipsiz kuyulardan
Aydınlık geleceği
Ünsal Yılmaz 22 Temmuz 2013
Xortên Kurdan
Ez xortim û xortê gelan
Tim ser çiyan tim ser kendan
Ji bo azadiya Kurdan
Dijrabûn jî bû hewldan
Ez xortim ez cengewerim
Ez tim gelan jî bawerim
Ez ber neyaran narevim
Natewim û berxwedidim
Navê min Şervan, Azad e
Barê min de çek û zad e
Artêşa Tirk’an ket welat
Ji bo Kurdan berxwedane
Birîna min ji zehf kûre
Azadîya me nedûre
Haydê were her çavê min
Welatê me gel re nûre
Eme berbestan tune bikin
Xortên Kurd’an destek bikin
Yaşamı Mahvettin
Asla sana minnet etmem bilesin,
Acılarla kıvranıp, inleyesin
Tamah edip sende kömür dilemem!
Gün olur sen de hesap vereceksin.
Zaman olur düzenle gideceksin,
Utançla, ıstırapla eriyesin,
Halkımız sadakaya muhtaç değil,
O boynuna yağlı urgan çekilsin.
Emir-fermanlarla çok zulüm ettin,
Hep barışı, kardeşliği reddettin;
Eyleme, fakir-fukaraya değme,
Artık yetti, sen yaşamı mahvettin!
İnsanlara sövdün, hepsine kızdın,
Kadın-erkeklerin çoğunu ezdin,
ESKİ KASABALAR GİBİYDİ HAYAT
Trenler bile uğramazdı
Ceviz ağaçları vardı ve
Ayışığı soframıza doğardı
Yoksul değildik hiç
Bizim oralarda zaman çok uzardı
Avuç avuç gülerdik ve
Her gece göğümüze yıldız dolardı
Kenger kokardı ellerimiz
Menekşe kokardı
Uçurtmalarımız yırtılırdı yalnız ve
Gözlerimize yağmur kaçardı
Kimsesizliğimiz yoktu ki
Ömrümüze saralım
Annelerimiz vardı uzun yaşarlardı ve
Sararken kollarına gözlerimiz ağlardı
Hepsi Emekçiler
Emektir terle yoğrulan
Bükülüp çağlayan
Güneşten teni kavruk
Yoksul köylülerin
Tertemiz alnından
Tarlalara, bahçelere, seralara akan
Emektir
Toprağa iner
Süzülür derinlere siner
Filizlenen tohumlarda
Sarı perçemli başaklarda
Berekete dönüşür
Zamanla
Tırpan, orak görür
İşlenir
Sofralara gelir
İnsanlara umut, canlılara yaşam olur
Vardiyalı, vardiyasız
Emekleri ucuza alınan
İşçilerin nasırlı elleri
Geceleri
Gündüzleri
Şelaf Nebe
Lo şivano şelafetî nekêyfe;
Te digot “ Welat nebe mirine”
Bi şelifî têkçûyî ma neheyfe?
Malxirabo tu nizanî me şere!
Lo Şivan Perwer hozanê bêbawer,
Zilma Tayyîp –dewlet’ê hê ser me ye,
Berjewendîyê dest berde, bibe wer…
Bê welat û bêdiyar jiyan nabe.
Lo şivano te pişta xwe da dewlet,
Te çi helda te çi stand? Nizanim,
Tek keda xwe ya rastî kir nav xelet,
Te saza xwe te soza xwe erzan kir.
Lo şivano te çima xwe biçûkand?
Rûmetî, şanazî û ar her tişte,
Efsun Bakışlım
Unutamadığım günlere
Doldurdum cemalini,
Gözleri karam,
Yâr!
Hep seni sevdim,
Yüreğimin çeperine adını kazdım,
Yanı başına da Cîzra Botan yazdım.
Sevdan…
Beni mecnun eylerken,
Yoksulluk!
Süründüre dursun,
Bağrıma bastığım taşlar…
Acıtsa da yüreğimi;
Efsun bakışlım asla unutamam seni,
Zulmün diyarında bulunan o Kanîreş’ê.
Hastalığımın en etkili dermanı,
Dağlarında misk-i amber,
Gülü kokan
Ülkemin
Bülbülü, kekliği, yeşilbaşlı ördeği…
Doğulu Gelin
Sırtında pabuçsuz, çorapsız
Saçı alabros çocuğuyla
Yıkılan, yakılan...
Bombalanan
Kendi köyünden kovulan
Gözleri katran karası gelinin
Zülüfleri, saçları
Densizce, soysuzca askerlerce yolunmuş
Yaşadıkları, unutulmayacak hiçbir zaman







