Şiir

HAK ÇALANLAR

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Namertler, namussuzlar çoğaldılar
Halklara ait her şeyi çaldılar
Yetimi, yoksulu hiçe saydılar
Ülkeyi soydular, yağmaladılar

Hak yiyenler gemicikler aldılar
Denizlere, deryalara saldılar
Kıldıkları namazı unutarak
Eğlenip zevk û sefaya daldılar

Kimi altın çalmış kimi de gümüş
Soyup, sömürerek köşeyi dönmüş
Şu millet aç, perişan, melül, mazlum
Halk bir parça ekmeğe muhtaç olmuş

GÜL ÇÜRÜR

A.Z. ÇAMUR kullanıcısının resmi

Dağlar çürür, sular çürür, yel çürür
Yaktı viran etti halkın bağını
Sevda çürür, sevgi çürür, gül çürür

Uçurumlar suladı gözyaşlarımız
Sırça köşke yetmedi taşlarımız
Ama eğilmedi dik başlarımız
Beden çürür, ayak çürür, kol çürür

Elendi günlerden gecenin izi
Kimileri dumana kattıydı tozu
Biliriz çok sürmez yalanın pozu
Günler çürür, aylar çürür, yıl çürür

Gün olur bir boran sallar dünyayı
Ayaklar baş olur çeker halayı
Emekle döşenir şafağın rayı
Kazma çürür, kürek çürür, bel çürür

CANHIRAŞ ÇIĞLIKLAR

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Gelinciğim
Sevdiceğim
Biricik yavrucuğum
İçindeki yaran azmış
Ciğerine soğuk dolmuş
İnliyorsun feryat-figan
Derdin beni bitiriyor
Gözlerimden yaş akıyor
Sel sel olmuş kan çağlıyor
Ey canımın parçası
Çilemize ağlıyorum
Göğsüme süt doldu emmiyorsun
Üşümene üzülüyorum, acınla kavruluyorum
Van’a uğrayan zalim felek, sakın bebeğim alma benden

MEMLEKETİMİN İNSANI/ ERhan Altun

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Çırılçıplak döşünde adamın
Zulümden doğan bir yangın vardı
Yığılmış taş duvarın dibine
Perdelerini kapamış yalnızlığının
Uykusuz ve yorgundu kaç zamandır
Gözlerine işlemiş kokunun rengi
Oğul acısı kan kırmızıydı

Bütün şehirleri dolaşmış tek tek
Ankara İstanbul İzmir
Tenine yapışmış gibi
Bulutlar hep taşımış aynı kokuyu
Ve türküler
Hep aynı acının notalarına basmış
Ve gözyaşları adamın
Hep aynı acının renginde akmış

bir avuç sessizlik

Zeki Kırhan kullanıcısının resmi

Uzat aklındaki kalabalığın sesini 
Susturalım sevdasız konuşanları 
Ay giderken gözlerimizde kalalım 
Karanlık akıllarda tatsız dillerde 
Yanan masumiyetimizin külünden 
Yeni günlere baharla doğalım 
Ağırlığıyla üzerimizden geçen yıllara inat 
Ömrümüzün kapısını çalan güneşle uyanalım 
Yarınlara özgürlüğe sevdayla sarılalım...

ÇALDIK ATEŞLERİ GÖK TARLASINDAN,

A.Z. ÇAMUR kullanıcısının resmi

 
 
Aştık boydan boya aşk denizini,
Gönül yangınında kavrulduk, yandık.
Yıldızların bulduk yerde izini,
Bir newroz sabahı közde  uyandık.

Diktik soframıza aklın gülünü,
Kırdık sazımızın paslı telini,
Azat eyledik biz gönül selini,
Feleğin çarkında çırpınan candık.

Açtık kapısını  güzelliklerin,
Yıktık köprüsünü gamın, kederin,
Yunduk ışığında gizli fenerin,
Mutluluklar yüklü donuk bir andık.

zılgıt

Hıdır Karakuş kullanıcısının resmi

bir zılgıt çektim öfkemin sesinden
dağdan dağa yankısı gezinir hala
yoldaşlarım zulmün nişangahındayken
anaların ağıtları sınırları aşarken
gözümün gördüğünü inkar edemem

isyanım halaylarda zılgıta dönüşür
zılgıt ile isyanımı haykırmak isterim
düğün dernek ile kendimi avutamam
halaylara isyanın sesini katarım
öfkemin coşkusuyla çıkarım halaya

yıldızım

Hıdır Karakuş kullanıcısının resmi

sen en parlak yıldızımdın,
binlerce yıllık uzaktan sana bakardım
denizlerin mas mavi,suların duruydu
yıkanmaya,arınmaya geldim,
sen yoksun.
gözlerimi kamaştıran yıldızım
ta uzaklardan hayran olduğum
saman yolunda hayalini kurduğum,
binlerce meteorla çarpıştım
yara bere içinde geldim
sen yoksun.
karı delip açan çiçekleri gördüm
fırtınaya direnen dağ ardıçlarını
kayaları oyan hırçın ırmaklarını
vadiler yaratan coşkulu derelerini
bir yanı çiçek açmış bahar

ben bir dağ ardıcıyım

Hıdır Karakuş kullanıcısının resmi

ben bir dağ ardıcıyım
uçurumda yaşarım
kayaları çatlattım
kökümü derinliklerine sürdüm
suyumu kaya çatlağından alırım.

arkadaşım dağ keçisi
birde yuva kurmuş kartalım var
birde anka kuşu uğrar iki kez
bir son baharda,bir ilkbaharda
seni anlatır masallarda.

sen yabani bir taysın
uçurumlara gelme
sana çayır çimen düzlükler gerek
uçsuz bucaksız stepler
deli çayların aktığı vadiler gerek.

canım yanar

Hıdır Karakuş kullanıcısının resmi

canım yandı,ruhum tutuştu
sıtmaya dönüştüm tekmil
titrerim acıdan,kederden
teselli bulmak ne mümkün
dostun haksızlığı kılıç gibi böler beni

dostumu kaybetsem,harabeye dönerim
yıkılır,viraneye döner gönül
uçurumdan düşmüş gibi olur
ruhum iniler,beden sızılar
yoldaşın haksız algısı taşa çalar beni

şirin sözler,ela gözler
tatlı diller,havada asılı kaldı
baskılar,yasaklar çiğnedi ekinleri
çayır çimen,çiçekler kurudu
dostun öfkesi yaktı kül eyledi

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Şiir beslemesine abone olun.