Şiir

METİN'İM YİĞİDİM

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Yıldızlar dökülsün, güneş sonsun,
Dereler akmasın, ırmaklar kurusun,
İçim çok k acıyor, bir şeyler mi oldu?
Metin’im er gitti, bari erken dönsün.

Acıyan yüreğim düşmanlar hayâsız…
Patronlar-ağalar, zenginler insafsız!
Bedene çakallar, kurtlar üşüştü mü?
Tabipler, doktorlar, ilaçlar faydasız.

Hiç kimse durmasın, ardım sıra gelsin,
Polisler, askerler bize hesap versin,
Kardeşimin başı, gözü paramparça!
Metin vuran devlet yıkılsın, tükensin.

kilosu 45 imam

ibrahim gündüzalp kullanıcısının resmi

Gidenlerin arkasından su içerdik
Tez içimize otursun diye; unutmak fiili
 
Ağlayarak karpuz tarlaları büyütürdük
Kilosunu da 45 kuruşa
Çekirdekleriyle birlikte
Orta dünyanın imamlarına satardık
Yalın ayak gezen marslı amcalara
Tütün içirirdik sonra
Ciğerinin bir nefeslik olduğunu bile bile
Karanlığın mis kokulu çiçekleriydik yani
 
Mısralar yazabilmek için gökyüzü delerdik
Mesela ben sarmaşıklardan elektrik tellerine uçardım
 
“ve” bağlacını her kullandığımızda

LEYLAK KOKULUM

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Esmerim, zeytin gözlüm
Karanlığı uzaklara döktüm
Kolundan tutum
Güneşi getirdim
Yusufçuklara
Böceklere
Çiçeklere
Defne, ardıç, çam kokan dağlarda
Dudaklarından baharı öptüğüm gün
Hep seni düşündüm, seni anımsadım güzelim

Canım
Kanım
Gözümün nuru
Gecemin sabahı
Çınarlı yaylalarda
Topraklarda teni kokan
Zümrüt yeşili çimenlere
Ellerimle senin ismini yazdım
Her dokunduğum gülü, çiçeği, kelebeği sen sandım

Rüzgarlı sarıydı mevsim

Zeki Kırhan kullanıcısının resmi

Rüzgarlı sarıydı mevsim 
Erken gidiyordu güneş 
Kızıl eteklerini toplayarak 
Ay gelmeden kapandı kuşlar evlerine 
Balıkçılar akşamdan demleniyorlar 
Ağlarda can çekişenler kimin umurunda 
Sessiz üzerimizde ay karanlığı 
Deniz durgun geceden ses çıkmıyor 
Kadehleri çınlıyor balıkçıların 
Yarınki günü harcıyorlar 
Denizden çekecekleri ağlardan 
Sarıydı mevsim... 
Rüzgar ölüm rengiydi balıklara 

POMPEİ'DE SON GECE

Musa SU kullanıcısının resmi

Çatladı;
Gecelerin ar damarı.
Sönen yıldızların,
Kirlenmiş yarınlarında
Güne uyandı şehir.
Kandırılmış fadime’nin,
Muta nikahıyla
Abdest aldı bedeninde zina...
Belledi sure-i maun'da
Yetim hakkı yedirmemi
Kemiğine kadar soydular yetimi.
Tanrı kral bankalar
Salavat getirttiler faize...
Mazlumun ahı düştü akıllara
Vezüv yanardağının gazabında
Son gece...
Ateş ırmağında yıkandı
Pompei!
Taşlaşmış bedenlerin gözü kaldı dünyada
Bakar sessiz sessiz hâlâ

GÖNÜL SARAYIM YIKILDI

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Melül gözlerim hiç bahar, yaz görmedi
Dalım elimde kurudu gül vermedi
Gelen, giden olur diye yol gözledim
Şirpençem azdı, vefasız yâr gelmedi

Karakış hep beni dertten derde saldı
Yaramı deşti, umutlarımı çaldı
Ben hep kendi halime ağlar giderim
Gönül sarayım yıkıldı, öyle kaldı

Tüm zenginler birleştiler oldular tröst
Tükettiler beni, benden kaldı bir post
Yoksulluk, fukaralıkta bana kaldı
Hep bekledim, ne yâr geldi, nede dost

şehriban,gülşen,ben

Hıdır Karakuş kullanıcısının resmi

uzaklardan gelirim,yolum uzun
yorgunum,dinlenemiyorum
yaşamak kavgası aman vermez
düşman tepemde,ardımda
her gün bir kayıp veririm
canımdan,can evimden
ben yaşıyorum işte
düşe kalka

uzaklardan gelirim yüküm ağır
dayanmaya yemin etmişim
namusum,vicdanım izin vermez
pes edemem,vazgeçemem
daha yeni yarıladık yolu
yarı yoldan dönemem

İÇİMDEKİ SEN

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Çağlayan gözyaşımdır
Nicedir boğuyor beni
Hep ona direniyorum
Beni kayalara, taşlara vuracak
Zamansız, acımasız
Öldürücü dalgalara karşı
Ne olur uzan da tut ellerimi
Güneşten daha da sıcak
Sımsıcak gülücüklerini
Tomurcuklanmış gamzelerine dağıt
Doyasıya o al yanaklarından öpeyim
Sena tutkun olan yüreğim, aşkınla sarhoştur sevdiğim
Ruhum çıkmayana kadar, ne olur kendini içimde bırak

Ölüm

Murat Özgöl kullanıcısının resmi

Ölümle tanışıklığım
Çok eskilere dayanır
İlk sekiz yaşında tanıştım
Soğuk nefesiyle ölümün.
Kara batmıştım boğazıma kadar o gün
Çırpındıkça, beni derinlere çekiyordu
Ölüm, gülümsedi geçti.
 
Bir gün köpük köpük kuduran
Azgın sularla geldi
Bir çöp gibi sürükledi beni nehir
Su sıcak
Ölümün elleri soğuktu
Dokundu çocuk bedenime geçti.
 
Ve gençliğe ilk adımımı atmıştım henüz
Korkuyla tanışmamıştı yüreğim
Soğuk bir namlu
Merhaba dedi bana
İki kaşımın arasına dokundu geçti.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Şiir beslemesine abone olun.