
Ölümle tanışıklığım
Çok eskilere dayanır
İlk sekiz yaşında tanıştım
Soğuk nefesiyle ölümün.
Kara batmıştım boğazıma kadar o gün
Çırpındıkça, beni derinlere çekiyordu
Ölüm, gülümsedi geçti.
Bir gün köpük köpük kuduran
Azgın sularla geldi
Bir çöp gibi sürükledi beni nehir
Su sıcak
Ölümün elleri soğuktu
Dokundu çocuk bedenime geçti.
Ve gençliğe ilk adımımı atmıştım henüz
Korkuyla tanışmamıştı yüreğim
Soğuk bir namlu
Merhaba dedi bana
İki kaşımın arasına dokundu geçti.
Gençtim, Kanım ateş kadar sıcaktı
Yüreğimin kabına sığmadığı zamanlardı
Düşlerimin ardında yürürken
Mayın tarlasında kesişti yollarımız
Ölüm, yokladı geçti.
Karanlık günlerdi
Umutlarımı hapsetmişti zindan
Hastaydım, yirmi gün sadece su içtim
Bir dal kadar incelmişti bedenim
Ölüm, göründü geçti.
Sonra savurdu beni zaman
Buruşmuş bir kâğıt gibi
Oradan oraya…
Şimdi göz kırpıyor bazen ölüm
Büyük buluşmaya, hazır mısın? Dercesine…/Murat Özgöl






