
Kitabı okurken annesini artık o kadar iyi tanıdım ki, neredeyse yolda görsem tanıyacağım diyeceğim. Ama ne yazık ki kitabının son yazısında annesinin ölüm anını kaleme almış. Bu yazıda okuyucu bu güzel insanın ölümüyle yoğun bir hüzün duygusu yaşıyor. Böyle güzel bir insanı tanımayı arzuluyor ama öldüğünü okuyunca sanki bir yakınını kaybetmiş gibi hüzünlenip üzülüyor.
Ben genelde bir kitap okuyunca, kitaptaki kahramanları gerçek hayatta da tanıma arzusu duyarım. Ya da yazarla tanışmak isterim. Bir kitabı bitirdiğim zaman, Google’dan uzun uzun kitap hakkında, yazarı hakkında bilgiler okurum. Bu kitabı da bitirince kitaptaki yazarın annesini tanıma arzusu duydum. Ama yazar, son yazısında annesinin ölüm anını kaleme almış. Dediğim gibi sanki bir yakınımı kaybetmiş gibi hüzünlendim. Tanımak isterdim Sevgili Kıymet Teyzeyi.
12 Eylül'de de çok güldük ve Stres Bileziği yaşanmış hikâyelerden alınmış, çok doğal ve sade bir dille anlatılmış, iki güzel eser. Severek ve zevkle okudum.
Böyle iki güzel kitabı bizlere kazandırdığı için sevgili Necmettin Yalçınkaya'yı kutluyorum. Annesini tanımış kadar oldum. Keşke yaşarken tanıyabilseydim diye düşündüm. Ama yazar bu iki eseriyle annesini ölümsüzleştirerek çok güzel bir iş başarmış. Kendisini takdir ediyorum. Öyle ki yakınım da olsa mezarını ziyaret etmeyi isterdim.
Kitabı okurken kendimizden, çevremizden, yaşadığımız olaylardan alınmış gibi hissediyor insan. Herkes bu kitabı okurken kendine ait bir şeyler bulacaktır eminim. Aynı benim annem gibi. Aynı benim arkadaşım gibi. Aynı bizim komşu gibi...
Hayatın içinden alınmış, gerçekten yaşanmış anıları kaleme almış yazar. Okurken hiç yabancılık çekmiyor insan. Ve de hiç yorulmuyor. Gülümseyerek okunup bitirilen, insanı sıkmayan, dinlendiren iki güzel eser ortaya çıkmış. 12 Eylül'de de çok güldük isimli kitabı okuyan okuyucular eminim bu kitabın devamı olan Stres Bileziğini de hemen okumak isteyeceklerdir.
Necmettin Yalçınkaya'yı bu iki güzel eseri için tekrar kutluyorum. Başarılarının devamını diliyorum.