ARTIK SOKAKLARIMIZ YOK

Adil Okay kullanıcısının resmi
Sergimiz eş zamanlı olarak 4 kentte açılıyor

Küratörlüğünü üstlendigim Antakya Sanat Kolektifi'nin hazırladığı "Öyle bir yere geldik ki hiç bir sokağın adı yok" adını verdiğimiz karma sergiyi 6 Şubat depreminden sonra hazırlamıştık. Amacımız kolektif bir hafıza oluşturmak ve afetin katliama dönüşmesinde sorumlu olan makro/mikro iktidarları göstermekti.

Sergimiz ülke içinde ve dışında onlarca kentte açıldı.

Aradan geçen süre zarfında yaralar sarılmadı. Halen yuzbinlerce insan evsiz, konteynerlerde yaşamaya çalışıyor ya da kendi ülkesinde mülteci durumunda.

Bu nedenlerle biz sergimizi eş zamanlı olarak Ankara İnşaat Mühendisleri Odası desteğiyle 17 Agustos Gölcük depreminin yıldönümünde 4 kentte (Ankara, Afyon, Kastamonu, Kayseri) daha açacağız.

Sergimizin adını Cemal Sureya'dan ödünç aldığımız iki dizeden faydalanıp koymuştuk. "Öyle bir yere geldik ki hiç bir sokağın adı yok" demiştik.
Ama artık kentimizde, kentlerimizde eski sokaklar da yok.

Önder Karataş'ın Antakya'nın Barınma Hakkı adlı yazısında altını çizdiği gibi: "Rezerv alan ilan edilen bölgelerde az hasarlı, hatta herkes evini onararak evine yerleşilebilir denilen birçok konutun kapısına “evi boşaltın tebliği” asılıyor şimdi. Devamında konutun elektriği, suyu da kesilerek o evler yaşanabilir olmaktan çıkarılıyor. Gerekçe olarak da rezerv alan plan bütünlüğü gösteriliyor. Evinizi boşaltın denilen insanlara barınma olarak alternatif sunulmadığı gibi; bulunabilirse yüksek kiralık evler, o da olmadı konteynerlerde yaşama zorunluluğu dayatılıyor.
(...) Bildiğimiz bir şey var ki; Antakya’da azami miktarda barınma talebinin emlak piyasasına devredildiğidir! Üstelik bu görünür/görünmez elin dışladığı epey yoksul bir çoğunluk var. Onların da elektriği bir verilen, bir kesilen barınaklarda yaşama mecburiyeti yeni bir “konut sorunu” teoriği üretmektedir.
Uzun zamandır, konteyner denilen “lütfedilmiş” barınma mekanlarında biriken sosyoloji ve psikoloji, toplamda tarifi mümkün bir öfkeye dönüşmüştür. "
(Önder Karataş, Evrensel)

Hüzünlü bir yolculukta, henüz yaralarımız kapanmamışken bu sergiyi hazırlamıştık.
Son olarak bu serginin başka bir özgünlüğüne dikkat çekmek istiyorum. Sergimiz bizzat depremzedeler tarafından ve sponsorsuz imece usulü hazırlanmıştır. Yani bizzat yaralı insanların çalışması sonucu oluşmuştur.

Adil Okay

Tags: 
Kategori: 

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...