
Benden sadece tek bir şey rica etti:
"Ailen beni istemeye gelsin” dedi, “babam biraz eski kafalıdır. Üstelik yaşlı bir adam… Gönlünü kırmayalım Rauf, olur mu?" diye yalvardı adeta.
" Tek başıma gelsem olur mu, Melahat ?"dedim.
" Bilmem ki, dene istersen!” dedi.
Bende güzelce giyinip tek başıma kızı istemeye gittim. Beni bir odaya aldılar ve üç-beş sohbetten sonra, ben sadede geliverdim.
" Kızınızı sizden istiyorum" dedim.
Kayınpeder şöyle bir baktı bana,
" Oğlum senin ailen falan yok mu?"
"Annem var ama o da çok yaşlı ve çok zor yürüyor." dedim.
" Kardeşlerin falan yok mu, onlar gelsinler. Bir tanışalım."
" Var ama..."
" Oğlum, kardeşlerinle gel. Böyle kız istenmez!"
Ben de bir şey diyemedim. Kardeşlerime haber gönderdim: ”Hayırlı bir iş için yardımcı olun bana. Şimdiye kadar hiç hayırlı iş yapmadınız, bari şimdi yapın. Kırk yılda bir şey istedim sizden." dedim. Durumu onlara anlattım. Kardeşlerim de, "Rauf, böyle tek başına çok garip kaldı, hiç olmazsa bu işte yardımcı olalım“ diye düşünmüş olacaklar ki, hep birlikte kız istemeye gittik.
Hepimizi salona aldılar ve sevgilim hepimize birer kahve yaptı ardından çaylar içildi.
"Rauf, oğlum kardeşlerin ne iş yaparlar, şöyle bir tanıştır bizimle bakalım." dedi bana kayınpeder. Bende teker teker tanıştırmaya başladım.
"Bu en küçük oğlan kardeşimdir. Liseden terktir ve üçkâğıtçının tekidir.” dedim. “ Hatlı minibüsümü elimden aldı. Ana-baba takmadan dolmuşumun üzerine kondu. En büyük üçkâğıtçıdır.
"Bu da benim bir büyüğüm.” dedim elimle göstere göstere. “O da üçkâğıtçının tekidir. Benden habersiz bankadan para çekip evi sattırdı bana.”
"Onun büyüğü bu ise üçkâğıtçılıkta, yalanda, dolanda, kimse onun yerini tutamaz. Bunun da bana çok borcu var. Utanmaz da, bana mısın demiyor?"
Yalan söylemeyi bilmediğimden dolayı, bunlar ağzımdan teker teker dökülüverdi hızla. Bizimkiler sinirlenmeye başlamışlardı ama ben art arda konuşarak lafımı bitirmeye kararlıydım.
"Bu ise kız kardeşlerin küçüğüdür. Adam kullanmayı çok sever. Evine misafirliğe gittiğinizde, size hamallık yaptırır, durur. Gece bile çalıştırır adamı."
" En büyük kız kardeşim olan bu ise, tam üçkâğıtçıdır. Ağzı çok iyi laf yapar ve akşama kadar cebinizdeki parayı almak için, bin bir yalan ve dolanla her türlü yöntemi kullanır. Şimdiye kadar dolandırmadığı eş, dost, akraba kalmamıştır" diyerek lafımı sonunda bitirdim.
Bitirir bitirmez de herkes üzerime yürüdü, bir anda ortalık karışıverdi. Kayınpeder hemen araya girdi. Ardından kapıyı açarak ve beni de kardeşlerimin arasına sokarak, "Defolun evimden! Benim üçkâğıtçılara verilecek kızım yoooook!" diye bağırarak hepimizi kapı dışarı etti.
Baba çok sinirlenmişti. Beni dışarıya doğru iteklerken, "Ama baba onlar üçkağıtçıııı! Ben değiliiiim!" dememe rağmen, fayda etmedi. Ne demişler: "Kurunun yanında yaş da yanarmış."
Motoru uzağa koymuştum. Kardeşlerimin aralarından aniden sıyrılıp doğru motosikletimin yanına koştum. Bir de kardeşlerden dayak falan yemeyelim diye, motora biner binmez yokuş aşağıya saldım ve yolda çalıştırıp gaza bastım.
Bir daha kardeşlerle kız istemek mi? Tanrı Korusun!






