Yolculuk

Mustafa Güçlü kullanıcısının resmi
Mustafa Güçlü’den

Otobüs Çine çayının kenarından sarsılarak kıvrılırken, içeride keskin sigara kokusu, arabesk namelerin eşlik ettiği bir mide bulantısıyla başında kırlangıçların fır döndüğü, uzak seslenişlerin düş yolculuğundaydı Sedat.

İlk yolculuk, küçük kasabanın hep kaçma hayaliyle süslü ilk gençliğinden bilinmeze upuzun bir adımdı. Küçük kentin kurşunla delik deşik edilmiş tenha tabelası gerilerde kalınca, içindeki o derin buruklukla çocukluğundan koptuğunu hissetti. Uzaklaşmanın verdiği iç çekimiyle, su yılanları kertenkeleler düğümlendi boğazında, ağırlaştı kirpikleri, ela gözleri buğulu çamlıklar gibi yeşilleniverdi. Gözleri sanki insan eliyle yontulmuş gibi çeşitli şekiller alan kayalıklara kaydı. İlk kez ağustos ayında kayıt için giderken geçmişti buralardan. Kayaların gölgesinde bir tarafta Çine çayı diğer tarafta doğal heykel parkını andıran manzarayla kısa sürede geri dönmenin verdiği huzurla geçmişti buraları. Midesi hiç şimdiki gibi ağzına gelmemişti. Muavinin elinde poşetle önündeki iki çocuğuyla bir koltuğa tüner gibi oturmuş, elmacık kemikleri çıkmış zayıf kadına koştuğunu gördü. Çocuklardan biri muavin gelmeden ne varsa çıkarmıştı üstüne.

Muavin:

-Ablam, bu çocuklara niye bu kadar yedirirsiniz anlamam ki!

Kadın içine düştüğü durumun sıkıntısıyla, başını öne eğip gözlerini kaydırıp sustu. Zaten ilk molada inecek olmanın bilinciyle uğraşmaya değmez diye geçirdi içinden. Muavin koltuğun üzerini temizlerken yine söylenmeye başlayınca birkaç dakika önce süklüm püklüm olan cılız kadın birden bire kaplana dönüştü. Açtı ağzını:

-Bunlar sabi, babasız. Ben nelerle büyütüyorum bunları sen biliyor musun? Valla gözünü oyarım senin!

Araya diğer yolcuların girmesiyle şoför muavini yanına çağırarak gönülsüzce fırçaladı, böylece sorun fazla büyümeden çözüldü. Ta ki Aydın garajına girinceye kadar. Garajda otobüs mola verince biraz önce muavinle tartışan kadın tam aşağı inerken muavini tükürük yağmura tuttu. Aşağıda bekleyen akrabalarından güç bela kurtulabilmişti muavin. Kadın bir yandan da bağırmaya devam ediyordu:

-Ülen bana tefçi Fesleğen derler, a…. koyduğumun gavatı.

Ben sana, senin yedi sülalene yediririm o kusmuğu.

Kategori: 

Bunları Okudunuz mu?

01/16/2026 - 15:18
10/14/2025 - 17:58
04/25/2025 - 10:25
02/20/2025 - 10:30

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...