Son Yazılar
Ölümsüzlük Bağlamlı Kızıldere(miz)[1]
ile değil, o güce karşı
koydukları için yükselirler.”[2]
Bertolt Brecht’in, “Ondan beridir ki, umudu var dünyanın,” tümcesi…
Ya da Behçet Necatigil’in, “Ya ümitsizsiniz./ Ya da ümit sizsiniz./ Ya çaresizsiniz./ Ya da çare sizsiniz,” dizeleri…
Veya Immanuel Kant’ın, “İnsanlar ışığı görmez, ışıkla görür,” saptaması bana hep 30 Mart 1972’nin Kızıldere’si anımsatır…
Gerçekten Biz İnsan mıyız? -3-
Tek yapılması gereken şey, varlıkların adaletli paylaşımı, kadın erkek eşitliği ve evrensel ahlak namus değerlerinin her toplumda uygulanmasını mecbur koşmaktır. Bunu yapmayan toplum, devlet ve birey insanlıktan uzak canavar demektir.
Mevcut Ahlak ve Namus Kavramı, İnsan Olmaya Yetti mi?
Nar Ağacı/ Eylem Yalçınkaya
İçimde sönmek bilmeyen bir ateş…
Sesin kulaklarımda çınlıyor,
Yüreğim acıyor, sen gittin gideli.
Türkülerle avundum, en sevdiğim söz ''yollarına kar mı yağdı gelmedin?'' oldu.
Bu ne yaman bir yoldu giden gelmiyor.
Her giden ateşlere atıyor yüreğimi.
Zamanı boş vermiş ölümün kıyısındaymışım gibi…
Bekliyorsun gideni hep gurbet takviminde. Nasıl bir takvim 365 gün 6 saati tamamlıyorsa, sevdiklerini, gidenlerini vermeden, yapraklar bile homurdanıp duruyor, kaç yaprak doldurdum senin için hâlâ'' dönmediler mi?'' diye soruyor.
Beklemek Umuttur...
Ninesi anlattı çocuğa
o acıklı efsaneyi.
"Onlar iki kız kardeşlermiş,
bir gün anneleri evde yokken,
yağ dökmüşler.
Korkan iki kardeş
kumru olup uçmuşlar...
o günden beri hep ağıt yakarlar"
Çocuk sordu ninesine;
"Hiç yağ döktük diye
korkulur mu? "
Ninesi bir iç çekti.
"Yokluk vardı o zamanlar,
altın değerindeydi yağ da,tuz da.
Korkmuşlar işte" dedi.
Çocuk o günden sonra
kumruları daha çok sevdi.
Söz verdi kendine.
Büyüyünce
hep sevgiyi anlatacaktı
“ARKASI YARIN” ADLI ROMANIMI OKUYABİLMEK İÇİN HUKUK SAVAŞI VERİLİYOR
Adil Okay
“Anayasanın 64. maddesine göre, devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Anayasada böyle yazar ama sansür devlet işi olarak zihinlere sindiğinden sanatı desteklemek hiç de yazıldığı gibi olmaz. Sanat desteklenmez, sansürlenir.” (Fikret İlgiz)
2019’un 1 Mayıs’ına Kenar Notları[1]
2019’un 1 Mayıs’ına gidiyoruz; yol(umuz) hâlâ engebeli ve dolambaçlı.
Totaliter bir zorbalığın kollarında krizle sarsılıp savrulan ve kaptan köşkünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğu[3] Türk(iye) ekonomisi emekçiler için bir “cehennemi” andırıyor!
Sait Faik’in Düş(ünce)leri[*]
Yaşamak; bütün adetlerden uzak
Yaşamak…”[1]
‘Kurabiye’ başlıklı hikâyesinde, “Yarın hemen yarın, bu ışıkların içinde bizim ışığımızın da yandığını göreceğiz. Bu ışığı başkaları gördükleri zaman, içlerinde, bir şehirde bir ışık yakmak arzusu kımıldanacak,” umuduyla var olan Sait Faik Abasıyanık Burgazada’lıydı.
Gerçekten Biz İnsan mıyız? -2-
His ve duygularını doğru, yeterli şekilde sorgulamayan insanın bilincinden çok, süperegosu gelişir. Çoğu insanın sürekli süperegonun arkasından gitmesinin bir diğer nedeni de, insanı daha çok maddi varlıklara sahip olma arsızlığının insana yüksek derece haz vermesidir
İnsan, Ego ve Yıkıcılık






