Kitap Basımı ve Yayınevi
Yazar, sürekli meyve ağacı gibi, ürün vermelidir. Süreklilik, kişiyi yazar yaptığı gibi, yazımı olgunlaştıran etkendir de.
Yazar, sürekli meyve ağacı gibi, ürün vermelidir. Süreklilik, kişiyi yazar yaptığı gibi, yazımı olgunlaştıran etkendir de.
Genel iradenin onaylamadığı
bir yürütme oluşturur”
Kant
Özellikle yalnızlık, aşk, sevgi ve ilişkiler üzerine yazılan deneme ve roman türlerinde yazan yazarlara sorulur.
Post-modern zamanların -insan(lık)a mündemiç her şey gibi- edebiyat/ yazına verdiği hasar, “Başarılı bir yazar ya da ressamı nezih bir işadamından ayırt edemezsiniz,” diyen Sinclair Lewis’in notu eşliğinde asla küçümsenmemelidir…
Tam da bunun için edebiyat/ yazın konusunda unutturulmaması gerekenler vardır.
Başka bir şair lafa karıştı:
-Bu ceket o lanetli ceket midir?
Bir başkası:
-Hayır, bence bu beyaz cekettir.
Arkadaşlarım böyle söyleyince ceketime baktım. Ceketimin hiçbir kusuru yoktu. Sadece biraz eskiydi ve rengi kaçıktı.
Arkadaşlarımın gözlerine bakarak:
-Evet. Dedim.
Şairler toplantısından sonra, binadan dışarı çıktık. Bir sigara çıkarttım. Arkadaşım onu benden aldı, kendisi yaktı.
Sinirli bir şekilde:
-Sen başka bir sigara yak. Dedi.
Son beş gündür burada nelerin tartışıldığına bakıyorum da... Soykırım, holocaust, savaş, katliam, faşizm, şiddet, işçi kıyımı, hapishane, göç, ekolojik yıkım, kentlerin çöküşü, imha, sansür, kriz, işsizlik, ataerki, seks ticareti, etnik çatışma, kavimkırım... Yaşadığımız günlerin düşünce ve tahayyül dünyamızı bir karabasana dönüştürdüğü aşikâr...
II) AKP VE İŞÇİLER
II.1) İŞÇİLERİN HÂLİ
II.1.1) MADENLERDEKİ -KAPİTALİST- “REALİTE”
II.1.2) İŞ CİNAYETLERİ
II.1.3) DEVLETİN MARİFETLERİ
II.2) DERİNLEŞEREK, YAYGINLAŞAN EŞİTSİZLİK
II.2.1) KATMERLENEN ZENGİNLİK
II.2.2) VE YOKSULLUK!
II.2.3) VE DE İŞSİZLİK!
III) İŞÇİLERİN -SENDİKAL- ÖRGÜTLÜLÜĞÜ
Yol boyu arabalar gelip geçiyor, kadınlı-erkekli insanlar bisikletler, motorlar, seyyar satıcılar çocuk arabalı anneler, omuzuna boyacı sandığını asmış boyacılar, tüm acı ve kederleri - çok az da olsa- sevinçleri yüklenmiş bir dünya gelip geçiyor. Adam kederlerinin sessizliğinde öylece sonsuzluğu gözler gibi, bir ağıtın gizemli vokalini dinler gibi tezgâhının yanı başına oturmuş ve bu resmigeçit yapan dünyaya dalmış, gitmiş.
Ancak eski kuşağın kâğıda yazmalı önerisi ve ben kâğıda yazıyorum söylemi yazar adayların zihnini karıştırmaktadır.
Peki, kim haklı? Aslında iki taraf da haklıdır. Eski kuşak yazarlar kâğıda yazsa da sonuçta yazdıkları bilgisayar ortamına çekilmektedir. Yani bilgisayardan kaçış yoktur. Peki, sorun nereden kaynaklanmaktadır.
Bir varız…
Sadece bir nefesle…
Yok olabiliyoruz…
Ya da yok olmayıp;
Sonsuza kadar farklı birine dönüşebiliyoruz…
Ben Kader,
Kendimi Ararken o’nu buldum…
Onu bulurken kendi solumu bulmuşum meğersem …
Bir İSHAK BUDAK hikâyesi…
Destansı bir Aşk’a ithafen,
2014 yılı,
Gece 03. 30…