Son Yazılar

Mənim həyatım

Elnur Resuloglu kullanıcısının resmi

Aprelin axrıydı, son günləriydi.
Hava isti idi, səma tərtəmiz.
Günəş göydən yerə od ələyirdi
Kədərdən xəbərsiz, qəmdən xəbərsiz.

Mən isə bu zaman tərimi silib
Yolda deyinirdim: “Ürək dayanır.
Elə bil göylə yer baş-başa verib,
Göy kimi od tutub yerlər də yanır”.

Hər tərəf yaşıllıq. Yollar boyunca,
Gör ağcaqayınlar necə əkilib.
Onların altında otrub doyunca,
Kölgəsində neçə yolçu dincəlib.

GİZEMLİ GÜNEYDOĞU!

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Her gittiğiniz yerde iki veya üç yıl, bazen bir, bazen de beş yıl kalabiliyorsunuz. Bölgeye göre değişiyordu kalacakları bu süreler.
O sene Naci ve Ayşegül’ün tayinleri Güneydoğu’ya çıktı. Daha önce hep büyük şehirlerde çalışmışlardı. Özgürlük ve modern hayattan uzak, dışa kapalı küçük bir şehre nasıl ayak uyduracak, nasıl yaşayacaklardı bilemiyorlardı.  Bambaşka, gizemli bir dünyaydı Güneydoğu onlar için.

“GÜLMEK” EYLEMİNİN TİYATRODAKİ KARŞILIĞI[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

en incelikli müziği.”[1]
 
Thomas Carlyle’ın, “Gülmesini bilmeyen bir insan yalnız ihanet etmekle kalmaz, kendi hayatı bile bir ihanettir”...
Victor Borge’un, “Gülümseme iki insan arasındaki en kısa mesafedir”...
Stanislaw Jazek’in, “Bana bir toplumun neye güldüğünü söyle sana ne için adam vurabileceklerini söyleyeyim”...
George Santayana’nın, “İnsanın tek gerçek özsaygısı kendisiyle dalga geçme yeteneğine sahip olmasından gelir”...
Edith Piaf’ın, “Gülmek ve sevmek ısmarlama olmuyor”…[2]

VURUN “ÖTEKİ”NE![*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

diktatör özlemiyle yanıp tutuşur.”[1]
 
Geçtiğimiz günlerde, sosyal medyada 22 yaşında “gizli tanık” ifadesiyle müebbet hapis cezasına çarptırılan ve cezası Yargıtay tarafından onaylanan Gülsüm Koç’a dikkat çekmek üzere bir mesaj paylaşmıştım. Aktroll’lerden biri ikiletmeden atladı: “Kadın kadın olaydı her şeye burnunu sokmaz edepli kadın olurdu demekki bir bok yediki...” (İmla ve ifade bozuklukları aktroll’e aittir.)

Doğan okuyacak...

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Küçük ve yemyeşil çimlerle ve rengârenk çiçeklerle kaplı bir tepenin etrafına çember gibi sıralanmış tek katlı evler! Her evin önünde bulunan birer ikişer dönüm bahçelerde; domates, patlıcan, biber, fasulye kabak, salatalık gibi birçok sebze ve incir, nar, dut gibi birçok meyve ağaçları bulunmaktaydı. Bahçeler ile tarlaların sınırı bölen; şırıl şırıl akan ırmak içinde ise Kara Balık ve Yılına Balığı yaşamaktadır. Irmaktan sonra gelen uçsuz bucaksız pamuk, buğday, pancar, mısır, soya ve biber tarlaları bulunmaktır.

SOYKIRIMIN ANITI VE AĞITI: GOMİDAS/ KOMİTAS/ SOGHOMON SOGHOMONİAN

Temel Demirer kullanıcısının resmi

est quam omnium sermo.”[1]

Yıllar boyunca, ne geçen zamanın ne de Anadolu toprağının örtebildiği katliam izleriyle dolu yollarda yürür ve kendi ölümünü beklerken, “Eğer kurtulursam gördüklerimi yazacağım. Halkımın yaşadıklarını herkes bilsin” diye düşünüyordu Rahip Krikor Balakyan. “Hatta tüm bunları gelecek kuşaklara aktarmak için yaşamalıyım. Hayatta kalmak için elimden her ne geliyorsa yapmalıyım.”

Zum Wohl -Şerefe-

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

İki hemşire altımdaki tekerlekli yatağımı asansöre taşıdılar. Oradan zemin kata, ameliyathaneye… Kısa boylu, esmer tenli, tıraşlı yüzüyle biri gördü beni. Yatağın üzerine asılı levhada ismimi okuyunca, sordu:
‘‘Dersimli misin?’’
‘’Bir yanım Dersimli’’ dedim. Gülümsedik birbirimize.
Narkozcu kadınla göz göze geldik. ‘‘Narkozu belden aşağı yapın’’ dedim.
‘’Olmaz.’’ dedi kendinden emin bir sesle. ‘‘Dayanamazsın.’’
‘‘Daha öncekilere dayandım ama.’’

Tanrı Öldü, Allah Yaşıyor

Osman Tatlı kullanıcısının resmi

Tanrıyı öldürenler bu kadar çoğunlukta olmasaydı Nietzsche’nin veciz sözü bugün el üstünde tutulur muydu?
Bana kalırsa Tanrıyı önce Aristo, artından reform hareketleri uzantıları öldürdü. İstikrarlı ve sistemli bir öldürüş. Mükemmel bir planla tanrı tarihe gömülme operasyonları yapıldı. Sonuç başarılı. El birliğiyle kendi tanrısını öldüren Hıristiyanlık dünyası bugünü tanrısız yaşamaya alıştı. Ve alıştırıyorlar.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...