Erzincan'dan Öteye Bir Kırmanc Alevinin Yaşam Yolculuğu
Kürt sorunu, Alevi sorunu, çözülmemiş Ermeni sorunu derken, Mustafa Özbey, görmezlikten gelinen Kırmanc kimliğiyle ortaya çıkmış ve biz de varız demiş.
Kürt sorunu, Alevi sorunu, çözülmemiş Ermeni sorunu derken, Mustafa Özbey, görmezlikten gelinen Kırmanc kimliğiyle ortaya çıkmış ve biz de varız demiş.
raylara donmuş gözler
umarsızca
özlenen...
süt memeler sanrılı
sızım sızım
kızıl ipek bürünmüş
can ayaz...
söz efendi
tanrı dağında
ok ece
sevi sadağa...
emel kargaoğlu / İzmir..
08 Temmuz 2014
dem yıldızlar
süzülüyor
asumandan
mavisel loşlukta
acunsuz verandaya
öyküsü alazdır
şarkısı alanguva
arınık tan yürek avlağındayken
ayda çiçeğim
güneşle dansettin mi sen..?
emel kargaoğlu / İzmir
16 aralık 2014...
. 2 yaşında geçirdiği çocuk felcinden dolayı yürümekte zorlanan Abi’min çantasını taşımak için başladığım ilkokulda matematik dersi için abaküs istediklerinde paramız olmadığı için annem ağaç dallarını kesip, hepsini aynı ölçüde ayarlayıp, zımparalayıp ve güzel bir kurdele ile bağlayıp, yanına da kendi diktiği bir keseye kırmızı, diğer keseye beyaz fasulyeleri koyup öyle okula göndermişti beni. Annemin saatlerce emek vererek ve içine sevgisini katarak hazırladığı çubuklar ve fasulye keselerim herkesin ilgisini çekmiş, öğretmenimin de takdirini görmüştü.
Nice zamandır hep seni bekledim
Gel yiğidim gel seni çok özledim
Digel canım biricik yavrum digel
Yüreğimi sana saray eyledim
Yurdumuza çakallar, kurtlar doldu
Kandil’e gittin uzun yıllar oldu
En son bir mavzerli resmini gördüm
Yanında duran yoldaşların boldu
Biliyorum Kandil Dağı serindir
Başı yüce, dereleri derindir
Ey vatan sevdalısı fidan boylum
Gittin de gelmedin halin nicedir
Susuz toprağın yağmura hasreti misali-
Ne zaman aklıma düşsen/ tutuşuyor duygular
Gözlerimde Yağmur olup –
Sızıyorsun dudaklarımdan.
Şimdi yanında olup:
Öpmek vardı yanaklarından
Sevda Nehir’ine dayayıp dudaklarımı, su içer gibi
Şimdi duman olmak vardı içtiğin sigarada
Güzlerime çekilen efkâr
Haydi, dökül pınarlarından gözlerimin
Yık gel kıyılarını ki, gayrı paslansın mazgal,
Yıkılsın kör duvarları esirliğimin.
Baksana kuşatılmış sevdalarla çalar, duvarların rengi.
Az sonra saçlarımın tedirginliğine konacak, ak
İçime döndürüyorum, gözlerim bana uçurum.
O kadar uzak kalmışım ki ben benden.
Düşerken alnını okşuyor son rüzgâr.
El ilanları yırtık ayrılıklar kuşatmış bu şehri
Zulmün içinden direniş çığlıkları yükseliyor.
Yüreğinin kıyılarına tutunmak istedim.
Esen yel kavgayı fısıldar kulağına sevdalının
Koyulaşır damarından toprağa sızan kanlar.
Sevgimi yoğurdum umudumla aşk ile
Direncimle çoğalmak için yokluğunda.
Gözlerinin sularında savrulmak istedim
Kendine yabancı bir tebessüm asılır yanaklarımda
Arkadaşı Sinan Sümer’in, MHP'li Bakan Cengiz Gökçek'in koruması Süleyman Ezendemir'in kurşunlarıyla katledilmesini protesto edecek gösteriye katılmak için çıkmıştı baba evinden.
Tek bir amaçları vardı: Arkadaşlarının katlini herkese duyurmak ve onu son nefesini verdiği yerde anmak. Ama bu tepki bile çok görülmüştü onlara, ateş emrini alan askerler üzerlerine ateş açarak gelmeye başlamışlardı. Çıkan hengâmede er Zekeriya Önge vurularak ölmüş, korsan gösteriye katılanlardan 24 kişi yakalanmıştı. Yakalananlar arasında 17 yaşında genç bir devrimci çocuk da vardı. Adı Erdal Eren’di.