Siyasal Düşüncelerin İnsanlığı Getirdiği Nokta !
Bu bakımdan kutsallıklar üzerinden siyaset yapanlar ile, insanlığa değer veren herkes, değerlerine ihanet etmeden asla siyasal vb. özel amaçlarına ulaşamazlar
Bu bakımdan kutsallıklar üzerinden siyaset yapanlar ile, insanlığa değer veren herkes, değerlerine ihanet etmeden asla siyasal vb. özel amaçlarına ulaşamazlar
Yoksa niye yasalara ve dine ihtiyaç duysun ki?
Umut her ne kadar soyut kavrammış gibi düşünülse de kişinin kültür ve bilincine göre somutlukta taşır. İnsan doğasına göre bunun tarifini yapmak gerekirse, doğal duygusal tepkimelerin hepsini içinde barındıran üst yaşam sevinci olarak ifade edilebilir.
Arap ülkeleri ile Türkiye'nin basit ticareti dışında kültürel bağı olmadığı halde, Türkiye'nin İslam yozluğuna sarılıp her türlü ağır bedeller ödemesi, zeka ve akıl tutulmasının bir sonucudur. Bunlar siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel her alanda yaşanmaya devam ediyor. Peki neden devlet ve toplum olarak öz değerini inkar edip, hiçbir faydası olmayan İslam bataklığının arkasından gidiliyor? Sorunun doğru cevabı insan, zeka, akıl ve öz kültürün diyalektik bağı incelenerek verilebilir.
Özenti, saplantı, ukala, ırkçı, doyumsuz ve çeşitli kutsallıklarla eğitilen her insan, gerçek adaleti kaldıracak karaktere sahip değildir. Çünkü gerçek adalet; bilgi, sınır, ölçü, ciddiyet, samimiyet, eşitlik ve yüksek ahlak ister. Bu da sorgulayan düşünce, kültür, doğruluk ve dürüstlük demektir. Sıralanan insani ölçüler, hükmetmek isteyen ve yetersiz kişilere ağır geldiğinden, karakterlerindeki hazır negatif egoist fahişeliği tercih ederek yaşarlar. Ve dinle devletin yol göstericiliğine sığınılıp, kullanılmak vatan severlik olarak görülmekte.
diğer taraftan gösteriş, şatafat içerisinde yaşamak, dünyanın en büyük onursuzluğudur.
Aslında İslam yalnızca din meselesi olarak değil sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve askeri tüm yönleriyle ayrıntılı incelenmesi gereken önemli bir konudur. Her şeye nüfuz eden İslam dini, yalancı masalsı ayetlerini nasıl inandırıcı kıldığını, aynı zamanda bunun arkasından sürüklenen insan karakteri daha farklı açılardan ele alınmalıdır.
Devrimci iki şekilde olunur. Bunlardan birisi felsefi teorisiyle kültür devrimciliğidir, diğeri askeri zeka ve bilgiyle devrimciliktir. Her iki devrimci de siyaset bilimimin en büyük mimarıdırlar. Bu bakımdan biz sıradan insanlar, ancak bu bilime su taşıyan çıraklar olabiliriz. Kısa tanımdan da anlaşılacağı gibi siyasete ilgi duyan kişi, ya gerçek devrimci olmalıdır veya haddini aşmadan, gücü oranında destek sunmalı. Kimse büyük laflar etmemeli.
İnsanı Kötülüğe Sürükleyen Esas Etkenler
Evrensel ölçülerde özgür düşünme ve sorgulama imkanı olmayan her birey kötülüğe daha yakın, insanlığa tamamen uzak demektir. Bütün bunların sorumlusu ise devlet ve dinlerdir. Çünkü devlet ve dinler, bireyleri her zaman kolayca kontrol edip yönlendireceği basit seviyede eğitirler. Çoğu devletler, kendi belirlediği yaşam ve düşünce seviyenin üstüne, insanların çıkmasına asla fırsat tanınmamışlardır. Bu da bilgisiz, bilinçsiz, içgüdüsel, cinsel dürtü, paranın esiri, mesleki bilgi ve duyduklarıyla düşünerek düşük zekayla yaşamaktır.
Demokratik olmayan devletlerde, özerk devlet üstü denetleme ve yargılama kurumu olmadığı sürece, iktidara gelen her siyasi yapı, devleti kutsallaştırarak mutlaka hırsızlık yapar. Onun için sürekli insanlar ya gerçek demokrasi; veya herkesi sorgulayacak devlet üstü özerk bir hukuk diye bağırmaktadırlar.