Kürt, Sosyalist ve Alevilerin Siyasetteki Etkileri
inanç ve duygusallıktan uzak, bilimsel ilkeler çerçevesinde objektif ifade edilmelidir. Objektiflikten uzak ideolojik, duygusal ifadeler, çözüm yerine hep karmaşalar yaratmıştır.
inanç ve duygusallıktan uzak, bilimsel ilkeler çerçevesinde objektif ifade edilmelidir. Objektiflikten uzak ideolojik, duygusal ifadeler, çözüm yerine hep karmaşalar yaratmıştır.
ifade edecek olursak, “Ahlaki (Etik) Kolektif Kültürü”,feodal şabloncu modernist toplumlar dejenere edenlerin başında geliyor. Bu iki anlayış din başta olmak üzere her türlü grupçu, kayırmacı ve adamcılık (Nepotist) kültürüne göre yaşayıp, sürekli kendi içinde birbiriyle çatışırken, bundan kendilerine kahramanlık, yiğitlik payesi çıkarırlar. En ufak anlaşmazlık durumunda, en yakınındakileri psikolojik veya fiziki olarak öldürmekte hiçbir sakınca görmezler.
İnsan ana rahminden itibaren düşünce denen biyolojik mekanizmaya sahip olduğu halde, bunun harekete geçip insan yaşamına bilinçli yön vermesi sosyal, kültürel zenginlik ve nitelikli olmasıyla mümkündür. İnsanın çocukluk ve gençlik dönemlerinde yeterli düşünceye sahip olmayışından hatırlanacağı gibi.
Bu da şu anlama geliyor, her şeye teknik ve modern ticari araç gözüyle bakmak, insandaki egoist hayvani duyguya tavan yaptırıp, ahlaki duygunun öldürülmesi demektir. İşte günümüzde hiçbir kural tanımayan dejenerasyonist ahlaksız bataklığın mimarları, para ve teknolojiye tanrı gibi tapınan din, inanç, siyasi, ekonomik vb. yapılardan başkası değildir. Hangi çağ ve toplumsal yapı da olunursa olunsun, teknoloji ve parada dahil varlıklara sınırlı, yerinde, ölçülü kullanıldığı sürece, insanlığa her zaman daha çok fayda sağlar.
Diğer taraftan kendi dil ve kültürünü geliştiremeyip psikolojik sorunlarını çözemeyen kültür yoksunu birey ve toplumlarsa, söz konusu boşluğu daha çok anlayamadığı yabancı fikirlerle doldurmaya bayılırlar. Bu yüzden sonradan sahiplendikleri din vb. yapılar içerisinde yer edinip, değer görmek için o kültürün radikal savunucusu olarak ancak bunu başarabilmekteler. Kendi kültürünü doğru özümseyip gelişim yolunu açmış birey ve toplumlar, kolayca yabancısı oldukları din ve düşüncelerin fanatik, körü körüne radikal savunucusu olmazlar.
Uzun yıllar insan ve toplumsal konularla ilgili makaleler yazan birisi olarak, en fazla insan üzerine yazdım ve yazmaya devam ediyorum. Çünkü her türlü egoist çıkarlarımız için tüm insani değerleri kullanıp bitirdiğimiz halde utanmadan, sıkılmadan hâlâ ahlak ve insanlıktan bahsediliyor. Oysa 21. yüzyıl insanı ya “Üst İnsan” olmak zorunda ya da yarattığı alt kültürle sonunu getirecektir. İki önermenin dışında başka bir yol bulunmuyor.
Güneş, hava, su ve toprağın sunduğu yaşamsal güzellikler başta olmak üzere, bazı insanların gösterdikleri insan üstü davranışlar, tanrıya atfedilen özelliklerle aynı değeri taşır Alevilikte.
Her insanda doğuştan mevcut olan üst kişilik karakteri, ilerleyen yaşlarda maddi varlıklar ve içgüdüsel egoist duygulara yenik düşmesi neticesinde, tanrı insan karakterine sahip kişiliği bulmak genelde imkansızlaşmaktadır.
Aleviler Şamandır, diyenlerin buna dair gönülleri hoş edecek bir cevapları yoktur, ama ideolojiyi hoş edecek ikinci cümleleri vardır. Ve Aleviler Şamandır dedikten sonra derler ki; Aleviler çağdaştır, kadınlarının başını örtmezler, bunun içinde Atatürk’ü severler! Gök Tanrı denen Tengre, toprak ana Ötüken gider ve onların yüce tahtlarına Atatürk’ü oturturlar. Halka tamamlandı mı, tamamlandı, Alevilik eşittir Atatürkçülük gibi gösterildi mi gösterildi. Ama insanın “hayda!” diyesi gelir.
Neler anlatılmazdı ki, ağaçlara bez ve çaput bağlamayı Orta Asya Şaman boylarına bağlayan, ne bileyim, kurşun dökmeler, ay görüldüğünde niyaz etmeler, Amerikalıların “knock on the wood” diyerek aynen bizler gibi elini kulağına götürüp üç kez tahtaya vurmalar dahi Şamanizm’e bağlanır ve şöyle denirdi: “Aha işte Aleviler öz be öz Şaman’dır, öyleyse Türk.” Hal böyle olunca, bizim ilk mektep gören ağabeylerimiz de bu furyaya epeyce kendini kaptırdı. Anne babasını ikna etmeye çalışan niceleri çıktı.
Bizi bu denli etkileyen Zerdüştlüğü, karınca kararınca incelemek ve sunmak gereği vardır. Kaldı ki Zerdüştlük sadece bizi etkilemedi. Hindistan, Pakistan, Eski Yunan Felsefesi ve felsefecilerini Tevrat'ın şekillenişini. Mısır Uygarlığını ve dolayısı ile Dünya uygarlık seyrini etkilemiştir…
Zerdüşt Dininin zerdeştleri (peygamberleri) Kürt’tür
Zerdüştlük inancında Tanrı kabul edilen 'AHURA MAZDA' , 'AKLIN EFENDİSİ' olarak sembolize edilir.
Zerdüşt’ün sistemamize ettiği bu dine MAZDEİZM denir.