Ekonomik Hâl(imiz) mi?!
Krizin Getirdikleri
Borç Batağı
İşsizlik Yangını
Eşitsizlik(ler)
Yoksulluk
Emekçilerin Durumu
Ve Zenginler!
İsraf, Kıyak, İstismar!
Delik Deşik Bütçe!
Krizin Sosyal Sonuçları
Krizin Getirdikleri
Borç Batağı
İşsizlik Yangını
Eşitsizlik(ler)
Yoksulluk
Emekçilerin Durumu
Ve Zenginler!
İsraf, Kıyak, İstismar!
Delik Deşik Bütçe!
Krizin Sosyal Sonuçları
içtiğimiz sular dizlerimizdeki bu
güç derimizdeki tad karşı koymak
içindir kaçmak için değil.”[1]
30 yıl… Dile kolay, 30 yıl. Matbaadan ilk çıktığı gün doğan bebekler, bugün çoluk-çocuk sahibi… Bu coğrafyada pek az dergiye nasip olmuş bir ömür.
Bu ülkede dergi çıkarmak başlı başına bir gözüpekliktir. Maddi sorunlara, siyasi, baskılara, ticari handikaplara, daha da yaralayıcısı, “dost’un gülü”ne göğüs germeyi gerektirir.
Anadolu Selçuklu Devleti'nin Kimliksel Sosyolojisi
Böyle bir çılgınlık yapacağı içime doğduğu için, zavallı babam acı çekmesin diye baltayı on gün öncesinden bilemiştim. Kafam, borç, diyet, kefaret, kıskançlık, haset, korku, kuşku ve balta darbeleri gibi fuzuli belaların istilasına uğramıştı. Tüm bu bela kalabalığını aralayıp, kendime yol açmaya çalışırken, kedi miyavladı, dilim açıldı:
Aynı gökyüzü
aynı keder.”[2]
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervasız,
Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!
İnsan, âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.”[1]
1 Mayıs 2012’de hayata gözlerini yumdu; usta bir oyuncu ve dublaj sanatçısıydı; kadife gibi sesi vardı ve bırakıp gitti…
Emil Michel Cioran’ın, “Dostlar bizi ancak ölme inceliğini gösterdiğimiz zaman seviyorlar,” saptamasındakilerdendi O; yani Ajda Pekkan’ın ‘Palavra’ şarkısındaki gizli ses…
Sevginin, hüznün ve umudun izi bazen bir günlüğün yaprakları arasından fışkırırken bazen de boş bir sayfanın sonsuzluğunda kayboluyordu…
“Kırlangıç mevsimi değil henüz
Gözlerindeki buğu çözülmemiş bir gecenin
İlk armağanı, avuçlarıma değen nefesin.”
Bu kitabı psikolojik roman türünde yazılmış bir baba- oğul çatışması veya farklı yaşamların aynı sahneyi paylaşmak zorunda kaldığı bir aşk filmi senaryosu gibi okuyabilirsiniz. Seçim size değil geçmişte ve bugün yaşadıklarınıza, biraz da kurduğunuz hayallere kalmış!
Büyük Selçuklu'nun Kimliksel Sosyolojisi
Adil Okay Sanatçılara, şair ve yazarlara yönelik baskı, teslim alma, yıldırma politikaları ne ülkemizde ne de dünyada yeni. Ancak zindana atılan, 4 ayı aşkın bir süredir açlık grevinde olan Grup Yorum üyeleri gibi, bu “kirli siyasete” direnen, “Başka bir dünya – Başka bir siyaset mümkün” diyen sanatçılar –sayıları az da olsa- her dönem ayakta kalmış ve ses çıkarmışlardır. Michael Foucault’nun değerlendirmesiyle “Dürüstlüğün kanıtı, hakikât anlatıcılığıdır. Bu anlatım günümüzde ses, söz, yazı, yontu, fırça, nota, sinema ve tiyatro ile de yapılmaktadır.
Ve aldırmayalım hiç, gelen geceye.”[2]
‘Acılara Tutunmak, ‘An Gelir’, ‘İyimser Bir Gül’, ‘Sevgi Duvarı’, ‘Dokunma Yanarsın’, ‘Kendine İyi Bak’, ‘Mahur Beste’, ‘Suskun’, ‘Bahtiyar’, ‘Hoşçakalın Gözüm’ ve ‘Bir Veda Havası’ydı O; dillerden hiç düşmeyen...