Ağ Günlükleri

Körpe Düşlerim

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Yorgun bir ahtır bende! Ruhumdan söküp gelen
Nefes boruma düğümlenip
Sevda ezgileri
Sevda özlemi
Kürdistani bir yara olup
İçimde alev, alaz ırmaklaşan
Delik-deşik
Yüreğimin
Müdavimi olan
Dert, acı, keder oluşturan
Oracıkta
Öylece kala kalan
Çıkıp gitmeyen
Beni sersefil, perişan eden
O ah bende tükenmiyor
Hiç
Aha bir bilsem
Bir bilsem
Ben
Kaç zamandır
Şafak bekleyen gözlerimden
İçime kaç deniz, kaç nehir kadar kanlı gözyaşım aktı

Rengârenk Bir KelebekOlsam

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Keşke, ben şimdi rengârenk küçük bir kelebek olsam
Özlem duyulan bulutsuz mutlu günlerde
Bir buruk yürek, bir soluk nefesle
Güneşe en yakın bir yerde
Yemyeşil çimenlerde
Hırçın duyguların
Çılgın düşlerin
Arsız
Gülüşlerin peşinde değil de
Kederimle, şu hüzün dolu yüreğimle
Masmaviliğiyle dupduru olan, göğe doğru uçsaydım

Kötülük(ler) tablosu mu? “Pante Reı”![1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

bir tehdit unsuru hâline geldi?”[2]
 
Yaşadıklarımız; “Tarihi üreten kötü yanıdır,” diyen Karl Marx’ı teyid edip dururken; iyi olmadığımız çok açıktır. Ancak iyi olacağımız da öyle…
Hayır; bu ekonomist, indirgemeci, vulger bir beklenti değil; diyalektik materyalist bir öngörüdür.

Totalitaryanizmi Sokakta alt edebilmek…[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

Yıllar önce, başbakanlığı sırasında Süleyman Demirel’in, sonradan bir “özdeyiş” hâline gelen bir sözü olmuştu. Sokak gösterilerinin, protestoların zirve yaptığı günlerdi. “Yürüsünler, demişti Demirel. “Yürümekle yollar aşınmaz.”
Kimileri tarafından bir “demokratlık gösterisi” olarak alkışlanmıştı bu sözler. Bence değil. Demirel’in “demokrat”lığındansa, o yıllar egemenlerin kendilerine olan güvenlerinin göstergesiydiler. “Sokaktakiler ne derse desin, biz işimizi yürütürüz” güveni.

Bu Düzene Köle Olmayacağım

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Virane gönlüm hep ağlıyorum
Şu rezil düzende sürünüyorum
Bendeki şu çile, acı dağlar kadar
Derdim çok, günden güne eriyorum

Şu cahillere söz diyemiyorum
Başımı taştan taşa vuruyorum
Ey benim mazlum çilekeş yüreğim
Vurdumduymazlara deliriyorum

Bu keşmekeşlik beni öldürüyor
Bana dert, kahır, acı çektiriyor
Şu yakan cehennem, şu kahpe düzen
Yıllardır yüreğimi kemiriyor

Ben hep orda-bur da sürünüyorum
Bu kahpe düzende gülemiyorum
Sanki ben haksızlığa razı mıyım?
Halkı sömürenlere sövüyorum

Marx’ın Sosyalizm Teorisi ve Karikatürü /Haluk Yurtsever

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Yirminci Yüzyıl, “zaman”ı, kabul edilmiş takvim dilimlerine göre değil, dönemler açıp kapayan büyük tarihsel olaylara göre “bölen” tarihçi Hobsbawm’ın yerinde tanımlamasıyla 1917’de başlayıp 1991’de biten “kısa” bir yüzyıl oldu.
 

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.