Ağ Günlükleri

İNANA BİLMİRƏM

Abdulla-Memmed kullanıcısının resmi

Sən demə sevgimiz əyləncə imiş.
O ara verməyən gizli görüşlər
Günlərdən asilmiş yelləncək imiş.
 
Gözümü bağladin göz görə görə,
Özümə gəlməmiş özündən getdin.
Söz verib and içib peyman bağladiq,
Gözümü açinca sözündən getdin.
 
De, necə unudum sənsizliyimi,
Yoxsa sənin kimi itirib gedim?
Dünən gözlərimdə gülən sevgimi
Bənövşə ömrü tək bitirim gedim?!
 
Qapayib gözümü məhbbətinin
Köksündə dəfn etdin öz əllərinlə.
Qəlbimdən düşmədin son yarpaq kimi-
Gözümdən düşsən də əməllərinlə.

Siyahlara boğulmuş düşler…

H.Gürer kullanıcısının resmi

“İnsan,” çirkini ve güzeli, kötüyü ve iyiyi bildi.
Doğru yerde durmasını bilmedi!
Dostu da düşmanı da bildi, ama dost olmasını bilmedi.
Ortak düşmana karşı birlik olmayı, bu davranıştan, ‘dostluk’ çıkarmayı öğrendi.
Kurduğu dostluğu, çıkarları için bozmasını da…
Güzeli ‘sevdi’ ama onu ve düşüncesini önemsemedi
Çıkarları uğruna, âşık olduğunu ve sevdiğini sömürecek kadar amipleşti
Onu öldürmesini bilecek kadar katil olmasını da öğrendi.
Bu yüzden bunlar aşka, sevgiye, güzele düşman sevgili…
 
 

Aklımızın iç kalesi; acılarımız!

H.Gürer kullanıcısının resmi

Sapanımla yıldız çekerdim yeryüzüne! Ay dede gülümserdi haşarı çocukluğuma. Gökyüzüne dik ve usanmadan bakmam bundan. Çocukluğumuz defne sabunu kokardı. Annemiz hayatımızın söküğünü dikerdi. ‘Zengindik’! Ancak kışlarımızı ısıtmazdı güneş. Ve biz ısınmak için sarılırdık birbirimize. Anlardık, kışın sevmişiz birbirimizi...
 

DEMİ-DEVRAN BİZİM OLSUN

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Köylere ateş, bomba yağdı
Dört bir taraf sis, dumandır
Koçyiğitler bizim canlar
Çok direnin an bu andır

Yine tanklar, toplar vurdu
Orman, ağaç, dal kalmadı
Çoluk-çocuk kan içinde
Namussuzlar bu olmadı

Artık susma feryat eyle
Bugün dünden daha beter
Beyaz ordu kan döküyor
Bunca zulüm, ölüm yeter

Kırın atın zincirleri
Yıkın, dökün zindanları
Mutluluğu yakalayın
Unutmayın şehitleri

adı ne olmalı sence

Yusuf Değirmenci kullanıcısının resmi

içimde arsız bir piç
doğuramıyorum
çığlıklarımla sabaha
 
yolun başındayım
ne de çabuk aldatılmışım
aptal değildim oysa
ah ne oldu böyle apansız
 
nefesim çağırıyor pencereden geceyi
şu ürküten karanlık ölüm gibi soğuk
ölüm yakın mı ne
ama bu gece yaşamalıyım
 
biri yok mu perdeleri aralayacak
güneşi getirecek
son kez aşk adına
 
oy sesim
aman duyan da sağır
kime diyorum kime
bu karanlık görüntüyü aydınlatacak
içimdeki piçi doğuracak

Şiir Üstüne-12

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

Ey şair, içinden çıkamayacağın hayallere dalma!
Denemenin sevdiğim yanı asık suratlı yazıya prim vermemesi. Sözcükleri eğip bük, istifle ne oluyor demezler. Ha, uydur uydur söyle şeklinde de düşünülmesin deneme. Yüzeyinden bakınca da göz korkutmalı. Gölün derinliği ördeğe, deryanınki şaire.
Hani bizim büyük sanatçılarla ilgili bir şey anlatılır ki doğru olduğunu onaylarım.

Duvar Saati

Ali Vafi kullanıcısının resmi

Taksicinin parasını ödeyip eşyalarımı aldım. Pansiyonun dördüncü katına, Behzat'la birlikte eşyaları yürüyerek çıkardık. Asansörü yoktu pansiyonun. Ben Behzat'ı iki yıldır tanıyordum. Bundan önce de onun pansiyonunda kalmıştım. Behzat kafeteryalarda bulaşıkçılık yapıyordu. Bu işten günde 30 lira aldığını söyler, ara sıra da şikâyet ederdi. "Tabaklardan müşterilerin kusmuklarını bile temizliyorum. “derdi.

Anneler ve oğulları

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

"Zor olur ilk günlerde" diye çocuğu ve kendisi adına endişemi dile getirdim. Ancak o gayet rahattı. Gülümseyerek:
"Dün ağladı ama bugün, koşarak girdi Kreşe. Hatta 'siz gidin' diye babasıyla bana hava attı."
"Demek ki, iyi davrandılar Kreşten" dedim.
Bu defa, kasılarak ve de kahkaha atarak cevap verdi:
"Oradaki kızları görünce keyfi yerine geldi. Çok zampara olacak benim oğlum" diye cevap verdi.
"Henüz dört yaşında bir çocuk o. İşte oğlan çocukları böyle yanlış yetiştiriliyor." dediğimde, ne demek istediğimi anlamadı bile. Boş boş yüzüme bakıyordu.

Seyit Rıza’ya doğru yolculuğa çıktı Leyla Ana. -Ki Son Ağıdımızdı-

Ahmet Bakır kullanıcısının resmi

Mazlum bir halkın acılarının toplamını ömrüne yedirmiş Leyla Ana, bir tabutun içinde ağır ağır getiriliyor taşın üstüne. Anadilin bütün duygusallığını yüklenmiş dualarla sırlanıp Ağdat’a doğru yola koyulacak birazdan. Dersim Milletvekilleri Edibe Şahin ve Alican Önlü, Dersim Belediye Eşbaşkanları Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul ile birlikte Dersimliler, Pir’in Kürtçe dualarına ellerini kalbinin üstüne koyarak dinliyorlar. Ve Leyla Ana ömrüne armağan edilmiş acı öykülerinin beşiği Ağdat’a yola çıkarılıyor.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.