Ağ Günlükleri

Kasketin En Çok Yakıştığı İnsana Minnet ve Hayranlıkla/ Temel Demirer

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

“Diyarbakır’ da bir kaya sanki yükselmiş aya”; “İbom, kutup yıldızım, sol yanımın cevahiri”; “Ölüm toplasa da çiçekleri,/ çiçekte tohum biter mi?” dedirtmişti kendine.
“İnsanlık onuru işkenceyi yenecek,” sözünü anımsatması yanında; “Bu çelik aldığı suyu unutmayacak,” demişti ve egemenlerin korkulu rüyası, zayıf karakterlerin hiç sevmediğiydi; tatlı su solcularının, medya maymunlarının hazzetmediğiydi.

İtiraf ediyorum: Ben küçükken Robin Hood’dum!

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Kardeşleri yoktu ama yeğenlerinin ona verdiği harçlıklarla geçimini sağlıyordu. Herkes “Bibi” diye çağırırdı. Sık sık dayımın yanına, sabahın köründe gelirdi harçlık istemeye. Her defasında da utanır sıkılırdı. Çünkü harçlık isteyeceği kişi dayımdı ve dayım o saatlerde evde olurdu. “Sabunum bitti, kibritim bitti, yağım bitti… “ derdi. Bir sabah yine geldi. Bu defa hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Uykumu ağlama sesi böldü. Gözlerimi açtım, şaşkınlıkla etrafıma bakıyordum. “Hayrola bibi, neden ağlıyorsun?” diye sordu dayım. Ama o cevap verecek halde değildi.

ZULÜM VAHŞETE SEVDALI

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Geberesi çakalların dişlerin arasında
İnsanlardan kalan
Eti parçacıklarından kan süzülüyor
Sinsi karanlığın kötülüğü
Haşereleri, böcekleri
Canavarları pusuda
Rezil, rüsva ettiler
Emekçilerin yaşamını
Zulüm vahşete sevdalı
Yaşamı öldüren çıyanlar çoğaldı
Her yere çığlık her yere inlemeler doldu
Emeği gasp eden şerefsizler şiddette sınır tanımıyor

Resim ıslak ben ıslak

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

 
Neuchatel Kantonuna bağlı La Chaux de Fonds'da dağların arasında küçük kasabada kalıyorlardı. Arabayı bir apartmanın önüne park edip, asansörle beşinci kata çıktık. Kapıyı küçük bir kız çocuğu açtı, Tatlı, şirin mi şirin. Bir ceylan yavrusu kadar ürkekçe bakıp kaçmakla kalmak arasında bocaladı.
“Baba kim bu?” diye sordu.
“Unuttun mu kızım Hacı amcan. Hani ben gidip ta Almanyalardan alıp eski evimize getirmiştim ya.” dedi.
“Hatırladım, hatırladım, o amca bu mu?” dedi sevinerek.  Ellerini açarak boynuma sarılmak istedi. Ben gözlerimi üzerine dikince:

İslamiyet, IŞİD ve İstanbul (3)

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

Onun enerjisini tüketip, ilerlemesine engel olan Kürtlerin ve Şiilerin varlığındandır. Müslümanların %13’ünü (150 milyon) oluşturan Şiiler, Azerbaycan, İran, Irak, Lübnan, Mısır, Suriye, Yemen, Bahreyn ve Hindistan gibi bir alanda IŞİD'e güçlük çıkaran en kalabalık mezhep. IŞİD'in hedef alanı içindeki diğer güçleri de unutmamak lazım. (Hristiyan, Dürzi, Alevi, Yahudi ve diğer dinler)

Çizgili Gömlek

Ali Vafi kullanıcısının resmi

“Benim gömleğim seni neden ilgilendiriyor?”
“Sürekli üzerinde bu gömleği görmekten bıktım. Daha modern ve yeni bir gömlek giymeni istiyorum. Her gün aynı gömleği giyiyorsun, her yere aynı gömlekle gidiyorsun. Biraz değişiklik yap. Başka gömlek giy.”
“Benim başka başka gömlekler alacak param yok. Ben bu gömleğimle idare ediyorum.”
O ara Ahmet beni diğer arkadaşlarıyla tanıştırmak istedi.
“Bu arkadaşın adı Ertuğrul. Bu arkadaş da Fikret.”
Türklerde âdet gereği başlarımızı tokuşturarak selamlaştık. Bu arada Ahmet birkaç cümle Türkçe konuştu.

Livaneli’nin Şaman Alevisi Zerdüşt’e karşı!

Haydar Karataş kullanıcısının resmi

Aleviler Şamandır, diyenlerin buna dair gönülleri hoş edecek bir cevapları yoktur, ama ideolojiyi hoş edecek ikinci cümleleri vardır. Ve Aleviler Şamandır dedikten sonra derler ki; Aleviler çağdaştır, kadınlarının başını örtmezler, bunun içinde Atatürk’ü severler! Gök Tanrı denen Tengre, toprak ana Ötüken gider ve onların yüce tahtlarına Atatürk’ü oturturlar. Halka tamamlandı mı, tamamlandı, Alevilik eşittir Atatürkçülük gibi gösterildi mi gösterildi. Ama insanın “hayda!” diyesi gelir.

Yasak Mıntıkanın Çocukları

Hasan Sağlam kullanıcısının resmi

"Dağların ardına yaslanmış, kırsal vakitlerde renk atmış kumaşlar gibi dizilmişlerdi hayatın gerdanına. Dağın hangi tarafı dünyaya yakındı? Yıldızlara el dokunduracak gelin hangi vakit su serpecekti tarlaya? Bereketi artsın diye baharın ve güneşin eteklerini öperlerdi. Eski masallardan bildikleri "kırk katır mı kırk satır mı?" cümlesinde kitabın orta yerinden yırtılmış zamana ağlarlardı. Bilmedikleri yerlerden gelen selamı başlarının üstüne koyar, dişlerinden artan ne varsa karıncalara aş ederlerdi.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.