Ağ Günlükleri

“Hayır”ları Bir Araya Getirebilmek[1]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

belki bi cesaret,
Belki bi çılgınlık,
Belki bi şiir, belki bi çay.
Olur ya, belki…”[2]
 
Merhaba, Dostlarım, Kardeşlerim,
Yıllar önce üniversiteden ayrılmak zorunda bırakıldığımda, ayrıldığımın sadece çürümekte olan bir kurum olduğunun farkındaydım.
Aynı düşü paylaştığım sizlerle ise yolum hiç ayrılmayacaktı.
Ayrılmadı da…

Yoklukta

Nurcan Balıbey kullanıcısının resmi

 
 Bu düşünce ruhunun karanlıklarında yanıp sönen bir ateş gibi dolaştı. Sonra yerini daha güçlülerine bıraktı:
‘Çok daha kötü günler bekliyor bizi. İyi insanların yardımı daha ne kadar sürecek... Halimizden anlayacak yardım eli uzatacak başka kimsemiz yok!’ diye düşündü. “Bu yoksulluğa daha ne kadar dayanabileceğim?” diye söylendi. İçi titreyerek.
Ve birden içinde bir korkunun, soruyu ona yanlış sordurduğunu anladı. Biraz düşündü, sonra içtenlikle sorulması gerekeni mırıldandı:

Domatesle Tanışmak

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

 
Dedem, nenem ve birlikte yaşayan evli üç oğul, bunlardan doğan çocuklarla birlikte, toplam 16 nüfustuk. Dedem ve nenem yaşlı olduklarından ötürü, tarla ve çayırların kontrollerini yapar ve daha kolay işlerle uğraşırlardı. Diğer üç kardeşten en büyüğü, terzi olarak yöredeki köylülere ya aldıkları kumaştan elbise dikerdi ya da eski yırtılmış elbiselere, yeni yamalar yaparak, düşük de olsa aileye önemli bir gelir sağlıyordu. Diğer iki kardeş ise sürekli tarla, çayır ve hayvanların bakımıyla uğraşan rençberlerdi. 
 

ŞİİR İLLA DA ŞİİR![*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

kolayca yazıldığını mı sanıyorsunuz?”[1]
 
Johann Wolfgang von Goethe’nin, “Gökyüzüne çizilmiş resimdir;” Friedrich Hegel’in, “Güzel sanatların en üstünü ve en zor olanı,” diye tanımladıkları şiir -eskilerin deyimiyle- “İnsani bir mefkure”dir; Ahmet Hamdi Tanpınar’a göre, “Saf bir lisan”dır.
“Şiirin sabit bir tanımı yoktur,” denir; “Şiir gökyüzünün sonsuzluğu, denizin engin derinliğidir, ateştir, itirazdır, ütopyadır,” benim için…

OYSA

Fatma Kurnaz Arıkuşu kullanıcısının resmi

Üç adım ötedeydi
Kaç gün
Kaç yıl geçtim bilir misin
İçim titriyordu
Hayalleri arayan
Bir Sokağın başında durdum
Sonu gözüken
Kaldırım taşlarının yerini düz asfalt yol almıştı
Kapıların yüzü birbirine dönüktü
Ama İnsanların değil
Bütün Renkler değişmişti
Oysa en son aklımda kalan renk yeşildi
Yeşildi, yeşil
Ta ötelerden, gelen bir sesle irkildim
Kırk üç yıl öncesi
Düşmüş bir rüzgârın önüne
Sürükleniyorduk
Hiçbir iz bırakmadan peşimizden
mosmor Mor'u Maviye sarıyordum

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.