Bir Türk Anneden Bir Kürt Anneye Mektup
Anne yüreğimden dökülüveren sözleri duyurmak istedim anne yüreğine doğru. Evlat acısı çeken iki anne yüreği dertleşsin istedim…
Anne yüreğimden dökülüveren sözleri duyurmak istedim anne yüreğine doğru. Evlat acısı çeken iki anne yüreği dertleşsin istedim…
ve 20 Eylül Nijmegen'de Mikail Arslan ve Kadir Buyukkaya'nin vereceği konserdeki Kitap Standında yerini alacak. Edebiyatbahcesi.net kollektifi olarak Ali Gümüş'e başarılar diliyoruz.
12 Eylül faşizminin baskı, zulüm ve terörünü en yoğun şekilde yaşayan 78 kuşağı; teslim olmamanın, boyun eğmemenin sembolüdür. İşkence odalarında, faşizmin zindanlarında direnişin inanılmaz örneklerini sergilemişlerdir.
Bir Yıl Önce Bal Ormanı Oldu Şimdi Kesime Girdi
Ormanın bal ormanı olduğu, Yerleşim yerine içme suyu şebekesine yakın olduğu, bölgede tarım arazileri bulunduğu, Heyelan bölgesi oluşu Kuzey Anadolu Fay hattı üzerinde halde Maden İşletmeciliği için ruhsatı almaları üzerine Geyve Orman İşletme Müdürlüğü 48 Hektarda ağaç kesim işlemine başlaması üzerine Çınardibi Mahalle Muhtarı Tuncay KAYA 300 kişi harekete geçti.
Hadi uyan
Gün ışığı çilemeye başladı başucunda
Denizler bir mavilik edindi günden
Seher yeline uyup kuşlar tüneğine uçtu
Bu türküyü dinlemeyecek misin
(Metin Eloğlu)
"İnsan" yaratılmadan önce "nurdan" ve "semum ateşten" ve birbirlerine yakın ve benzer "doğaüstü" güçlerle donatılmış olan iki ırk yaratılmıştı. Kadim Kureyş lisanında indirilmiş olan Kur'an-ı Kerim'de bu iki grup birlikte anıldığında kendilerine "İnsandan önce yaratılmışlar" manasına gelen "melek" adı ile hitap edilmiştir. Bu kitapta, mümin cinler ile insanların işbirliği içinde iblis ve şürekasına karşı yürüttükleri bir mücadele yüzde doksanı aşkın oranda gerçeklere dayalı olarak anlatılmaktadır.
Bu kitap; üç semavi dinin esaslarına dayalı gerçekleri Ezoterizm ve Şamanizm söylemleri ile uyumlu bir şekilde yorumlayarak fantastik ancak; üç semavi dinde yer alan ayet ve söylemlerle desteklenen olayların yaşandığı bir kurtarma operasyonunu anlatmaktadır.
Küfür etmem sözcüklerim ilkeli
O Namık Kemalin güzel sözleri
Başlarsam sülalen sıradan geçer
Aklımdan çıkmıyor Neyzen hocamız
Hayyam’dan dörtlükler bilir ananız
Can babayı tanır sizin babanız
Başlarsam sarayın kenefe döner*
Kazak abdal olsam anan da suç yok
Avrat' ın masumdur kızların kaçık
Daha ne söyleyeyim aklın bir buçuk
Başlarsam geçmişin nasibin alır
Usta dili, rehber olur ozana
Hepsi bir vebal verdi bektaşa
Ancak başkan olun şeyim başına
Başladım ustalar rahat uyusun
Bu son mektubum olmasa da
İçimdekini söyleyeyim sana
Kaç bahar geçti bilmem
Kavuşamayan kalmadı hasretine
Bir tek sen kaldın gelmeyen
Bekleyen de ben
Hani o kıllı Hatçe’yi görsen
Hele bir de yamuk Maho’yu
Neredeyse torunları olacak
Hani diktiğimiz elma ağacı var ya
Kaç meyve verdi sayısını unuttum
Yanındaki kaysı ağacı yaşlanıp kurudu
Musalla taşının çağırma zamanı geliyor
Sevdiğin saçlarımı düşün
Yanaklarım buruşmadan
Ellerim titremeye başlamadan
Gözüm feri azalmadan
Arifzade nam yazar belki de hiç aklımıza getirmediğimiz bir noktadan yaklaşıyor çözüme. Evet, kurtuluş için acı çekmek gerekir. Dervişlerin, peygamberlerin çektiği acılar gibi. Yüreği yakıp kavuran bir acı, öyle ki yanıp yanıp küllerinden yeniden doğacak Anka. Kitap genel anlamda üç bölümden oluşuyor ve her bölüm bir rüya ile başlıyor. Rüyaların hepsi aynı, görenler farklı. Aynı rüyayı gören farklı adamların biri sağır, biri dilsiz, biri de sevgisiz.