Yılmaz Güney'in Edebiyat Yolculuğu
Türkan Şoray, Yılmaz Güney için şöyle demiştir: "Onunla hiç film çevirmedim, eğer onunla bir film çevirme imkanım olsaydı eminim ona aşık olurdum.."
Dev sanatçıyı anlatmaya güzel bir şiiriyle başlayalım:
Türkan Şoray, Yılmaz Güney için şöyle demiştir: "Onunla hiç film çevirmedim, eğer onunla bir film çevirme imkanım olsaydı eminim ona aşık olurdum.."
Dev sanatçıyı anlatmaya güzel bir şiiriyle başlayalım:
Alevilerin çoğunluğu yüzyıl öncesine kadar kırsal alanlarda, kendi topluluklarıyla iç içe yaşayan bir özelliğe sahipti. Mevcut devlet yapılarıyla ilişkileri genelde sınırlı olup, asker ve vergi vermeden bir çeşit özerk yaşıyorlardı. Alevilik hukuk ve ahlaki kurallarıyla var oldular. Aralarındaki sosyal, siyasal, ekonomik, ahlaki sorunlarını, cemde “Dara Durma Hukukuyla” çözüyorlardı. Alevi hukukuna, ahlaki yapıya uymayan şahıslar ceme alınmazlardı. Dara Durma yaptırım ve uygulamaları söz konusu çağlarda ciddi bir etkiye sahipti.
bireylerden daha güçlüdür.”[*]
“Papyon takan, gömleklerini hazır almayıp diktiren, ceketinin iç cebinde köstek taşıyan sanat insanı” Doğan Hızlan vesilesiyle değinmek istediklerim var; ancak önce Georgiy V. Plehanov’dan birkaç saptamanın altını çizelim:
Her farklı kültür, insanın düşünmesini sağlayan bilimsel temel zenginlik kaynağıdır. Buna rağmen başkalarının ve kendi tarihini çarpıtıp yok eden toplumlar, kültürden nasiplenmemiş taklitçi akıl yoksunu iken, yalnızca kendi tarihsel kültürüne önem vermekse, ukala yarım akıllılıktır.
"Bugün Barış diye dillere pelesenk olmuş bu kavramın bir başına tanımlanması ne yazık ki sakıncalar barındırır oldu. Zira kapitalist modernite koşullarında adeta insanlığa gem vurulmasının Truva Atı boyutunda ele alınmaktadır. Adına Ateşkes veya kökenine atıfla "ortak yaşam"a dönüş de dense, kavramın muhtevasının doldurulmasına ihtiyaç vardır. Egemenler, sömürü sistemlerini büyütmek ve daim kılmak için kan ve gözyaşını çoğaltırken Barış söylemine sığınmaktan çekinmezler."
Kimse incinip gücenmesin, Aleviliğin içerisine sokulan Şii 12 İmam hurafeleri Alevilikte akıl almayacak kadar bilgi kirliğine sebep olmuştur. Alevi Kızılbaşlık insanlık, doğa, bilim, modernizm, akılcılıktan bahsetmesine rağmen, Arap toplumunun zerre kadar değer vermediği 70 kişilik Ehlibeyt Kabilesini yüceltip keramet beklenmesi, Ortodoks İslam’dan daha geriye düştüğünü gösteriyor. Alevilik sorgulanıp bundan arındırılmadığı sürece, Alevilik üzerinde her türlü oyunlar devam edecek demektir.
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.”[1]
Türküler(imiz) deyince aklıma MÖ. 500’lerde yaşamış Miletli filozof Thales’in, “Halkların türkülerini yaratanlar kanunları yapanlardan daha güçlüdür,” deyişiyle; Nâzım Hikmet Ran’ın dizeleri gelir:
“İnsanların türküleri kendilerinden güzel,/ kendilerinden umutlu,/ kendilerinden kederli,/ daha uzun ömürlü kendilerinden.
Sevdim insanlardan çok türkülerini./
İnsansız yaşayabildim/ türküsüz hiçbir zaman./
Anadolu; İslamiyet'in egemenliğine girmesiyle, tarihinde bu kadar dil, din, inanç, resim, sanat, edebiyat yozlaşmasına hiçbir zaman uğramamıştır. Bunun açık kanıtı, kökeni Arap olmayanlara Türkçe adına zorla İslam Arap kültürünün dayatılmasıdır. Selçuklular, Osmanlı ve Cumhuriyetin Dilbilim (Lingustik) diye bir bilgi, duygu, düşüncesinin olmayışı, sözde Türkçülükle Öz Türkleri derin bir asimilasyona uğratmıştır. Resmi dilin Türkçe ilan edilmesi, Türk kültürünün yaşatıldığı anlamına gelmediğini, Müslümanlaşanların düşünce yapılarından anlamak mümkün.
korkaklar için bilinmezlik,
cesurlar için ise şanstır.”[2]
“Özel bir şirket uzaya adam yolladı diye heyecanlanıp insanlık ve gelecek adına umutlanmayı anlamıyorum. O uzay, o gelecek bizim değil. Sen ben, hepimiz o şirketler yaşasın diye salgın sırası işe yollanan kalabalıklarız. Sokakta gırtlağına basılanlarız. Cop, kurşun yiyenleriz.”
Ümit Ünal’ın 31 Mayıs (2020) tarihli twit’i böyleydi…
Herkes için eşit, türdeş, tekil bir “gelecek” olmadığının çarpıcı bir ifadesi…
Aleviler zaman kaybetmeden küçük dünyalarından uzaklaşıp, temel ilkeleri olan ortak yaşam felsefesinde toplanırlarsa, tarihe gömülmekten kurtulacaklardır. Yoksa gelecek çok tehlikeli sinyaller veriyor.