Öykü

Çocuk Gelinler

Gülefer Cambaz Savran kullanıcısının resmi

“Yaşın kaç senin?” diyordu kadınlardan biri.

“Zorla mı verdiler seni?” diyordu bir diğeri.

O susuyordu. Yanında ablası olduğunu söyleyen zayıf, yüzü sivilceli kız kendini cevap vermek zorundaymış gibi hissediyor, onun yerine her soruya bir karşılık veriyordu.

“Babam sordu, o da kabul etti zorla verilmedi” diyordu, “biz de böyle güzel kızları pek tutmuyorlar. Hemen başını bağlıyorlar. Ben de on yedisinde evlendim. Ne var ki bunda?” Evli olmanın verdiği gururla kendini güzelden sayıyordu.

Deniz Gezmiş

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Gürçeşme Ortaokulu olağan bir gün yaşıyordu, neredeyse tüm öğretmenler ve öğrenciler üzgündü. “Kahretsin!” diye isyan ediyor, “Deniz Gezmiş Sivas Gemerek’te yakalanmış” diyerek şaşkın bir hâlde okulun bahçesinde bir uçtan bir uca gidip geliyordu.  Aramızda “Asarlar onu, sağ koymazlar” deyip ağlayanlar, burnunu çekenler vardı.

SADIK DEDE VE BERİSİ - 2

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

Boyun kırıp, gitti fukara. Ağlaya ağlaya... Sütü memesinde kaldı malın. Koyundan koyun, inekten inek kırıldı. Anlayacağın virane oldu ev. Edem gitti, yüzüne bile bakmayacağı bir kızla evlendi. O, Kızlarmeydanı'na, bense Kelo'nun yurduna yerleştim. Ben Urum'un bacısı Basse'yi, o da bizim Elif'i severdi. Büyükler önayak olup berdel ettiler bizi. Karım; incik boncuk, peynir, çökelek satarak geçinen Mahmado’nun (Müftü‘nün oğlu) kızıydı. Mahmado deyip geçme, Karacoğlan gibi adamdı. Oturup türkü mürkü dizmez, hazır cevap bir aşıktı. Ana tarafını bilmem ama baba tarafı Tapo Ağa‘ya dayanırdı.

SADIK DEDE VE BERİSİ - 1

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

Yine böylesi bir gündü. Sekiz saatlik bir yolculuktan sonra eve yetiştiğimde alaca karanlıktı. Annem, ineğini sağmış, tavuğunu, püssüğünü doyurmuş, merdivene oturmuş, babamın türbesini gözetliyordu. Gün aşmış, Ziyaret Tepesi'ndeki kayaların silüeti gözüküyordu. Geç vakte kadar oturduk. Sonra odamdaki yatağıma çekildim. Çatıya yüklenen rüzgâr, anaforlar yaparak acayip sesler çıkardı. Yağmur, yufkaya serpilir gibi kiremitlere döküldü. Köpekler, acı, uzun ulumalarına ara verdiler.

Eine Tages Unbedingt

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Alles wurde durchsucht und zerfetzt. Alles wurde von den Plätzen genommen, in die Luft geworfen, mit den Füssen getreten. Irgend-wann haben sie aufgehört mit der Durchsuchung. Einige haben die Haus-bewohner zornig gefragt: «Wo ist dein Mann?» «Wo ist euer Vater?» Jemand sagte mit einer mageren Stimme aus einem zitternden Körper, vielleicht konnte er sich selber nicht hören: «Wir wissen es nicht».

İdo DAYI

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

 
“Bu kadınları kim öldürdü Mükerrem Dayı? “ diye soruyor Yusuf.
Düşünüyor seksenlik Mükerrem Dayı. Okuma yazması yok ama zekâsı ve sağduyusu güçlü. Konuşurken, karşı düşüncelere hem (önceden hazırlanmış) kendi savı, hem de karşı savların kalbiyle aynı anda bakıyor. Kadınları kim vurabilir? İhtimaller üzerinde duruyor. Arkalarında izsiz, manasız şimdiler bırakan örnekleri sıralıyor. Dönüyor, dolaşıyor, ağızların pelesengine yani derin devlete bağlıyor.
“Sen ne diyorsun İdo Dayı?” diye başını sağa çeviriyor Yusuf. “Sence kim öldürdü bu üç kadını?”

Der Fish und Die Melisa

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Izmir gefiel ihm sehr. Izmir war für ihn eine fabelhafte  Gegend. Er fiel in die Magie von Kordon. Kordon war eine Zuflucht für ihn.
Er lag auf der Wiese am Strand und schaute pausenlos nach Passanten. Meistens beobachtete er die Leute vom Deutschen Konsulat,die eine lange Schlange bildeten. Es gefiel ihm die sogenannten " Hoffnungsreisende" zu beobachten.
Seine Freude steigerte sich in unermässliche, wenn eine aus der Schlange sich über sein Visum freute.
Er stand auf. Das Gehen fiel ihm schwer. Seine Füsse waren taub.

A-3

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

On yedi bin kişiden bir kaç yüz kişinin ancak sürgün yerine varışı. Ölenlerin hiçbirinin, özellikle de dedesinin, nenesinin ve amcalarının mezarlarının bulunmayışı vs. vs... Bir yığın isim çıkıyor ağzından. Mardiros, Hagop, vahran, Kurken, Krikor, Arzuman... ‘Melek gibi adamsın ama bütün bunları sen yaptın,’ dercesine anlatıyor. Koca lokantada iki kişiyiz. Masanın bir başında mazlum ve mağdur Bedros, diğer başında, kötülüğü sırf kötülük yapmak için seven Melek Belial.

Çocuk ve Maviş Bebek

Gülefer Cambaz Savran kullanıcısının resmi

Maviş onun oyuncak bebeği ve aynı zamanda da büyük bir sırrını paylaştığı tek dostuydu.  O korku gecesinde -yine bu gece olduğu gibi- birlikte uyuyorlardı. Yattığı odanın kapısının yavaşça açıldığını duyabiliyordu ve odasına usulca giren karartının da farkındaydı çok korkmuştu. Bir gece önce annesinin masalında anlattığı tek gözlü canavarı hatırladı. Masalda dağların arkasında yaşayan bir canavardan söz etmişti annesi, bazen şehre inip gezdiğini ve yaramazlık yapan kızları alıp sarayına götürdüğünü ve orada yanından ayırmadığını anlatmıştı.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Öykü beslemesine abone olun.