Sinemacı Yılmaz Güney Ermeni soykırımı üzerine konuşuyor

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi
Sinemacı Yılmaz Güney’in Kalıcı Halk Mahkemesi Başkanlığı’na Seslenişi (1984)

1915’den itibaren, kolektif katliamlardan ve kitlesel sürgünlerden oluşan planlı ve sistemli bir politika Türkiye Ermenilerinin yok olmasıyla sonuçlandı.
Sayın Başkan,
Saygıdeğer mahkemenizin Ermeni Soykırımı üzerine bir oturum düzenleyeceğini ilgiyle öğrendim.
Adalete aşık insanlar, hele ki benim gibi Türkiye kökenliyseler, bu sorun karşısında kayıtsız kalamazlar. Bu nedenledir ki izninizle birkaç düşünceyi dikkatinize sunmak istiyorum:
1. Kanımca soykırımın gerçekliği tartışma götürmez. Öldürücü bir milliyetçiliğin etkisi altındaki dönemin Türk yöneticileri, Türkiye’den Orta Asya bozkırlarına uzanan Panturancı bir imparatorluk kurmayı hayal ediyorlardı.
Oysa Türkiye’nin Türk toprakları ile Kafkasya ve Asya’nın Türkçe konuşan halklarının yaşadığı topraklar, Kürt ve Ermenilerin yaşadığı bölgelerle birbirinden ayrılmaktaydı. Bu “engel”i ortadan kaldırmak için İttihat ve Terakki hükümeti bu iki halkı fiziksel olarak tasfiye etmeye karar verdi.  1915’ten itibaren kolektif katliamlardan ve kitlesel sürgünlerden oluşan planlı ve sistemli bir politika Türkiye Ermenilerinin yok olmasıyla sonuçlandı. Birinci Dünya Savaşı boyunca aynı politika çerçevesinde 700 000’in üzerinde Kürt İç Anadolu’ya sürgün edildi;
2. Eğer soykırım zamanında uluslararası topluluk tarafından tanınmış olsaydı, 1920’li yıllarda Cemiyet-ül Akvam insanlığa karşı bu suçu yargılayıp ağır bir biçimde cezalandırsaydı, Kemalist yöneticiler Kürtlere Ermenilerin başına gelenleri uygulamaya, 1924-1940 arasında yönetimi altındaki Kürt nüfusun yaklaşık üçte birini katletmeye ve sürmeye cesaret edemezdi.
3. Hiç kuşku yok ki, demokratik bir rejim tarihsel gerçekliği kabul eder, anlamsız maceralarında neredeyse bizzat Türkleri de felakete sürükleyen bu cinayetin faillerini mahkum ederdi. En azından şehit Ermeni halkından özür dilerdi. Adalet ve onur kaygısı onu Ankara’da gerçekliği tüm çıplaklığıyla ortaya koyacak sizinki gibi bir mahkeme oluşturmasına yol açardı.
Ne yazık ki kendi halkına eza eden, terörle hüküm süren Türk rejimi böylesi onurlu bir tutumu benimsemenin çok uzağında. Onca kanıta karşın, toprakları üzerinde nüfusun en az dörtte birini oluşturan milyonlarca Kürt’ün varlığını inkar eden bir rejimden başka ne beklenebilir ki? Ve Kürtler özgül haklar talep ettiklerinde Ankara’daki otoriteler onları Ermenilerin yazgısını paylaşmakla tehdit ediyor. Gerçeklikte, diktatörlük dışarıya, müttefiklerine ve destekçilerine yönelik propagandanın damıttığı yalanları pek önemsemiyor.
4. Türk askeri diktatörlüğünün, büyük güçlerin yaptırımından korkmak bir yana, onların, özellikle de özgürlük ve insan hakları üzerine nutuklardan hiç eksik kalmayan ABD ve Federal Almanya’nın yardımından yararlandığını ifade ediyorum.
5. Tarihsel gerçekliğin kabulü ırksal nefreti körüklememeli, bu denli ateşlerle sınanmış bölge halklarını karşı karşıya getirmemelidir. Günümüz Türkleri bundan altmış yıl önce atalarının, sona ermekte olan bir İmparatorluğun despotik, cani rejiminin işlediği suçlardan sorumlu tutulamazlar. Bence Türk aleyhtarı ırkçılık Ankara’daki yöneticilerin Ermeni aleyhtarı, Kürt aleyhtarı histerisi kadar mahkûm edilmelidir.
Bu gözlemlerimin ardından, Sayın Başkan, Mahkemenizin kararının uluslararası mercilerce dikkate alınması ve suskunluk ve kayıtsızlık içinde Ermenilerin başına gelenlerin bir daha asla tekrarlanmaması yolundaki dileğimi dile getirmeme izin verin. 
Yılmaz Güney
Halkların Kalıcı Mahkemesi, Le Crime de silence, Pierre Vidal-Naquet’nin önsözü, Paris, Flammarion, 1984.
Türkçesi: Sibel Özbudun.

Kategori: 

Bunları Okudunuz mu?

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...