
Çağlayan bir bahardır yüzünden akan
Her şeyi güzel yapan
Kınalı elleriyle
İpeksi saçlarını tarayıp ince, ince ören
Gözlerinden
Yek pâre
Umut nehri akan
Kadın
Yüzyıllar boyunca
Birçok medeniyete
Hattilere, Friglere, Lidyalılara, Urartulara, Perslere
Kürtlere, Türklere, Ermenilere, Rumlara
Birçok halklara, milletlere
Birçok kültürlere
Birçok çiçeklerden hayvanlara kadar
Her köşesiyle
Yurtluk eden
Yanıbaşında Mezopotamya olan
Kadim Anadolu kadar değerli
Salacak açıklarında
Mavi denizinde dillere destan Kız Kulesi olan
İstanbul’u İstanbul yapan boğaz kadar çok güzelsin, sen
Beyazı oyalı, tebessümü kar içinde lav gibi akan
Gecenin matemi dolarken sahillere
Şehrin birçok sokaklarında
Başka diyarlardan gelen
Yabancılar dolaşıyor
Gözlerinden iğreti bir yalnızlık ışıldayan
Saçları rüzgârdan dağılan
Siyah gözleriyle
Yarınlara aydınlıkla bakan
Boynunu saran
Boncukları yeşile çalan
Gerdanı ince kadın
Ben en çok senin o sırr dolu bakışını sevdim
Dudakları kırmızı şaraptan, kaşları zeytinden rengini alan
Yedi tepeli İstanbul'un dumanı tüterken bağrında
Sen, bir ana şefkatiyle
Kuşatırken şu mega şehri
Zamanın çarkında ezilenlerin
Umudu
Sesi
Nefesi oldun
Tüm sessizliğinle
Sen ki; surların ardındaki çözülmeyen gizem
Galatasaray'daki şiddete, güce direnen Özgürlük güvercini kadın
Sendeki o sonsuz sevda
Ne zincirlere vurulabilir
Nede kurşunlara gelebilir
Deryalar kadar büyük toplumsal düşüncen yiğit kadın
Ayak izlerin, köprüler kurar geçmişten geleceğe
İstanbullu
Erzincanlı
Vanlı
Tokatlı
Edirneli
Anadolu kadını
Her bir adımında tarihin fısıltısı, gizemli bir hediyesin
Bize
Geleceğe ayna
Bir avuç toprakta saklıdır
Bin yıllık direnişin izi sende
Her yer send, yemyeşil olan Fırat, Dicle coğrafyası
Yüreğinde taşıdığın umut, yıkacak tüm sessizliği
Asi rüzgârlar saçlarını okşarken, denizin tuzlu nefesiyle
Gözlerinde parlayan şafak
Aydınlığın en gür sesi olacak bir gün
Zamanın çarkında! Ezilenlerin sesi olan anaç kadın
Çözülmüş siyah örgüleri omuzlarından su gibi akan
Dipsiz gülüşünün kıyısına
Demir attığımı kadın
Hiçbir zaman
Asla
Beyhûde düşlerle avunmadın
Yorgun omuzlarında
Dünyanın kahrını taşıyan
Göğsü, göz kamaştıran
Ay yüzlü kadın
Şehir vapurların ardını bırakmayan
Aç kalmış martıların çığlıklarıdır
Gökyüzünde dalgalanan
Emeğimi sömürenlere olan
Benim ahlarımdır
Her an
Bin öfkeye, bin orduya bedel
Üç yanı denizlerle çevrili
Gurbetçinin yüküdür, heybesinde sızlayan
Her yanınına mazlumların gözyaşı dökülen İstanbul'da
Gamzelerinde gizlediğin, binlerce o yıldızları dök üstüme
Mehmet Çobanoğlu
26.01.2026
İstanbul






