
camına dokunmaz denilen dokunuşlarla, üstü çizilmiş tırnaklarla
sonra not kısmına telifsiz çatısız korunaksız üç beş kelime sıralıyorum
peşinden üstüne değerini ıskartaya vurmuş bir sürü şiir karalıyorum
çelimsiz, iş bilmez ve parasızdır yazdıklarım
ben işsiz, hayta, yeniyetme ve haddince bir ukala
derdim çeperlerden irkiliyor
sıram sırama eşlik ediyor
rüyada korkak ben
şeytan korkutur ki üç defa soluma tüküren yine ben
bakımsızken sıtma hastalığı beni vurur
ki kimsesiz bir çocuğum
sinek kaydı tıraş beni çeker kendine ki çekinirim itildiğim silleden
sokaklarda ardıma üşüşen her gölgeden kaçıp irkiliveririm
pul için gangster tiradı koşar ardına bıçaklanmam olasıdır
daha taze fotoğrafım gazetede sergilenmiş değil
uluorta cebimdeki cüzdanımda duruyor
gün bekliyor ki ay parlasın üzerimize ışığını yaksın ve gece bir bilinmeze daha gitsin
gün bekliyor ki güneş bizi yaksın
gün bekliyor... güneş bizi yakıyor, evet ay parlıyor, artık korkmuyorum
sakalım son bayramlığını giyiyor
hayranlarım dostlarım beni görürken arka sokaklara sapıyor
ya da ben sapıyorum; aylak ettiğim cüzdanımdan sapıyorum
kimsesiz bir derme çatmadır evim
su, elektrik, doğalgaz ve internet bitidir
bir devriâlem sümüğüdür evim
yazdıklarım bu yüzden okunmaz
raddesini çaldıran soytarı mıyım
adım adıma mıh çakmış
yazdıklarım bu yüzden okunmaz bilirim
ben ki yazarım
okunmayan her kelimem sizlerde bir salya deryası
yazdığım yastığımdır üstüne ki yazarım
oysa memlekette her kavga her itlik beni bulur bilirim
buna da yanarım
niçin yazarım ey dost?
beni bilenlere, beni bileyenlere
son hatırada son çizgide, refüjde
bu da kayda geçer, yazarım






