
Zulüm:
ciğerlerin yerinden sökülür gibi
ölümcül değil ama
koca bir demprem de
yıkıntılar altında can çekişmekmi?
ölümü tatlı bir hayal gibi beklemekmi?
ruhun cenderede
hayat kan revan içinde
en sevdiklerin
silahların nişangahındayken
çaresizce umut etmekmi?
zulüm karabasan uykulardan
hiç uyanmak istememek mi?
kuzularını kurt boğazlamış
silahsız, savunmasız ceylan gibi
uzaklardan seyretmekmi ?
geride kalan yavrularını bırakamayıp
yollara düşmemek,
günlük hayatın cenderesinde
bir ekmek için koştururken
isyanını bastırmak mı?
kara haberi aldığında
patlayan isyanın el vermiş
ruhun gövdeni kurşuna dizmek isterken
düşmanı kışkırtan ferasetin işe yaramazsa
çarresizlik boğazını sıkarken
geride kalanları düşünüp
intihar bile edememek mi?
zulüm:
bir batıl inanca saplanmış gibi
şeriatın kestiği parmak acımaz der gibi
kadere boyun eğer gibi
bir sürü ölüm tasarlayıp
zamanını kollarken
tercih şansın olmamasına rağmen
hayal kurup kendini kandırmak
ve eteğine yapışan sevdiklerinden kopamamak mı?
zulüm:
dağ başlarında yavrunun cesedini aramak
onu öyle görmeye dayanamamak
aramaktan vaz geçememek
arayıp bulmak
yanmış ağaçların,otların
yanmış toprağın kara bağrında
yanmış cesetler içinde
ağıstos güneşi altında
damla fdamla eriimiş
körpe yavruların baş ucunda
selama durmak:
gök yüzüne bakıp,
kendini uzayda hayal etmek
kendini bir roketin yerine koyup
yakıtını acılardan alıp
dünyayı terk edip
yıldızları sollayarak
rotasından çıkmış bir yıldız gibi
güneşin bağrına saplanmak mı?
söyle canım,
bu zulümü kim tarif edebilir?.