
"Emekli olup da ne yapayım?” dedi, “kahve köşelerinde, Şirinyer Hipodromunda ömür törpülemek istemiyorum"
Ardından sırıtarak otuz iki dişini gösterdi. “Hem ben emekli olmak istesem de kadınlar, genç kızlar bırakmıyor ki yakamı, emekli olayım!" dedi.
Şaşırmıştım. Kadınların ve genç kızların onun emekli olmamasıyla ne ilgisi olabilir diye geçiriyordum içimden. Dayanamadım sordum: “Ne alakası var ki?” diye sordum.
"Fal merakı ve büyü bozma yüzünden!" dedi. " Her gün onlarca kadın, genç kız geliyor bana. Kimi deve tüyü, domuz kılı, güvercin, yarasa gübresi, aslan kılı istiyor." Durdu yüzüme bakarak: "Hatta bir gün zengin giyimli bir kadın geldi yanıma. Benden aslan sidiği istedi. "Olmaz" dedim, "çok tehlikeli bir iştir..."
"Çok para veririm " deyince kabul ettim.
"Yarın öğlene doğru gelip alın" dedim ve çekip gitti. Dediğim saatte geldi. Avucuma yüklüce bir para bıraktı. İdrar şişesini alıp gitti.
"Nasıl başardın aslan idrarını almayı?" diye sordum şaşkınlıkla. Güldü. " O benim kendi sidiğimdi" dedi.
"Ya çaksaydı kadın?"
"Çakmadı ama" dedi, gevrek gevrek güldü. "Bir kaç gün sonra ansızın çıkageldi.” diye ekledi, "Eyvah" dedim, "kadın durumu çaktı galiba, şimdi basacak fırçayı, kızacak, söylenecek. Ama hiçbiri olmadı. Kadın gülümsedi, çantasından bir miktar para çıkarıp avucuma sıkıştırdı yine." "Teşekkür ederim beyefendi" dedi, "kocam eve geri döndü"
Kahkahayı patlattık...






