Son Yazılar

Osmanlı Gizli Tarihinde PİR SULTAN ABDAL/ Ali Haydar Avcı

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

"Pir Sultan Abdal gerçeğini doğru anlamak için süreçle -buna dönemin koşulları da denilebilir- doğru ilişkilendirmek gerek. Bu yaklaşım, olayların nesnel kavranışı açısından sağlam bir temele oturtulması, olayın çok yönlü ve derinlemesine çözümlenmesi anlamına gelir. Bunun için dönemin toplumsal yapısını -toplum-düzen ilişkilerini- doğru okuma/kavrama, doğru yorumlama ve anlamlandırma büyük önem taşımaktadır.

Sanatın Sınıfı veya Sanat Siyasal ve Sınıfsaldır[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

dünyayı değiştirmede
-özgürleştirmede- birleşirler.”[1]
 
Yeni Kapılı yoldaşlarım, “Sanatın Sınıfı” başlıklı bir sunum istediler benden. Dolayısıyla konuşmamın başlığını onlar koydu. Bana kalsaydı: “Sanat Siyasal ve Sınıfsaldır” derdim…
Evet, benim için “Sanat Siyasal ve Sınıfsaldır”.
Biliyorum, bu saptamam kimilerine, özellikle de “sanat sevicileri”ne çok katı ve köşeli gelecek.
Ama ben bu tutumda ısrarlıyım. Çünkü sınıflı bir toplumda, beşeri olan her şeyin -nihai kertede- siyasal ve sınıfsal olduğundan şüphe duymuyorum.

Tarihselden Güncele Ortadoğu’nun Kanayan Yarası Filistin

Temel Demirer kullanıcısının resmi

“Bütün yenilgilerimi temize çektim
Ölüm boy veriyor artık
Düşlerimle suladığım topraklarımda.”[1]
 
Filistin -Kürdistan gibi-, Ortadoğu’nun kanayan yarasıdır.
Yüzyıllardır kanayan bu yara, XXI. yüzyılın şafağında vahametini ağırlaşarak korurken; Ortadoğu’nun yeni biçimlenmesinde de -Kürdistan gibi- stratejik bir öneme haizdir.
“Sykes- Picot’nun sonu”na[2] ulaşılan Ortadoğu’nun genel hâlini, bir savaş durumunu olarak nitelemek hiç de abartı olmaz.

Koçgiri'nin Onurlu Direnişi

Erdal Yıldırım kullanıcısının resmi

Gelo ew ki ye / Jı wé da te ye /
Çı bejnik le ye / We ki reyhan e /
Navé wî Alîşer e / Him mér e him reyber e /
Li çiya ye Koçgîriyê zulfîkare
Öncelikle bilinmelidir ki, 1921 yılında Koçgiri (2), 1930'da Zilan ve 1937-38'de Dersim’de yaşananlar, resmi tarih belgelerinde tahrif edilerek gösterilmeye çalışıldığı gibi asla isyan değil, birer katliamdır. Hatta Dersim 1937-38 bir soykırım girişimidir.

On Çocuktuk

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 Nefes nefese kalmıştı. Elini tükürüğüyle ıslatıp saçına şekil verdi…
“Hacı” dedi, “Arkadaşlar okulun önünde bizi bekliyor. Kızılçullu’ya yüzmeye gidiyoruz… Ayrıca nerede bir bardacık ağacı, bağ bahçe görürsek dalarız artık.”
Üzerime kısa pantolonumu geçirip, içi peynir dolu, yarım ekmekle sokağa attım kendimi. Arkamızdan annemin sesi duyuldu:
“Karanlığa kalmayın e mi?”

Verileriyle Demokrasi (Mücadelesi) ve Düzen(sizlik) Üzerine

Temel Demirer kullanıcısının resmi

“Kölenin olduğu her yerde
mutlaka bir de efendi vardır.”[1]
 
Genel olarak Türkiye’de (ve Kuzey Batı Kürdistan’da) demokrasi mücadelesinden söz etmek, özelde Türkiye’de (ve Kuzey Batı Kürdistan’da) ne olduğundan ya da ekonomi-politik gerçeklikten bağımsız ele alınamaz.

12 Eylül'de de çok güldük Netekim! Anamdan İnciler/ Ali Gümüş

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Tuhaf gelmişti çünkü ‘12 Eylülde gülmek için hiçbir neden yok’ diye düşünmüştüm. Üstelik 12 Eylül solun üzerinden bir silindir gibi geçmiş, önüne gelen herkesi ezmişti. Solu sol yapan devrimcilerin birçoğu idam edilmiş birçoğu sakat bırakılmış, birçoğu da sürgünlerde yaşamak zorunda bırakılmıştı.
Ama kitabı okumaya başladığımda bu konuda yanıldığımı anladım. Çünkü hayat devam ediyordu ve geride kalanlar kendi ölçüleri içerisinde hayatı devam ettirme çabasını ve mücadelesini vermeye devam ettiriyorlardı.

Kömürcü

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Kamyonetin sürücüsü bizi kapı önüne sıralanmış, kalabalık bir hâlde görünce az ilerdeki sokağa sapmaktan vazgeçip geri geri geldi, durdu sessizce. Camdan başını yana uzatıp gülümsedi. “Kıymet Abla” dedi anneme, “çok güzel odunumuz, kömürümüz var. Hem fiyatları uygun hem de altı taksitle”
Annem fiyatını sordu. Aldığı yanıt karşısında: “Fiyatı uygunmuş” dedi.
Kamyonetin sürücüsü: “İsterseniz sizi kömür deposuna götürebilirim” dedi.

“Faili Meçhul” -Olmayan- “Kayıp”(lar)

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 “Bir yapının gerçeği
en iyi, onun en aşırı
durumunda görülebilir.”[2]
 
Berfo Ana’yı tanır mısınız?
12 Eylül darbesinin ardından Kars’ın Göle ilçesinde evinden gözaltına alınarak kaybedilen Cemil Kırbayır’ın 100 yaşını aşmış annesini, faili meçhul ve kayıp yakınlarının sembolünü.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...