Son Yazılar

Boran Fırtınası

Abdullah Oral kullanıcısının resmi

Aç bir çocuk bakışı dağlıyor içimi...
 
İçten içe suskun bir bakış dökülür
Buruk bir yürek sızısı gözlerimden
Parmaklarımın ucu kavgama bağlıyor beni
Sömürülen insanların arasında!
Çoktan kırağı tutmuş yüreğimin alazı…
Anılar çağlayanı çağlıyor içimde
Ayaklarım yorgunu bedenimi!
Taşımaz oldu özgürlüğe

İŞÇİ YOLDAŞ KÖYLÜ KARDEŞ

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Madenciyiz, demirciyiz
Çiftçiyiz biz tarımcıyız
Sermayemiz emeğimiz
İşçi-köylü, devrimciyiz

Patron-ağa devletinde
Yıkılası düzeninde
Yoksul haklar çok perişan
Huzur yoktur yeryüzünde

Devrim bizim yüreğimiz
Hiç bükülmez bileğimiz
İşçi yoldaş, köylü kardeş
Yaşasın haklı kavgamız

Çok yücedir birliğimiz
Grev bizim silahımız
Biz direnen işçileriz
Özgürlüktür özlemimiz

İşçi-köylü ordusuyuz
Patronların korkusuyuz
Yıkacağız şu düzeni
Bizler halkın öz gücüyüz

Milyonlarca Aleviyi de tutuklayın!

Erdal Yıldırım kullanıcısının resmi

Yüzlerce yıldan bu yana kin, kan ve intikam üzerine kurulu bir düzeni sürdüren Emevi zihniyetli Selçuklular, Osmanlılar ve günümüzdeki iktidarlar, harami saltanatlarına karşı yükselen her sesi, her muhalif duruşu, her farklı kimliği, farklı inancı, baskı, sindirme, işkence yaparak, ya da zindanlara doldurarak, zaman zaman da öldürerek ortadan kaldırmak istediler. Son oniki yılda iktidarda olan AKP de aynı dindar ve kindar zihniyeti, özellikle de din ve dindarlık argümanını kullanarak sürdürüyor.

KALBİM DERİN SANCIYOR

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Şu son güneş batmadan
Yaz gülleri solmadan
Dağlara kış gelmeden
Al beni buralardan

Köprüler yıkılmadan
Şu yollar kapanmadan
Nefesim tükenmeden
Al beni bu dumandan

Yaralarım kanıyor
Kalbim derin sancıyor
İçimde burukluk var
Gözyaşlarım durmuyor

Al beni götür beni
Kahır hep yıktı beni
İçimde bir özlem var
Ateşi yaktı beni

Hiç saray, köşk istemem
Ben sevmeden edemem
Felek çekil başımdan
Canlarım var gelemem

Mehmet Çobanoğlu
30.01.2015
İstanbul

ÇAV BERDAN AXA ME

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Eman nedin neyaran
Destek bidin camêran
Li axa warê me de
Gulan nedin ber kêran

Bêzar nebin hêz rabin
Dil û can em hev re bin
Kurdîstana me rinde
Bikenin em tev şabin

Em çalakin bêguman
Fersend nedin wan şoman
Wan çav berdan axa me
Wan Ereban, wan Roman

Dilê me de agire
Her rengan vedigire
Bo şerê azadîyê
Gelê me hev digire

Îro me re mizgînî ye
Bo me serbilindî ye
Piçek tarî jî nema
Roj me re rizgarî ye

Mehmet Çobanoglu
29.01.2015
Stanbol

Şapka/ Sait Almış

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

“Kasap bunlar,” diyordu. “Ameliyat yapacakmış, sanki sakatat kesiyor!”

Ertesi gün Akhisar’a gittik. O zamanlar Akhisar’da Cevdet Bey adında yaşlıca bir pratisyen hekim vardı. Beni muayene etti, sonra babamı rahatlatan, yüzünü güldüren şeyler söyledi.

Böbreğimin alınmasına gerek yoktu. İlaçla tedavim mümkündü. Çok sıkı, tuzsuz bir perhiz yapmam, bir de her gün penisilin iğnesi yapılması gerekiyordu. Perhiz sorun değildi, ama köyde ebe, hemşire, sağlık memuru yoktu. İğneleri askerlikte sıhhiye eri olan biri yapıyordu.

Mutlaka Okunması Gereken Bir Kitap/ Aziz Tunç

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Kendimi bir anlatsam, hayatım romandır'' der çıkarız işin içinden. Aslında her hayat, bir romana, bir hikayeye konu olacak kadar zengin ve ilginçtir. Değil mi ki hayat, iyilik kötülük, varlık yokluk arasında tükenir gider; başka bir deyişle her şey insana dairdir. O halde her hayat bir romandır; yeter ki yazmasını bilelim...
Ali Rıza Aksın'ın "Kırmızı Fare" adlı anı romanını okuduğumda tam da bu duyguya kapıldım: "Neden yaşadıklarımızı yazmayız? En basit, en sırada hayat bile içinde esaslı bir roman taşır."

Bin Yıllık Hüzün 2

devrim gür kullanıcısının resmi

Sürüyor... 
Bir madenci ;
Bin yıldır 
Kazıyor 
Kabuğunu kırdığı ışığı bulmak için.
Bin yıldır;
Kayıklar 
Çok uzağından geçiyor büyük denizlerin.
Bin yıldır, 
Martılardan da uzak
Bir yerde bekliyorlar aşkı bekleyenler.
Limanlar
Esir düşmüş gemilerin...
Güvertesinde 
tarih oluyor şimdinin denizcileri.
Bin yıldır;
Tanrılar
Sırtını sıvazladığı şeytanı lanetliyorlar -

Gülü seven yapraklarını, sevmeyen ise dikenlerini görürmüş!

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Genellikle öğlen yemeğinden sonra arkadaşlarımızla orada toplanır, bazen iş bazen siyaset bazen de güncel hayatımızla ilgili sohbetler ederiz.

Birkaç gün önceydi. Yine espriler, kahkahalar havada uçuşuyordu. Bu arada Ayşe de geldi. Kuaföre gitmiş. Halinden belli. Saçları şekilli, kat kat kesilmiş. Yakışmış. Boyanmış ve fön çekilmiş. Hafif makyajlı. Çok hoş ve enerjik görünüyor. Gülümseyerek gelip yanımıza oturdu. "Güle güle kullan… Çok güzel olmuşsun" diye iltifatlar yağdırıyoruz.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...