MEZOPOTMYA KIZI
Çorak topraklara döndüm
Çöller gibi
Hep ıssız, verimsiz
Ey benim suna boylum
Mezopotamya kızı
Sen yağmur ol
Yağ içime
Belki ıslanan dudaklarımda
Aşkın gül verir ,çiçek açar
Hasreti burnumda tüter olan sevdiğim
Çorak topraklara döndüm
Çöller gibi
Hep ıssız, verimsiz
Ey benim suna boylum
Mezopotamya kızı
Sen yağmur ol
Yağ içime
Belki ıslanan dudaklarımda
Aşkın gül verir ,çiçek açar
Hasreti burnumda tüter olan sevdiğim
Aradan altmış gün geçmiş, perhiz, kendini tek düze, bıktırıcı bir şekilde sürdüren varoluşu parçalamış, ölüm ve özgürlük duygusunu derinleştirmişti. Dengbej, bedeni hissettiren duygulardan uzaklaşmak için kafayı, yakın mekânlardan gelen sözcüklerin beliriş biçimlerine takıyor, onları hayale dönüştürüyordu. Sesler kesilmişti. Demir kapılar eskisi gibi sık sık açılıp kapanmıyor, zindancılar, “bu gün güzel yemekler çıktı, köfteler, pilavlar, helvalar!” diye bağırmıyorlardı artık.
-13-
Çift katlı ranzaların alt ve üst katlarında ikili, üçlü, dörtlü gruplaşmış kadınlar…
Şarkı, türkü tutturanlar, sohbet edenler, kavga edenler…
Gürültü, gürültü, uğultu…
Epeydir tencerelerin, tavaların uçuştuğu büyük kavgalar yok.
Munzur vadisi
Hey dost; bu ne hırçın hayat böyle
dinlenmeye mola verecek bir yer olsa
sırtımı sağlam bir kayaya verip
yıldızlardan beşik yapsam
korku duymadan,güven içinde
huzur içinde uykuya dalsam
kuş olsam uçurumdan uçuruma
kanat çırpsam gökyüzünde
gökten bakınca cennet misali
munzur suyu nede güzel süslemiş
değişmez sanılan dağları
milyonlarca kez biçim verip
yeniden yaratmış gibi
Geçmişten bu yana, insanın insana bakışında gözleri perdeleyen iki olumsuzluktan söz edebiliriz: aşağılama ve yüceltme... İlk bakışta birbirine karşıt izlenimi uyandırsa da aslında ikisi de aynı kapıya çıkar. Olaylara ve durumlara tek pencereden at gözlüğüyle bakmak. Tek yönlü duymak, düşünmek, anlamak...
Demirciler köyünde okul olmadığını öğrendiğim zaman, doğrusu çok şaşırdım. Artık ülkemizin doğusunda bile okulsuz köy kalmamışken, Türkiye’nin kalbi olan Marmara bölgesinde ve sanayinin en yoğun olduğu Kocaeli kentine bağlı, bir ilçenin sınırları içindeki köyde, okul olmaması büyük bir eksikliktir.
Hazırlan,
Acılar alnında
Gök kuşağı uçurumu.
Yapışkan endişelerle sırlı sorular
Avucunda,
Kararsız çizgilerde yanıtlı.
Sıyırdıkça bir kat daha
Kahır vardiyalarının
Çile küllerini,
Yerleşiyor bak
Kat be kat,
Geceyi sürmeleyen yıldızların halayı
Alımlı alnına.
Ekmeği günle büyüt
Lokma lokma
Biriktir kaslarına.
Unufak kaygıların
Soğukkanlı sarsılsın.
Sen biriktiredur
Heyecanı umutlara,
Coşkuların düğüm olsun dizilsin
Genç bir erkek kalabalığı yarıp içeri girdi. Hemen arkasında bir başkası onu izledi. Birlikte içeriyi izlemeye başladılar. İlk gelen –takım elbiseli- yanındakine, “Sarışın nasıl ama?” dedi ağzını şapırdatarak. Ötekisi; “Bilmem!” dedi. “Ben sarışınlardan hoşlanmam… Ama sarışının önünde oturan esmeri soruyorsan, o zaman iş başkalaşır.
Hayat