“Merhaba Can Dost”…/ Gülser han Akkaş

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi
“Merhaba Can Dost”… Ülkemin taşıyla, toprağıyla… Havasıyla, suyuyla “Merhaba” sana… Böyle bir cesareti gösterip, duygularını benimle paylaşmak istediğin ve mektubuma cevap verdiğin için kutlarım seni. Bu kadar insanın içinde benimle tanıştığın için kendimi çok şanslı sayıyorum.

 
 Şanslıyım;
Çünkü kişinin yaşadığı müddetçe, art niyet düşünmeyen gerçekçi dostlara ihtiyacı vardır. Olayları gerçekçi bir tarzda yorumlayan ve gerçekçi yurtsever düşünceleri savunan dostlara…
   Yani bu bir ekmek kadar, su kadar ihtiyaçtır… Ama bizim gibiler için tabi.
Arkadaş! Amaç dostluksa, nerede olduğumuz… Hangi şartlarda bulunduğumuz hiç önemli değil.
Ne kadar uzakta olursak olalım… Şartlar ne kadar zorlayıcı olursa olsun,
 “DOST” olmayı… “ARKADAŞ” olmayı istiyor isek uzakta, yakında olmamız önemli değil…
İnsanın insan olarak yaşamasını… Baskının, sömürünün sona ermesini…
Namussuzlukların… Çirkefliklerin bitmesini sona ermesini istiyor isek.
Düşüncesinde özgür… Fikirlerinde özgür… Yaşamında özgür… Hayatında özgür bir kişi olmak istiyor isek…
İnsanın, insana kulluğuna…
Emeğin sömürü ve talanına…
Alın terinin değerinin bilinmeyişine son vermek istiyor isek…
Nerede olursak olalım, dostluğumuzu, arkadaşlığımızı bu düşünceler çerçevesi içinde, geliştirmek olmalıdır.
Zaten sende ilk mektubun olmasına ve birbirimizi hiç tanımamamıza rağmen benim savunduğum bütün duygu ve düşünceleri savunuyorsun.   
Yani, ortak noktamız o kadar çok ki, tek bir beyin gibiyiz…
O yüzden iyi ki de seninle tanışmışım…
İyi ki de o radyoyu dinleyip, ciddiye almış, daha önemlisi bayan olarak böyle bir cesareti göstermişsin. Yoksa ne seninle tanışma olanağı bulacak, ne de tanışmış olacaktık.  
Yazışmalara gelince;
Senin de dediğin gibi… Yazışmaların elbette ki, bir amacı, anlamı olmalı.
Yoksa… Kişi sahip olduğu ( insancıl ) duygu ve düşünceleri sadece kendi benliğinde barındırırsa bencillik olur.
Ancak, sahip olduğu düşünceleri çevresine aktarırsa en doğrusunu yapmış olur.
Çünkü mevcut sorunlar bir tek düşünceyle çözümlenemez, var olan sorunların çözümlenebilmesi için, birkaç düşünceye gerek vardır.
Bu düşüncede de, aynı yolda, aynı hedefe doğru yürüyorsak gerisi önemli değil…
Evet! Can Dost…
Ben bu şekilde nadir kişilere hitap ederim.
Zira herkese “Can Dost ” diyemiyorum, ama nedendir bilmem, size demek geldi içimden. Bundan sonra sizde, benim can dost’larımdan birisiniz. Mektubunda kendini, aileni o kadar güzel anlatmışsın ki, hiç tanımadığım halde, sanki yıllardır tanıyormuşum gibi kendime yakın hissettim.
Nasrettin Hocanın memleketi Akşehir’de doğup, büyüdüğünü, ama babanın, annenin Dersimli ve Alevi olduğunu yazıyorsun. Bende aslen Elazığlıyım ve Alevi çocuğuyum…
İsmim Ali…  
Yirmi yedi yaşındayım ve bekârım.
On kardeşin altıncısıyım. İki ablamla bir ağabeyim evlenip yurt dışına gittiler. İki ağabeyim de İstanbul'da kendi iş yerleri var, oraya yerleştiler. Ben de, liseyi bitirdikten sonra, İstanbul’a ağabeylerimin yanına geldim. On yıla yakındır birlikte çalışıyoruz. Bazı nedenlerden dolayı on yıldır memleketime hiç gitmedim ve toprağımı, insanlarımı çok özledim…
Ama ilk fırsatta gideceğim. Sosyalliğe önem verdiğim için, arkadaş çevrem çok fazla ve hiç boş zamanım yok diyebilirim.
En büyük tutkum ve zevkle yaptığım şey, on yaşından beri, ağabeylerimden görerek öğrendiğim saz çalmak.
Zaman buldukça, arkadaşlarla birleşip saz çalıyorum. Belki de, yıllardır yüreğimde taşıdığım, özlemlerimi, hasretlerimi onunla bastırıyorum.
Bekârım demiştim ama iki üç yıldır tanıştığım ve kişilik olarak her yönüyle takdir ettiğim bir kız arkadaşım var.
İsmi Hatice…
O da benim gibi çok sosyal ve iyi bir insan.
Bir yıla yakındır birlikte evlilik planları yapıyoruz ama ailesi evlenmemize izin vermiyor.
Onların gönüllerinin olmasını bekliyoruz. 
Okumayı çok sevdiğini söylüyorsun.
Benim babam da senin baban gibi çocuklarına çok düşkün ve kız, erkek ayrımı yapmadan yaşadığı zor şartlara rağmen okumak istedikleri yere kadar okutmuş.  
Evet, arkadaşım benimle ilgili merak ettiğin her şeyi ben de senin gibi bütün açıklığıyla yazmaya çalıştım. Ama gene de sormak istediğin şeyler varsa, ileriki mektuplarında hiç çekinmeden sorabilirsin.
Sana can dost diye hitabıma gelince…
Bu güne kadar hiçbir zaman din, dil, ırk ayrımı yapmadım ama sana can dost dememin belki de en büyük nedeni, aynı topraktan olmamızdan olabilir.
Hangi şehirde yaşarsak yaşayalım, asırlardır aynı sorunları, aynı acıları yaşamamız, yani ortak noktalarımızın çokluğundan olabilir.
Zaten bizden başkası da, böyle bir cesareti gösterip… Bir erkekle duygusallığa girmeden arkadaş, dost olabileceği düşüncesini savunmazdı.
   Tekrar diyorum…
   İyi ki tanışmışız.
   İnan ben çok mutluyum, umarım siz de mutlusunuzdur.
   İlk mektubumda sizi fazla sıkmak istemem. Daha sonraları sık, sık yazışırız.
   Tabi, yazışmamızı istiyorsanız…   Bu yazışma bir şeyler verecekse… Belli bir amacı varsa. Karşılıklı saygı, sevgi, doğruluk ve mertlik duyguları çerçevesinde dürüst ve samimi olmalıyız ki, yazışmamız bir şeye benzesin.
Gerçi ilk mektubun olmasına rağmen bunların hepsini, düşünce yapında buldum.
Özgür düşünüp, bağımsızca karar verebildiğin için, bu vasıflarından dolayı, başta aileni sonra da, seni kutlarım.
Ne mutlu bana…   Ne mutlu ki… Böyle cesur bir arkadaşım var.
Bütün aile fertlerine selamlarımı iletirsen sevinirim… 
Senin de ellerinden dostça sıkıyorum diye bitiriyorum.

Kategori: 

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

Feyza Eren’den Akdeniz’e Lirik Bir Güzel...
  Uzun yıllardır sanat yaşamını ABD’de sürdüren Feyza Eren, “Vedadır Belki” adlı, tekli çalışmasıyla yeniden...
80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...