
Emekli olduktan sonra tam rahata erdim diyecekken başlamış ağrıları amca ile eşinin. Ne zaman doktora varsa derdini anlatamadan geri gelmiş. El kol işaretleri ya da bildiği yarım yamalak Almancası ile anlatmaya çalışmış derdini, ama nafile. Ne o tam anlatabilmiş ne de doktor anlayabilmiş. Doktorun verdiği ilaçlar ağrılarını dindirememiş. Her gün bir yerleri ağrıyıp durmaktaymış.
Bir gün en küçük oğluna, “Oğlum annenle doktora gidiyoruz,” demiş. “Ama bir türlü derdimi anlatamıyorum. Doktorun verdiği ilaçlar da ağrılarımızı dindirmiyor. Anneni de götürüyorum, baksana dizlerinin ağrısı dinmek bilmiyor. Azalacağına çoğalıyor. Ne olur bir gün ayarla da bizimle doktora gel, tercüman ol bize.”
“Tamam,” demiş küçük oğlan.
Günlerden bir gün küçük oğlan gelmiş, babasını almış ve doktora gitmişler. Doktor babanın kanını alıp tahlil etmiş. Sonuçlar çok iyi. İdrar tahlili istemiş. Sonuç yine iyi. Sorular sorulur... Amca hepsini cevaplamış. En son doktor oğluna dönüp,
“Babanızın cinsel hayatı nasıl? Yazacağım ilaç ile ilgilidir,” diye sormuş.
Bu soru karşısında çocuk tıkanıp kalmış. Bu tür sorular aile içinde konuşulmaz, sorulmaz. Âdeta birer tabu diyememiş doktora. Düşünüp, düşünüp durmuş. Aklına bir şey gelmemiş o an için. Nasıl yanıt vereceğini bilememiş çocuk. Baba çocuğun tıkandığını, kızardığını görünce
“Ne sordu ki sana? diye seslenmiş çocuğuna.
Oğlanın eli bir saçına bir dizine gitmiş, elini nereye koyacağını bilememiş. Sıkıntıyla kırmızıya kesen o bakışlarını yere indirmiş. Babasına nasıl soracağını içten içe düşünüp durmuş. Boğazını temizleyerek bir iki öksürmüş.
“Baba...” deyip takılıp kalmış, kelimenin sonunu getiremeden yutkunmuş.
“Ne sordu oğlum? Nedir sendeki bu sıkıntı? Yoksa durumum iyi değil mi?” diyerek endişeyle sormuş baba.
“Hayır baba, çok şükür iyisin,” diye yanıtlamış çocuk.
“Peki öyleyse doktorun sorduğu soruyu niye tercüme etmiyorsun? Bir şey var mutlaka sen benden saklıyorsun! “
Bu ara çocuk babasına nasıl anlatacağını düşünüyormuş.
“Baba, sen annemle aynı odada mı yatıyorsun?”
“Herhâlde oğlum. Elbette aynı odada. Bu nasıl soru?
“Aynı yatakta mı?”
“Tövbe tövbe! Oğlum, bunun hastalıkla ilgisi ne, elbette ki aynı yatakta yatıyorum. Nerede yatacağım!”
Çocuk tıkanmış, karşılığını da bilmiyor ki sorsun. Almanca düşünüp Zazaca-Türkçe karışık soracak ama kelimeyi bulamıyor, nasıl çevireceğini bilemiyor. Üstelik Almanya doğumlu ya nasıl tercüme edeceğini düşünüp duruyormuş. Dayanamamış farklı tercüme etmiş,
“Baba sen annemi zikiyon mu?“
Babanın tepesinin tası atmış. Gözleri çakmak çakmak bir yanıp bir sönmüş.
“Ya bu orospu evladını ne diye ilgilendiriyor benimle ananın şeyi! Ona ne! Hem yatakla hastalığın ne alakası var! Bu, ne nasıl bir doktordur!..”
Akman Gedik