Son Yazılar

ELLERİNE YAZ DOLACAK

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Yüreği dert yüklü
Yanakları ateşten gül
Gülümsemeleri çoktan tükenen
Gözyaşları çağlayıp akan
Başında kara bulutlar uçuşan
Acısı dağları eriten
Çilelim
Maviş gözlüm, hilal kaşlım
En sevdiğim yerin
O gamzelerin
Düşmanlardan hiç erdem bekleme
Şu yaşanan cehennemde yanıyoruz
Çektiğimiz bitmeyen acı, kahırdır bizim

Kardelen Rengi Şafaklardı/ Erhan Altun

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Günümüze taşınmış kültürel yaratılar kendi dönemlerinin toplumsal devingenliğinin belirleyiciliğinde oldukları gibi, günümüz yaratıları da içinde bulunduğumuz toplumsal devingenliğin belirleyiciliğindedir. Sınıflar ve onların örgütlerinden bağımsız değildirler. Bu entelektüel üretimlerin sanatçının kendi sınıfı için ürettiği anlamındadır. Ancak bu da yetmez.

Kardeş Halkların Nazlı Çocukları

Yusuf Değirmenci kullanıcısının resmi

Dersim’e dair fotoğraflar, resimlerle oldukça duyarlı bir kitap. Yazarın duyarlılığı dizelere yansımış. Dersim’i anlatımdaki karelerden tanır gibi oluyor insan. Yaklaşıyor ona ve dokunuyor... Gitmeli ve görmeli Balaban Deresi’ni ve tüm diğer nehirleri, dağları ve çiçeklerini... Munzur’dan su içmeli, kadim zamanlardan bu yana adanan kurbanlardan tatmalı... Böylesi bir istekle mutlaka sözcüğü kafanızda devinip duruyor. Dersim’in tarihsel çığlığı daha da tanıdık oluyor. 

Eine Tages Unbedingt

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Alles wurde durchsucht und zerfetzt. Alles wurde von den Plätzen genommen, in die Luft geworfen, mit den Füssen getreten. Irgend-wann haben sie aufgehört mit der Durchsuchung. Einige haben die Haus-bewohner zornig gefragt: «Wo ist dein Mann?» «Wo ist euer Vater?» Jemand sagte mit einer mageren Stimme aus einem zitternden Körper, vielleicht konnte er sich selber nicht hören: «Wir wissen es nicht».

İdo DAYI

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

 
“Bu kadınları kim öldürdü Mükerrem Dayı? “ diye soruyor Yusuf.
Düşünüyor seksenlik Mükerrem Dayı. Okuma yazması yok ama zekâsı ve sağduyusu güçlü. Konuşurken, karşı düşüncelere hem (önceden hazırlanmış) kendi savı, hem de karşı savların kalbiyle aynı anda bakıyor. Kadınları kim vurabilir? İhtimaller üzerinde duruyor. Arkalarında izsiz, manasız şimdiler bırakan örnekleri sıralıyor. Dönüyor, dolaşıyor, ağızların pelesengine yani derin devlete bağlıyor.
“Sen ne diyorsun İdo Dayı?” diye başını sağa çeviriyor Yusuf. “Sence kim öldürdü bu üç kadını?”

Iskalanmış Barış

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

Bu ara, Hans Lukas Hıeser'in, İletişim Yayınları'ndan çıkan, 850 sayfalık Iskalanmış Barış'ını okuyorum. Hans Lukas, 1957 Zürich doğumlu. Doktorasını Basel’de yapmış, Zürich ve Freiburg Üniversitelerinde modern tarih doçentliği yapmakta. Iskalanmış Barış'ta 1839-1938 arasındaki yüz yıllık bir süreci değerlendirir.1830’larda gelindiğinde Mısırın başındaki Mehmet Ali Paşa, yayılmacı bir politika izleyerek, Osmanlı'yı parçalanmanın eşiğine getirir.

Der Fish und Die Melisa

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Izmir gefiel ihm sehr. Izmir war für ihn eine fabelhafte  Gegend. Er fiel in die Magie von Kordon. Kordon war eine Zuflucht für ihn.
Er lag auf der Wiese am Strand und schaute pausenlos nach Passanten. Meistens beobachtete er die Leute vom Deutschen Konsulat,die eine lange Schlange bildeten. Es gefiel ihm die sogenannten " Hoffnungsreisende" zu beobachten.
Seine Freude steigerte sich in unermässliche, wenn eine aus der Schlange sich über sein Visum freute.
Er stand auf. Das Gehen fiel ihm schwer. Seine Füsse waren taub.

"Uzakların Öyküsü"

Keje Elif Orhan kullanıcısının resmi

Yazar bizim kuşağın bir savrulanı, o da uzakları zorunlu barınma yeri olarak bilmiş. Uzak da olsa bile doğduğu toprağı, gizemli diyarın tınılarını ve özlemini hep yüreğinde saklamış ki gün gelince boy vermiş, çocuklarına, çevresine bunu bir güzel de aşılamış.
Uzakların öyküsü kendi halinde küçük insanların sıcacık, ekmek buğusu gibi sımsıcak, okuyanı sarıp sarmalayıp tanımadığımız diyara konuk ediyor.
Çok güzel anlatmış insanları, özlemini ve kendi toprağını, hissederek, koklayarak.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...